İran-İsrail Savaşı’na Dair

Beklendiği gibi İran-İsrail Savaşı başladı. Bir süredir, müzakerelere rağmen bu savaş bekleniyor ve konuşuluyordu. Aslında bu uzun yıllardan beri tartışılan ve dile getirilen bir konuydu. Henüz ben öğrenciyken, 7-8 yıl evvel, 2019’da ve 2018’de  yazdığım 2 ayrı yazıda olası ABD-İran savaşını ve İran’da bir iç karışıklık ihtimalini değerlendirmiştim:

“ABD-İran Gerilimi ve Türkiye’nin Seçenekleri”

“İran Meselesi ve ABD’nin Sertleşen Politikalarına Bakış”

7 Nisan 2025’te kaleme aldığım Yine, Yeniden Yeni Dünya Düzeni başlıklı yazıda ise İsrail’in Golan Tepeleri’nde dahi İran’a saldırmak için hazırlık yaptığını belirtmiştim:

“Yine, Yeniden Yeni Dünya Düzeni”

Gelinen noktada, İran ile İsrail arasında bir savaş başlamış oldu. Bu noktada, savaşın bir an evvel son bulmasını ve sivillere zarar gelmemesini temenni ediyor, Allah Müslümanların yardımcısı olsun diyorum. Mübarek Ramazan ayında, Allah tüm Müslümanları inşallah bayrama selametle kavuşturur. Barış ve diplomasi herkes için şüphesiz en faydalısıdır.

Şimdi meseleye dair birkaç noktaya değinelim;

1979’da İran’da devrim gerçekleştikten sonra İsrail İran’ı tehdit olarak görmeye başladı. Oysa İran’ın bir Şii ekseni oluşturma hayali ve bölgede yaptıklarından faydalananlardan biri de -öyle ya da böyle- İsrail oldu. İran’ın Şii Hilali Projesi, Şii-Sünni ayrılığını derinleştirerek Ortadoğu’da kısmen var olan birlikteliği bozdu. 79 Devrimi’nden önce defalarca kez İsrail ile savaşan Arap ülkeleri sonrasında bir kez bile birleşip İsrail ile savaşamadı. Pek çok Arap ülkesi için bölgede yeni tehdit, Şii olan ve rejimini ihraç için uğraşan İran oldu.

Her ne kadar bu gerçek önümüzde dursa da İran, aynı zamanda Hizbullah’a, Hamas’a, Yemen’deki gruplara ve diğerlerine verdiği desteklerle İsrail’e zarar da verdi. İsrail ise dünya düzeninin kırılmalar yaşadığı bu dönemde artık tarihî bir fırsat elde ettiğini düşünerek İran’da rejim değişikliği istiyor. Bunu İran’ın nükleer silah ürettiği bahanesiyle gerekçelendiriyor olsa da belirtmek gerekir ki İsrail Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’na taraf olmayan birkaç ülkeden biridir. Ayrıca daha 9 yıl evvel BM’de 122 ülke tarafından kabul edilen Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması’na ABD dahil pek çok gelişmiş ülke katılmamıştır. Kaldı ki İsrail’in de nükleer silah ürettiğine dair pek çok iddia varken denetim de yoktur. Dolayısıyla 1990lardan beri dile getirilen ve “ha üretildi, ha üretilecek” olan nükleer silah meselesinin bahane olduğu izahtan varestedir ve bu gerekçe ne “önleyici” saldırı ne de başka gerekçeler ile uluslararası hukuka uygun değildir. Dolayısıyla bu saldırıların nedeni İsrail’in İran’da artık kendi yanında bir rejim istemesi ve İran’ı tehdit olamayacak kadar zayıflatmaktır.

Elbette bunun bizi ilgilendiren pek çok sonucu da olacaktır: Her şeyden evvel, İsrail bir kez daha bölge için ne denli bir tehdit olduğunu göstermiş oldu. Akdeniz ve Suriye’deki gelişmeleri de göz önünde........

© Hür Fikirler