We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İdeolojik Çarpıtma, Hedef Saptırma ve Kirli Propaganda

2 3 1
23.02.2021

Babam, 70’li yıllarda Gazi Eğitim Enstitüsü’nde okumuş. Hem çalışıp hem okuduğu için dersleri takip edemiyor, sadece imtihan dönemlerinde Ankara’ya gidiyormuş. O dönemde yaşanan siyasal kutuplaşmanın üniversiteye yansımasıyla ilgili ilginç şeyler anlatır:

“Sabah okula giden çocukların akşam sağ-salim eve döneceğinden kimse emin olamıyordu. Sağ-sol kavgası sokağa taşmış, kahvehaneler bile ayrılmıştı. Gittiğin kahveden okuduğun gazeteye, giyim kuşamından bıyık bırakma biçimine kadar her şey siyasî mensubiyetinin bir tezahürü kabul ediliyordu yahut zaten öyleydi. Her yanı kaplayan siyasal şiddetten korunabilmenin yolu okulda, sokakta, işte… daha organize gruplardan birine girmek veya yanaşmak olduğunu düşünen solcular devrimcilere, sağcılar ülkücülere meylediyordu.

Yıl sonu imtihanlarına girmek için birkaç günlüğüne Ankara’daydım. Enstitünün önüne gittiğimde kapıların tutulduğunu ve kimsenin içeri alınmadığını gördüm. İmtihana girmek için bekleyenlerle, kapıları tutanlara destek vermek için gelenlerin oluşturduğu kalabalığı geçemeyeceğimi anlayıp, en arkada beklemeye başladım. “Arkadaşlar, bu tarafa dönelim” diye bir ses geldi. Herkes arkaya dönünce, kendimi grubun en önünde buldum. Yanımdakiler hazırlıklı gelmişti. Pankartlar açıp, slogan atmaya başladılar. Az önceki sesin sahibi, Bedrettin Cömert’in öldürülmesini lanetleyen konuşmasını bize doktor olmak gerekmez, hâkim olmak, savcı olmak, öğretmen olmak gerekmez; bize devrimci olmak gerekir!.. sözleri ve alkışlarla bitirdi. Bunun üzerine, “Bizimkiler, bu tarafa!..” diye bir ses daha duyuldu. Ülkücüler kalabalıktan ayrılıp, o tarafta kümelenmeye başladı. Bu hareketlenmeden istifade ederek oradan uzaklaştım. Ertesi gün enstitüye gittiğimde etraf, yara bere içindeki öğrencilerle doluydu”.

Protesto kültürü ve sol

İlk nümayişime ben de üniversite sıralarında katıldım. Bahçede onbeş-yirmi kişi toplanmıştı. Merakla yaklaşıp ne olduğunu sordum. YÖK’ün kuruluş yıldönümünü protesto edeceklermiş. Tereddüt etmeden aralarına katıldım. 12 Eylül’den ve darbelerden nefret ediyordum.

Bir avuç kişiydik zaten; bağırdık, çağırdık. Nümayiş bitti, dağılıyoruz derken hadi, dediler, şimdi de özelleştirmeyi protesto edelim!

Bu, hesapta yoktu işte… YÖK için toplandıysak YÖK’ü, sadece YÖK’ü protesto etmeliydik. Ben gruptan ayrıldım, kalanlar devam etti. Çok sonra gördüm ki iki benzemezi bir araya getirmek ve ilan edilen toplanma amacının dışına çıkmak, ülkemizdeki protesto kültürünün çarpık bir özelliğiydi. Bu çarpıklık, eylem/protesto kültürü daha gelişmiş sol çevrelerde daha belirgindi

Ne şeriat ne darbe

Yıl 1997. İzmir’deyim. 28........

© Hür Fikirler


Get it on Google Play