Devlet Vatandaşı Tacir Zannedederse |
Türkiye’de ekonomi yönetimi son yıllarda sıkça aynı yanlışa düşüyor: Sorunların çözümünü üretimde, rekabette ve yapısal reformlarda değil; vatandaşa getirilen kısıtlarda arıyor. Resmî Gazete’de yayımlanan Karar ile yurt dışından bireysel alışverişlerde uygulanan 30 Euro’luk gümrük muafiyetinin kaldırılması, ilk bakışta “ithalatı kısıtlama” ve “yerli üreticiyi koruma” gerekçeleriyle savunulabilir gibi görünüyor. Ancak biraz derinlemesine bakıldığında, bu kararın iktisadi akıldan, serbest piyasa mantığından ve vatandaş-devlet ilişkisinin doğasından ciddi biçimde koptuğunun görülmesi gerekiyor. Bu karar, ithalatçıyla bireysel tüketiciyi aynı kefeye koyan, vatandaşı potansiyel kaçakçı gibi gören ve dijital çağın gerçeklerini yok sayan bir bakış açısının ürünüdür. Önce en temel gerçeği hatırlatmak gerekir: Yurt dışından 10-20 Euro’luk bir ürün sipariş eden vatandaş, ithalatçı değildir. Bu kişi, kendi ihtiyacı için alışveriş yapmaktadır, ticari amaç gütmemektedir ve piyasa dengelerini bozacak bir hacme sahip değildir. Buna rağmen, detaylı gümrük beyannamesi zorunluluğu getirerek vatandaşı bürokratik bir labirentin içine sokmak, açıkça orantısız bir devlet refleksidir. Devletin görevi, vatandaşın hayatını zorlaştırmak değil; onu........