Fiyatları Etkileme ve Stokçuluk Suçları

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 235 ila 242. maddelerinde ekonomi, sanayi ve ticarete ilişkin suçlar düzenlenmiştir. Bu yazımızda; 237. maddede tanımlanan fiyatları etkileme, 238. maddede yer alan kamuya gerekli şeylerin yokluğuna neden olma ve 240. maddede belirtilen mal veya hizmet satımından kaçınma ile bu suçlardan dolayı tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanmasını öngören 242. madde hakkında açıklamalarda bulunulacaktır.

“Suçta ve cezada kanunilik” ilkesi gereğince; bir fiilin suç sayılabilmesi için, o an yürürlükte olan ceza kanunlarında suç olarak tanımlanması ve karşılığında cezasının gösterilmesi gerekir. Fahiş fiyatın ve stokçuluğun önlenebilmesinde Ceza Hukuku ve İdari Ceza Hukuku yardımcı kaynaklar olup, esas itibariyle serbest piyasası düzenleyen ticari kurallara göre hareket edilmesi ve piyasanın takip edilmesi isabetli olacaktır. Serbest piyasa şartlarında kişinin satacağı malı aşırı karla satmasına veya bir süre beklettikten sonra yüksek karla satmasına karşılık gelecek hükümlerin olup olmadığını değerlendirmek gerekir. Fahiş fiyat ve stokçuluk bakımından, TCK m.237’nin ve m.238’in incelenmesi gerekir.

İktisadi düzende yaşanan bozulmalar sebebiyle kanun koyucunun, 6585 sayılı Perakende Ticaretin Önlenmesi Hakkında Kanun’da değişikliğe gittiği, buna ilişkin hükümlere m.18/1-k’da ve Ek 1. maddede yer verdiği görülmektedir. 23 Eylül 2021 tarihinden itibaren başlayan iktisat politikası değişikliğinde kur hareketlerinden kaynaklanan ciddi maliyet artışlarının olduğu ve bu nedenle piyasa şartlarını bozan fiilleri icra edenlerin cezalandırmalarının gerektiği tartışmasız olmakla beraber; yalnızca idari tedbirler ve cezalar, bu kapsamda polisiye tedbirler ve bunun yanında adli suç ve cezalarla, serbest piyasada meydana gelen fiyat istikrarsızlıklarının yerli yerine oturtulamayacağı, hayat pahalılığı ve alım gücünde azalmaya yol açan sonuçların sebeplerinin ortadan kaldırılmasının gerektiği, Ceza Hukukunun bir yardımcı kaynak olup, suçların önlenmesinde ve caydırıcılıkta fayda sağlayabileceği, ancak bunun için fikri ve iktisadi alanlara müdahalesinin sınırlı olmasının gerektiği, demokratik hukuk devletlerinde suç ve cezalar ile kısıtlamalarda aşırıya gidilemeyeceği, ifade hürriyeti ile serbest piyasa düzeninin özünü zedeleyecek sınırlamalardan kaçınılmasının isabetli olacağı, ayrıca “metrukiyet” olarak bilinen ve uygulanmadığı için zamanla toplumsal inancı kaybeden yasal düzenlemelerin faydası olmadığından, iktisadi alana ve serbest piyasa koşullarına aşırı müdahale içermesi sebebiyle toplum tarafından kabul görmeyen yasal değişikliklere gidilmemesi gerektiği,

Bununla birlikte; birey ve kamu yararı dengesinin korunması bakımından temel hak ve hürriyetlerin sınırsız kullanıma açık olmadığı, bu nedenle “Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması” başlıklı Anayasa m.13’ün kabul edildiği, yazı konumuz sebebiyle de serbest piyasa koşullarının önemli olduğu, ama bunun da bir düzeninin olması gerektiği, bu nedenle “piyasa yapıcı” olarak bilinen Devletin yetkilendirildiği, nitekim normlar hiyerarşisinin tepesinde olan Anayasa m.166 ila m.173’ün iktisadi hükümlerden oluştuğu,

Sonuçta; iktisadi, sanayi ve ticarete ilişkin suç ve ceza hükümlerine yer veren TCK m.235 ila m.242’nin korunan hukuki yararlar bakımından her zaman gözden geçirilebileceği, “suçta ve cezada kanunilik” prensibine ve Ceza Hukuku ile korunan hukuki yararların, Ceza Hukukunun fonksiyonunun gözetilmek suretiyle yasal değişikliklere gidilebileceği, ceza normlarının zamana ve toplum düzeni ile ihtiyaçlarına karşılık gelecek şekilde yenilenebileceği, ancak bu değişikliklerde hukukun evrensel ilke ve esaslarının gözetilmesinin uygun olacağı,

1- Fahiş Fiyatlandırma ve Stokçuluk ile İlgili İdari Suçlar ve Cezaları

6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un “Fahiş fiyat artışı, stokçuluk ve Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu” başlıklı Ek 1. maddesinin ilk üç fıkrasına göre;

“(1) Üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından bir mal veya hizmetin satış fiyatında fahiş artış yapılamaz.

(2) Üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından piyasada darlık yaratıcı, piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu faaliyetler ile tüketicinin mallara ulaşmasını engelleyici faaliyetlerde bulunulamaz.

