Pencereleri Kapatalım, Buzdolaplarını Yasaklayalım! |
19. Yüzyıl Fransa’sından 1930’lar İstanbul’una Bir Korumacılık Komedisi
Bir iktisat tarihçisi olarak piyasaların nasıl çalıştığı konusu hep ilgimi çekmiştir. Piyasanın hangi problemlere nasıl çözümler üretebildiği meselesi incelemeye değerdir. Yine gazetede başka bir konuyu araştırırken ilginç bir haber ile karşılaştım. 19 Haziran 1934 tarihindeki bu habere göre buz satıcıları, buz tüketimini azalttığı için buzdolaplarının yasaklanmasını talep etmişler! Haber metni şu şekilde;
“Buz serbayii belediyeye müracaat ederek elektrikle işliyen soğutma dolaplarının çoğalması münasebetile buz sarfiyatının azaldığını ve bu suretle belediye ile yaptığı mukavele ahkâmının ihlâl edildiğini iddia etmiş, soğutma makinelerinin menedilmesini, aksi takdirde belediyeden zarar ve ziyan istiyeceğini bildirmiştir.”
Tesadüfen önüme çıkan bu haber Frédéric Bastiat’nın 1845 yılında yazdığı meşhur “Mumcular Dilekçesi” hicvinin gerçek hayattaki bir örneğini göstermekteydi. Bastiat o meşhur yazısında Fransız hükümetine seslenen hayalî mum üreticilerini anlatır. Bu üreticiler; bedava ışık vererek piyasayı mahveden, haksız rekabet yaratan korkunç bir rakibe karşı devletten yardım isterler. Bu rakip Güneş’tir! Çözüm ise basittir: Tüm pencereler çivilenmeli, perdeler sıkıca kapatılmalı ve halkın mum satın alması zorunlu kılınmalıdır.
Bastiat bu absürt örnekle, teknolojik gelişmeye ve doğal avantaja karşı “üreticiyi koruma” maskesi altında tüketicinin nasıl cezalandırıldığını anlatıyordu. Aradan yaklaşık bir asır geçer. Yer 1934 yılının İstanbul’udur. Akşam gazetesinin bu haberi, Bastiat’nın bu dahiyane hicvinin ete kemiğe bürünmüş halini karşımıza çıkarır.
Gazete küpüründeki “Buz Satışı” başlıklı haberde, dönemin buz tedarikçisi, belediyeye adeta Bastiat’nın mumcuları gibi dert yanmaktadır. Şehirde elektrikle çalışan soğutma dolaplarının (buzdolaplarının) yaygınlaşması, buz satışlarını baltalamaktadır.
Buz tedarikçisinin mantığı, Bastiat’nın hayali mumcularıyla birebir örtüşür. İstanbul’daki buz tedarikçileri adeta şöyle demektedir; “Benim belediye ile buz satışı üzerine sözleşmem var. İnsanlar kendi evlerinde buzdolabı çalıştırarak buz imal edemezler; bu benim imtiyazımı ihlâl etmektir!”
Teknolojiye Karşı Dilekçe
Haberde açıkça belirtildiği üzere, buz tedarikçisi, buzdolaplarının “menedilmesini” (yasaklanmasını) aksi takdirde belediyeden uğradığı zararın tazmin edilmesini talep etmektedir. Yani ilerleme, konfor ve teknoloji, bir imtiyaz sahibinin kâr marjı uğruna durdurulmalıdır.
Bastiat’nın mumcuları nasıl ki güneş ışığının girmesini engellemek için pencerelerin tahtalarla kapatılmasını istediyse; bizim buzcumuz da evlere giren teknolojinin fişinin çekilmesini istemektedir. İkisinin de ortak noktası, toplumsal faydayı (daha taze gıda, daha ucuz soğutma) bir kenara itip, verimsiz olanı zorla yaşatma çabasıdır.
Sonuç: Kazanan Her Zaman “Işık” Olur
İktisat tarihi, değişime direnenlerin hazin öyküleriyle doludur. Bastiat’nın mumcularının güneşi batıramadığı gibi, 1934’ün İstanbul buzcuları da buzdolabının mutfaklara girişini engelleyemediler.
Bugün bu gazete küpürüne baktığımızda gülebiliriz, ancak modern dünyada hâlâ yeni teknolojilere, dijital platformlara veya daha verimli iş modellerine karşı “pencereleri kapatalım” diyen imtiyaz sahiplerinin (veya imtiyaz sahibi olmak isteyenlerin) dile getirdiği korumacı sesleri duymaya devam etmekteyiz.
İstanbul’daki buz tedarikçilerinin isyanından 92 yıl sonra gazetelerde Petlas Genel Müdürü’nün şu açıklamasıyla karşılaştık: “Yerli lastik üreticileri olarak ülkemizin ihtiyacını karşılayabilecek güçteyiz. Ama yurt dışından gelen kontrolsüz ve ucuz lastikler hem kapasitemizi kullanmamıza hem de yeni yatırıma engel oluyor. Devlet makamlarının ek vergi koyması için temas halindeyiz. Uzun bir süreç ama sonunda kazanan ülkemiz olacak” (1)
Bastiat’nın o meşhur dilekçesi 180 yıl sonra bile kulağımızda çınlamaya devam etmelidir.
Çünkü güneş doğmaya, teknoloji de soğutmaya devam edecektir.
(1) https://www.yenisafak.com/ekonomi/yerli-lastik-ureticisi-koruma-istiyor-4804275