DOSYA TUTMA VE SAKLAMA YÜKÜMLÜLÜĞÜNÜN “UYARMA” YAPTIRIMINA BAĞLANMASI: AVUKATLIK KANUNUNUN 135. MADDESİNE DAİR ELEŞTİREL BİR DEĞERLENDİRME |
I. Genel Olarak
Avukatlık, sadece bir serbest meslek faaliyeti olmayıp aynı zamanda adil yargılanma hakkının gerçekleşmesinde Anayasal işlevi havi bir kamu hizmetidir. Bu nedenle avukatın mesleki yükümlülükleri, sıradan meslek kurallarının ötesinde, yargı sisteminin güvenilirliğiyle doğrudan bağlantılıdır.
Avukatlık Kanunu’nun 135. maddesinde, “dosya tutmamak veya dosya saklama yükümlülüğünü ihlal etmek” fiilinin uyarma cezası ile yaptırıma bağlanmış olması, bu anayasal işlevle açık bir orantısızlık göstermektedir.
Bu çalışmada, söz konusu düzenleme; hukuki güvenlik, müvekkilin korunması, delil muhafazası ve yargısal denetim ilkeleri ışığında eleştirel olarak incelenecek; mevcut düzenlemenin yetersizliği ortaya konulacaktır.
II. Dosya Tutma Ve Saklama Yükümlülüğünün Hukuki Niteliği
Dosya tutma ve saklama yükümlülüğü, şekli bir büro düzeni kuralı değildir. Bu yükümlülük aynı zamanda;
Müvekkilin hak arama özgürlüğünün korunması, avukatın özen ve sadakat borcunun somutlaşması, olası uyuşmazlıklarda ispat ve denetim mekanizmasının işletilmesi ve yargı mercilerinin sağlıklı bilgiye erişimi bakımından kurucu nitelikte bir mesleki ödev olarak görülerek, dosya tutma ve saklama yükümlülüğüne uyulmaması bir disiplin suçu sebebi olarak düzenlenmiştir.
Dosyanın tutulmaması ya da saklanmaması; vekâlet ilişkisinin içeriğinin, yapılan işlemlerin ve alınan talimatların sonradan tespitini imkânsız........