menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tutukluluğun İncelenmesine Müdafiin Katılma Hakkı

16 0
04.02.2026

“Tutukluluğun incelenmesi” başlıklı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.108/1’e göre; “Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk halinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hakimi tarafından 100. madde hükümleri gözönünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir”.

Hükümde; soruşturma aşamasında tutukluluğun incelenmesi sırasında, şüpheli veya müdafiin sulh ceza hakimi tarafından huzurda dinlenmek suretiyle karar verileceği ifade edilmiştir. Kanun koyucu; “şüpheli ve müdafii” yerine “şüpheli veya müdafii” ibaresini kullanarak, tutukluluğun incelenmesinde şüpheli ve müdafinden birisinin dinlenilmesini yeterli görmüştür.

“Tutuklama kararı” başlıklı CMK m.101/3’de, tutuklama istenildiğinde şüpheli veya sanığın müdafiin yardımından yararlanacağı, tutukluluğun uzatılmasını düzenleyen CMK m.102/3’de de benzer bir hüküm yazılı olduğu halde, CMK m.108/1’de aynı yönde hükme yer verilmediğini görmekteyiz. Yazımızda, tutukluluk incelemesinde müdafiden yararlandırılma hakkı üzerinde durulacaktır.

Tutuklama kararının şartları CMK m.101’de gösterilmiştir. Cumhuriyet savcısı tarafından tutuklanması talep edilen şüpheli veya sanığın yanında müdafii bulunmak zorundadır. CMK m.101/3’e göre; hakkında ilk defa tutuklanması talep edilen, yani bir tutuklama kararına bağlı olarak tutukluluğunun devamı talep edilmeyen şüpheli veya sanığa hukuki yardım yapacak bir avukat bulunmalıdır. Benzer düzenleme, azami tutukluluk sürelerini düzenleyen Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 102. maddesinin 3. fıkrasında yer almaktadır. CMK m.102/3’e göre, “Bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir”. Aksi halde, ilk defa tutuklama veya tutukluluğun uzatılması talebinin kabulü veya reddi kararı hukuka aykırı olacaktır. Tutuklama veya tutukluluğun uzatılması talebi reddedildiğinde, yanında avukat bulunmayan şüpheli veya sanık için esasa etkili bir hak ihlali doğmayacaksa da, tutukluluğun kabulü durumunda hukuki yardım eksikliğine bağlı ciddi bir aykırılıkla karşılaşılacağı tartışmasızdır.

CMK m.102/3’de düzenlenen tutukluluğun uzatılması usulünde; şüpheli veya sanık ile müdafii, hakim veya mahkeme huzurunda hazır bulundurulmalıdır. Tutukluluğun uzatılması, buna itiraz ve ara incelemeler dahil tüm tutukluluğun uzatılması tasarruflarında şüpheli veya sanığın yanında avukatı da hazır bulundurulmalıdır.

Sorun; ilk defa tutuklamaya sevk veya tutukluluğun uzatılmasında değil, bunlar dışında kalan tutukluluğa itiraz, tahliye talebi ve tutukluluğun incelenmesi sırasında yaşanacaktır.

“Kişi hürriyeti ve güvenliği” başlıklı Anayasa m.19’da; suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişinin, ancak adaletten kaçmasını, delilleri ortadan kaldırmasını veya değiştirmesini önlemek amacıyla kanunda gösterilen hallerde ve hakim kararına bağlı olarak tutuklanabileceği ifade edilmiştir. Tutuklanan kişinin, makul sürede yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakkı vardır. Tutuklanan kişi, hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma ve en kısa sürede hakkında karar verilmesini bu yargı merciinden talep etme hakkına sahiptir.

Buna benzer hükümler; “Özgürlük ve güvenlik hakkı” başlıklı İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m.5’de de bulunmaktadır ki, Anayasa m.19’un hükümleri de bu 5. maddeden alınmıştır.

“Hak arama hürriyeti” başlıklı Anayasa m.36/1’e göre; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”. Görüleceği üzere hükümde; herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanacağı ifade edilerek, açık bir düzenlemeye yer verilmese de, bir avukatın hukuki yardımından faydalanma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.

Bu sebepledir ki; “İfade ve sorgunun tarzı” başlıklı CMK m.147/1-c’de, şüpheli veya sanığın müdafii seçme hakkı ve müdafiin hukuki yardımından yararlanması öngörülmüştür. Şüpheli veya sanığın müdafiden hukuki yardım alması, CMK m.149, 150 ve 154’de net bir şekilde düzenlenmiştir.

“Şüphelinin veya sanığın müdafi seçimi” başlıklı CMK m.149/3’e göre; “Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz”. Hükümden net bir şekilde anlaşılan; soruşturma ve kovuşturma aşamalarının her aşamasında ve dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının kısıtlanma veya bu kısıtlılığın devam etme ihtimalinin........

© Hukuki Haber