KONKORDATO SÜRECİNDE BANKA KREDİ ALACAKLARINDA HESABIN KAT EDİLMESİ, MUACCELİYET VE KEFİL SORUMLULUĞU

I. Genel Olarak

Konkordato kurumu, borçlunun ekonomik varlığını korumayı amaçladığı kadar, alacaklılar arasında eşitliği ve dengeyi sağlamayı da hedefleyen çok yönlü bir hukuki koruma müessesesidir. Bu yönüyle konkordato, yalnızca alacaklı-borçlu, hatta sadece asıl borçlu bakımından değil, alacak ilişkisine dahil olan tüm taraflar açısından sonuç doğuran bir süreçtir.

İfade edelim ki, banka kredi ilişkilerinde hesabın kat edilmesi ve alacağın muaccel hâle gelmesi, konkordato sürecinde daha da hassas bir nitelik kazanmakta; özellikle kefil aleyhine başlatılan takipler bakımından ciddi hukuki sorunlar ortaya çıkmaktadır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 03.03.2025 tarihli ve 2024/2903 E., 2025/1424 K. sayılı kararı, konkordato sürecinde bankaların hesap kat’ı yoluyla alacağı muaccel hâle getirmesinin sınırlarını net biçimde ortaya koyması bakımından son derece önemlidir.

II. Somut Uyuşmazlık ve Yargılama Süreci

Somut olayda, davacı banka ile dava dışı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine dayanılarak, hesabın kat edilmesi sonrasında asıl borçlu ve kefil aleyhine icra takibi başlatılmıştır. Davalı kefilin itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasında, asıl borçlu hakkında konkordato kesin mühleti bulunduğu da dosya kapsamından anlaşılmaktadır.

İlk derece mahkemesi, konkordato sürecinin kefil aleyhine takip başlatılmasına engel olmadığı gerekçesiyle davayı kabul etmiş; Bölge Adliye Mahkemesi ise konkordato geçici mühletinden önce muaccel hale gelmiş bir borç bulunmadığı, bu nedenle hesabın kat edilmesinin hukuka aykırı olduğu sonucuna........

© Hukuki Haber