menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Srebrenitsa’yı unutmayalım unutturmayalım

17 0
13.07.2026

Yağmurlu bir günde Mostar'daydım. Neretva Nehri nazlı nazlı akıyor, yağmur damlaları yüzyıllık taşların üzerine düşerken şehir, geçmişin acılarını sessizce fısıldıyordu.

Turistler, Tarihi Mostar Köprüsü üzerinde ve çevresinde toplanmıştı. Gözler, yeterli bahşiş toplandığında köprüden buz gibi sulara atlayacak genç adama çevrilmişti. Fotoğraf makineleri hazırdı; herkes birkaç saniyelik cesaret gösterisini ölümsüzleştirmek istiyordu.

Ben ise sokaklarda dolaşırken binaların duvarlarında hâlâ kapatılmamış kurşun izlerine takılıp kalıyordum. O izler, yalnızca taşlara değil, bir milletin hafızasına kazınmış yaralardı.

Bosna'da yürürken insan, anılar denizine dalmaktan kendini alamıyor.

Bir zamanlar aynı mahalleyi, aynı pazarı, aynı hayatı paylaşan insanlar, nefretin körleştirici diliyle birbirlerine düşman edilmişti. Mostar'ın yemyeşil tepelerine konuşlanan keskin nişancılar günlerce sokaktan geçen her canlıyı hedef aldı. Kadın, çocuk, yaşlı demeden ateş açıldı; şehir ölümün gölgesinde yaşamaya mahkûm edildi.

Sonra takvimler 11 Temmuz 1995'i gösterdi.

Birleşmiş Milletler tarafından "güvenli bölge" ilan edilen Srebrenitsa, General Ratko Mladić komutasındaki Bosnalı Sırp birlikleri tarafından işgal edildi. Güvenli olması gereken şehir, modern Avrupa tarihinin en büyük insanlık felaketlerinden birine dönüştü.

Bu satırları yazarken hafızamda yeniden "Nereye Gidiyorsun, Aida?" filmi canlandı.

Film, Srebrenitsa Soykırımı'nı bir annenin gözlerinden anlatıyordu. Birleşmiş Milletler üssünde tercüman olarak çalışan Aida, bir yandan BM yetkilileri ile Sırp komutanlar arasında çeviri yaparken, diğer yandan eşi ve iki oğlunu kurtarmaya çalışıyordu.

Ancak uluslararası toplumun yetersizliği, geciken kararlar ve dünyanın sessizliği karşısında........

© Hukuki Haber