Cesetsiz Cinayet Olur mu?

12.01.2024 tarihli “Cesetsiz Cinayet”, 26.10.2024 tarihli “Cesetsiz Cinayet: İkinci Kısım” ve 05.11.2025 tarihli “Cesetsiz Cinayet Üçüncü Kısım: Mahkemenin Re’sen Delil Araştırma Yetkisi Var mı?” başlıklı yazılarımızda; cesedin bulunamadığı hallerde mahkumiyet hükmü kurulup kurulamayacağına, bunun şartlarının neler olduğuna ve konu ile ilgili Yargıtay kararlarına detaylı şekilde yer vermiştik.

Bu yazımızda ise; “Cesetsiz cinayet olur mu, hangi durumlarda olduğu kabul edilebilir?” sorusunun cevabı başlıklar halinde özetlenmiş, yazının sonuna konu ile ilgili bir tablo eklenmiştir.

Öncelikle belirtmeliyiz ki, yargı kararlarında “ceset olmasa da cinayet olabilir” görüşü kabul edilmektedir. Ancak cesetsiz cinayetin kabulü ile birlikte “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin ve suçsuzluk/masumiyet karinesinin ihlal edilmemesi için; kişinin öldüğü, öldürüldüğü ve hatta sanık tarafından öldürüldüğünün sabit olması gerekir.

1- Kişinin Öldüğünün Tespiti

- Etkin ve makul süre araştırma,

- Kişinin öldüğünü gösterebilecek diğer delillerin varlığı (mağdura ait vücut parçası veya kalıntısı, kan izi, mağdurun hayati ilaçlarını almaması, mağdura ait kıyafetlere veya üzerinde taşıdığı benzeri eşyaya ulaşılması vb.),

- Cesedin neden bulunamadığının makul ve mantıklı açıklaması.

Kişinin hayatta olma olasılığını tamamen ortadan kaldıran, yani kişinin sağ olduğu kanaatine ulaşılmasını imkansızlaştıracak delillere ulaşılmalıdır.

Kişinin sağ olup olmadığının kesin tespiti amacıyla, buna ilişkin tüm iddiaların araştırılması ve gerekli tüm araştırmanın yapılması için yeterli sürenin kullanılması gerekmektedir. Kayıp şahsın bulunması için makul süre boyunca devam eden etkin bir araştırma yapılmadan, öldüğü varsayımı ile hareket edilmesi hatalı sonuçlara yol açabilecektir. Bir kişinin öldüğü kabul edilerek faile ceza verildikten sonra, kayıp şahsın daha sonra canlı şekilde ortaya çıkma ihtimali bulunmamalıdır.

Kişinin cesedinin bulunması, kişinin öldüğü kanaatine ulaşılmasına yol açan en açık ve şüpheye yer bırakmayan delil olmakla birlikte, bu kanaate başkaca delillerle ulaşılmasına hukuken bir engel yoktur. Ancak bunun şartı; tıp biliminin kurallarına göre, kişinin hayatta olmadığını kabul ettirmeyi gerektirecek delillerin bulunmasıdır. Bu hususta verilen örnekler; kişiye ait uzuvların veya beyin, kalp, akciğer ve benzeri organların, kişinin yaşamını devam ettirmesine izin vermeyecek şekilde bulunmasıdır.

Kişinin öldüğü kabul edilecek ise, cesedin neden bulunamadığının bilimsel ve mantıklı sebeplerle ortaya koyulması gerekmektedir. Örneğin, gölete atıldığı söylenen bir bebek ile yüzme bilen bir yetişkinin içinde bulunduğu şartlar ve hayatta olma ihtimalleri elbette farklıdır. Bu fark gözetilerek; durumun şartlarından ulaşılabilecek tek sonuç, kişinin öldüğü ve öldürüldüğü olmalıdır ki, ceza sorumluluğu gündeme gelebilsin.

2- Kişinin Fail Tarafından Öldürüldüğünün Tespiti

Yargı kararlarında, kişinin sanık tarafından öldürüldüğü kanaatine varılması için çeşitli delillerin değerlendirildiği ve bunlara sonuç bağlandığı görülmektedir.

Özet: İkrar şart değildir, ancak varsa bunun güvenilirliği........

© Hukuki Haber