Rüşvet Suçunda Teknik Araçlarla Delil Elde Etme Yöntemleri |
Rüşvet suçu; her iki tarafın (rüşvet alan ve rüşvet veren) fail olarak kabul edildiği, karşılıklı menfaat ilişkisine dayanan ve doğası gereği gizlilik içinde işlenen bir suç tipidir. Bu özelliği nedeniyle rüşvet suçlarında doğrudan mağdur bulunmaması, delil elde etme sürecini klasik yöntemlerin ötesine taşımakta ve soruşturma makamlarını daha istisnai koruma tedbirlerine yöneltmektedir. Bu çalışmada; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 140. maddesi kapsamında düzenlenen teknik araçlarla izleme tedbirinin sınırları ve özellikle rüşvet suçunda taraflardan birisine sesli/görüntülü cihaz yerleştirilerek, delil elde edilmesinin hukuki geçerliliği incelenmektedir.
II. Teknik Araçlarla İzleme
Teknik araçlarla izleme[1] adlı koruma tedbirinde; ceza soruşturmasında delil, iz, eser ve emare elde etmek amacıyla başvurulabileceği, CMK m.140’da belirtilen şartların sağlanması gerektiği, buna göre suçun işlendiği hususunda somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka suretle delil elde edilmemesi halinde, soruşturma aşamasında şüphelinin, kovuşturma aşamasında sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ve işyeri teknik araçlarla izlenebileceği, ses ve görüntü kaydı yapılabileceği görülmektedir. Teknik araçlarla izleme tedbirine konu olabilecek suçlar katalog halinde belirlenmiş olup, yalnızca sayılan suçlar yönünden bu tedbirin tatbiki mümkündür. CMK m.140/5’de yer alan düzenleme doğrultusunda bu tedbirin şüphelinin veya sanığın konutunda uygulanamayacağı da açıkça belirtilmektedir.
Bununla birlikte; teknik araçlarla izleme ile ilgili konut bakımından kısıtlama, rüşvet veren veya rüşvet alan veya rüşvete aracılık eden veya rüşvet suçuna iştirak eden bir kişinin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Etkin pişmanlık” başlıklı hükümlerinden yararlanması ve izninin olması halinde evinde veya çevresinde veya izninin olması kaydıyla üçüncü kişinin konutunda uygulanmaz. Hem ev ve hem de işyeri olarak kullanılan yerlerde, şüphelinin veya sanığın özel ve aile hayatı ile ilgili olmamak kaydıyla CMK m.140/5’in öngördüğü yasak uygulanmaz ve “ev ofis” amacına hizmet eden bu “konut işyeri” özelliğine sahip karma tipli yerlerde teknik araçlarla izlemenin mümkün olabileceği gözardı edilmemelidir.
Belirtmeliyiz ki; teknik araçlarla izleme tedbiri, ceza muhakemesinde delil toplama yöntemlerinin yetersiz kaldığı durumlarda başvurulabilecek istisnai nitelikte bir koruma tedbiridir. Kanun koyucu; bu tedbirin uygulanmasını “başka suretle delil elde edilememesi” şartına bağlayarak, teknik izlemeyi tali ve son çare niteliğinde kabul etmiştir. Bu nedenle; teknik araçlarla izleme tedbiri geniş yorumlanabilecek bir soruşturma yöntemi olmayıp, sıkı şartlara bağlı şekilde uygulanması gereken tedbir niteliğini taşır, çünkü iletişim takibi, gizli soruşturmacı veya teknik araçlarla izleme gibi yöntemlerle delil elde etme veya faili belirleyip yakalama faaliyetleri temel hak ve hürriyetlere ciddi kısıtlamalar getirmektedir.
Gerçekten de teknik araçlarla izleme tedbiri; yalnızca şüpheli veya sanığın davranışlarının takibinden ibaret olmayıp, aynı zamanda özel hayatın gizliliğine müdahale niteliği taşıyan ağır bir koruma tedbiridir. Teknik araçlarla izleme tedbirinin tatbiki sırasında “ölçülülük” ilkesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle izleme faaliyetinin kapsamı, süresi[2], yöntemi ve elde edilen kayıtların muhafazası hususlarında kanunun öngördüğü sınırların dışına çıkılması mümkün değildir.
Öte yandan; teknik araçlarla izleme tedbiri ile iletişimin denetlenmesi, fiziki takip veya gizli soruşturmacı görevlendirilmesi gibi diğer koruma tedbirleri birbirlerine karıştırılmamalıdır. Teknik araçlarla izleme, doğrudan fiziki ortamın ve davranışların sesli veya görüntülü şekilde kayda alınmasına yönelik bir koruma tedbiridir. Bu nedenle; bu tedbirin kapsamı genişletilerek, diğer koruma tedbirlerinin yerine kullanılması mümkün değildir.
III. Rüşvet Suçunda Taraflardan Birisinin Üzerinden Teknik Araçlarla Delil Elde Edilmesi
Soruşturma makamları; rüşvet suçunu ortaya çıkarmak amacıyla taraflardan birisi üzerinden gizli ses ve görüntü kaydı elde ettiğinde, bu yöntem CMK m.140 uyarınca teknik araçlarla izleme koruma tedbiri kapsamında delil elde etme yöntemi midir, yoksa sınırları zorlayan bir delil üretme aracı mıdır?
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 140. maddesi, teknik araçlarla izlemeyi katalog suçlar bakımından kabul etmiş ve belirli sıkı şartlara bağlamıştır. Somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunması ve başka suretle delil elde edilememesi bu şartların başında gelir. Ancak burada esas mesele yalnızca kanunda sayılan şartların varlığı değil, aynı zamanda yöntemin niteliği, yani “delil elde etme” ile “yeni bir suç oluşturma” arasındaki çizginin nerede çizileceğidir.
Rüşvet suçu bakımından tartışma oluşturan asıl mesele; teknik araçlarla izlemenin doğrudan kolluk tarafından değil, suç ilişkisinin taraflarından birisi üzerinden gerçekleştirilmesidir. Uygulamada sıklıkla; rüşvet ilişkisine taraf olan kişinin ceketine gizli kamera yerleştirilmesi, vücuduna ses kayıt cihazı takılması veya görüşmenin canlı aktarım suretiyle kolluk tarafından eşzamanlı takip edilmesi yöntemlerine başvurulabilmektedir.
Kanaatimizce; bir taraf üzerinden teknik araçlarla delil elde edilmesini hukuka aykırı kabul etmek isabetli olmayacaktır, çünkü rüşvet suçu niteliği gereği çoğu zaman kapalı ilişki içerisinde işlenmekte ve maddi gerçeğe ulaşılabilmesi bakımından teknik kayıt dışında başkaca bir delil elde edilmesi fiilen mümkün olamamaktadır. Özellikle kamu görevlisinin menfaat talebinin, para alışverişinin veya menfaat ilişkisine dair irade açıklamalarının ortaya çıkarılabilmesi bakımından teknik kayıtlar ciddi şekilde önem taşımaktadır.
Ancak burada belirleyici olan husus, adli makamların süreç içerisindeki rolüdür. Kolluk veya taraflardan birisi; karşı tarafı suça........