(3) Üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerin fahiş fiyat artışı ve stokçuluk uygulamalarına yönelik gerektiğinde denetim ve incelemelerde bulunarak idari para cezası uygulamak ve her türlü tedbiri almak amacıyla Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu oluşturulur. (…)”

6585 sayılı Kanunun “Ceza hükümleri” başlıklı m.18/1-k’da; Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’nun, Ek 1. maddede sayılan idari suçlardan 1. fıkrada belirtilen fahiş fiyat uygulayanlara 100 bin liradan 1 milyon liraya kadar ve 2. fıkrada belirtilen şekilde stokçuluk yapanlara da 1 milyon liradan 12 milyon liraya kadar idari para cezası kararı vermeye yetkili olduğu belirtilmiştir.

Burada sorun; korunan hukuki yararlar ve unsurlar aynı olduğunda ve adli suçları ve cezalarını gösteren hükümler ile idari suçları ve cezalarını gösteren hükümlerde, “bir suçtan iki ceza verilemez” kuralını bertaraf etmeye yönelik bir ibare olmadığında, çifte cezalandırma yasağı gündeme gelebilir. Gerçi hükümler incelendiğinde, her ne kadar korunan hukuki yararların aynı olduğu ve unsurların farklı olduğu anlaşılsa da, tartışmayı sonlandırmak amacıyla en azından 6585 sayılı Kanunun 18. maddesine çifte cezalandırma yasağını önleyici bir hükmün eklenmesinde yarar olacaktır.

2- İktisadi Suçlar ve Cezaları

a) Fiyatları Etkileme Suçu

Türk Ceza Kanunu m.237’e göre; “(1) İşçi ücretlerinin veya besin veya malların değerlerinin artıp eksilmesi sonucunu doğurabilecek bir şekilde ve bu maksatla yalan haber veya havadis yayan veya sair hileli yollara başvuran kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis ve adli para cezası verilir.

(2) Fiil sonucu besin veya malların değerleri veya işçi ücretleri artıp eksildiği takdirde ceza yarısı oranında artırılır.

(3) Fail, ruhsatlı simsar veya borsa tellalı ise ceza ayrıca yarısı oranında artırılır”.

Fiyatları etkileme suçu ile ilgili değerlendirmemiz;

Fiyatları etkileme suçunun; Türk Ceza Kanunu’nun “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı üçüncü kısmında yer alan “Ekonomi, Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar” başlıklı dokuzuncu bölüm altında TCK m.237’de yer aldığı, bu suçla korunan hukuki yararın serbest piyasa düzeni ve dolayısıyla toplum olduğu, TCK m.237/1’de suçun unsurlarının ortaya koyulduğu, kusurun kast olarak gösterildiği, özel kasta, yani amaca ve saike önem verildiği, bu suçun olası, yani muhtemel kastla işlenemeyeceği, kanun koyucunun failin özel maksadını aradığı,

İşçi ücretlerinin veya besin veya malların değerlerinin artıp eksilmesine, yani sadece fahiş fiyata yol açacak değil, tersine piyasa düzenini bozacak şekilde ürünlerin fiyatlarında eksilmeye yol açabilecek şekilde ve bu maksatla yalan haber veya ilgiyle karşılanan söylenti yayan veya sair hileli yollara başvuran failin bir yıldan üç yıla kadar hapis ve “Adli para cezası” başlıklı TCK m.52/1 gereğince beş günden yedi yüz otuz güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacağı,

Kanun koyucunun TCK m.237/1’de “sair hileli yollara başvuran” unsuruna yer vererek, “suçta ve cezada kanunilik” ilkesinin sınırını genişlettiği ve zorladığı, “sair hileler” kavramının kullanıldığı, failin hileli, yani aldatıcı yollara başvurmak suretiyle ürünlerin fiyatlarında artışa veya eksilmeye neden olduğu, fiyatların artışı veya eksilmesi sonucunun doğmasının TCK m.237/1’de tanımlanan tehlike suçunun oluşması için zorunlu sayılmadığı, işçi ücretlerinin veya ürünlerin değerlerinin artması veya eksilmesi sonucuna sebebiyet verilecek şekilde veya bu maksatla yalan haber veya söylenti yaymanın yeterli olduğu, yine işçi ücretlerinin veya ürünlerin değerlerinin artması veya eksilmesi için hileli, yani serbest piyasa koşullarını bozmaya ve bunu da başka kişileri, firmaları veya toplumu aldatmaya dönük hareketlerle gerçekleştirmeye çalışanların fiyatları etkileme suçunu işleyeceği, bu fiilin sonucunda besin veya malların değerleri ile işçi ücretlerinin gözle görülür şekilde arttığının veya eksildiğinin tespiti halinde, TCK m.237/2 uyarınca 1. fıkrada sayılan suçun cezasında yarı oranında artırıma gidileceği,

TCK m.237/3’de; failin “ruhsatlı simsar” veya “borsa tellalı”, yani ürün borsalarında alım satım iş ve işlemlerine aracılık eden ve ticari aracılık faaliyetlerinden para kazanan kişilerden olması halinde, bu meslekleri icra edenlerle sınırlı olmak kaydıyla fiyatları etkileme suçunun cezasında ayrıca yarısı oranında artırım yapılacağı,

Kanun koyucu TCK m.237/3’de; açıkça “ruhsatlı simsar” ve “borsa tellalı” diyerek, ticari işlere aracılık edenlerle sınırlı olacak şekilde cezada artırıma gidilmesini öngörmüştür.

Bu suç malvarlığına karşı işlenmiş suçlar kapsamında düzenlenmediğinden, her bir mağdura karşı ceza sorumluluğu gündeme gelmeyecek, mağdur serbest piyasa şartları ve toplum kabul edildiğinden, faile bir ceza verilecek, şartları varsa nitelikli haller ve yasal şartlar oluşmuşsa zincirleme suçu düzenleyen TCK m.43’den dolayı bir ceza üzerinden........

© Hukuki Haber