BORÇLUNUN ALTIN HESABININ HACZİ

I. Genel Olarak

Klasik anlamda haczin konusunu taşınır ve taşınmaz mallar ile alacaklar oluşturmakla birlikte, bankacılık sisteminin dijitalleşmesi ve finansal ürünlerin çeşitlenmesi, haczin kapsamına ilişkin yeni sorun alanlarını da beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda uygulamada giderek artan şekilde tartışılan meselelerden biri, borçlunun bankalar nezdindeki altın hesaplarının haczedilip haczedilemeyeceğidir.

Altın hesabı, fiziki teslim olmaksızın bankalar nezdinde kayden tutulan ve belirli bir gram altın miktarını ifade eden hesap türüdür. Bu hesaplar her ne kadar klasik mevduat hesabı niteliğinde olmasa da ekonomik değer itibarıyla borçlunun malvarlığının bir parçasını oluşturur.

Bu nedenle borçlunun altın hesabının haczi, icra hukukunun temel ilkeleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.

II. Altın Hesabının Hukuki Niteliği ve Haczedilebilirliği

Borçlunun bankadaki altın hesabı, hukuki nitelik itibarıyla fiziki altının muhafazası değil, bankadan talep edilebilecek bir alacak hakkını ifade eder. Borçlu, bu hesap sayesinde bankadan belirli miktarda altının aynen teslimini ya da karşılığı bedelin ödenmesini talep edebilir. Bu yönüyle altın hesabı, İcra ve İflas Kanunu anlamında borçlunun üçüncü kişi nezdindeki alacağıdır.

Bu tespit önemlidir. Zira borçlunun üçüncü kişilerdeki alacaklarının haczi, İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesi uyarınca gerçekleştirilmektedir. Banka, altın hesabı bakımından borçlunun alacaklısı konumunda olup, haciz sürecinde üçüncü kişi sıfatıyla sorumluluk taşır.

İcra ve İflas Kanunu’nda haczi caiz........

© Hukuki Haber