menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ZİLYETLİĞİN TESPİTİ DAVALARINDA GÖREVLİ MAHKEME

7 11
10.02.2026

I. GİRİŞ

Zilyetliğe ilişkin uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin belirlenmesi, uygulamada çoğu zaman davanın başlığından veya talep sonucunda kullanılan ifadelerden hareketle yapılmaktadır. Bu yaklaşım ise özellikle zilyetliğin tespiti istemiyle açılan davalarda hatalı görev belirlemelerine yol açabilmektedir.

Nitekim uygulamada yerel mahkemelerin, zilyetliğe ilişkin her talebi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 4. maddesi kapsamında değerlendirerek Sulh Hukuk Mahkemesi’ni görevli kabul ettiği; buna karşılık Bölge Adliye Mahkemelerinin ise davanın hukuki niteliğini esas alarak Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olduğu sonucuna ulaştığı görülmektedir.

Bu çalışma, zilyetliğe ilişkin davaları iki ayrı kategori altında inceleyerek, görev meselesini hem yasal düzenleme hem de somut kararlar ışığında değerlendirmeyi amaçlamaktadır.

II. SIRF ZİLYETLİĞİN KORUNMASI DAVALARINDA GÖREV

1. Kavramsal Çerçeve

Sırf zilyetliğin korunması davaları, zilyedin herhangi bir aynî veya şahsî hak ileri sürmeksizin, yalnızca fiilî hâkimiyetinin ihlal edildiği iddiasıyla açtığı davalardır.

Bu davalarda amaç, hakkın kime ait olduğunun belirlenmesi değil; hukuka aykırı fiilî müdahalenin bertaraf edilmesidir. Bu nedenle:

- Mülkiyet araştırması yapılmaz,

- Tapu, sözleşme veya miras ilişkisi incelenmez,

- Yalnızca zilyetliğin mevcut olup olmadığı değerlendirilir.

2. Yasal Dayanak ve Görevli Mahkeme

6100 sayılı HMK’nın 4/1-c maddesi uyarınca:

“Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davalar” sulh hukuk mahkemelerinde görülür.

Bu hüküm dar yorumlanması gereken ve istisnai bir görev düzenlemesidir. Dolayısıyla ancak salt zilyetliğin........

© Hukuki Haber