DİPLOMATİK GÜVENLİK GÖREVLİLERİNİN ZOR VE SİLAH KULLANMASI: AMERİKA ÖRNEĞİ
Giriş
Diplomatik güvenlik; diplomasinin yürütülmesi amacıyla diplomatların, ailelerinin, misyon binalarının, diplomatik belge ve bilgilerin “güvenliği” için yürütülen faaliyetler bütünüdür. Diplomatik güvenlik, misyon sayısına bağlı olarak her ülkede farklı risklere karşı farklı bir risk analizi yapılmasını gerektirmektedir. Dünyada en çok misyon Çin’e aittir (274 misyon), ikinci sırada ABD bulunmaktadır (271 misyon) ve üçüncü sırada Türkiye bulunmaktadır. Dışişleri Bakanlığı tarafından açıklanan sayısal verilere göre, ülkemiz 261 diplomatik ve konsüler misyonla dünya çapında ilk 3 ülke arasında yer almaktadır.[1]
Dünyada yaygın diplomatik misyonu bulunan ülkelerde diplomatik güvenlik faaliyetlerinin özel olarak düzenlendiği görülmektedir. Örneğin diplomatik misyonlarına çokça saldırı yapılan Amerika Birleşik Devletleri’nde diplomatik güvenlik faaliyetleri, DSS (Diplomatic Security Service) tarafından tüm dünyada ve geniş bir görev tanımı doğrultusunda “özel kolluk” olarak yürütülmektedir. DSS sadece diplomatların ve misyon binalarının güvenliğini sağlamakla görevli olmayıp aynı zamanda ABD pasaportu ve vizesi ile ilgili sahtecilik ve dolandırıcılık vakalarını soruşturmak, ABD misyonlarına yönelik casusluk ve terör tehditleriyle mücadele etmek gibi özel konularda soruşturmalar da yapmaktadır. Teşkilat sadece yurt dışında değil, ülke içindeki zirveler, ziyaretler gibi faaliyetlerinde güvenliğini sağlamaktadır. Kurumun internet sitesinde yer alan bilgilere göre DSS, dünya çapında çalışan ve seyahat eden 2.500'den fazla özel ajan, güvenlik mühendisi, güvenlik teknik uzmanı ve diplomatik kuryeye sahiptir.[2]
Diplomatik misyonların korunmasında zor kullanma yetkisinin dayanağı, her ülkenin kendi kuralıdır. Zira diplomatik misyonun korunması amacıyla suç işleyebilecek koruma görevlileri (sözleşmedeki tanıma göre diplomatik ajan), görev yaptıkları ülkede başta ceza hukuku olmak üzere belirli ayrıcalık ve dokunulmazlıklara sahiptir. Bahsedilen Sözleşme m.29’a göre “Diplomatik ajanın şahsi dokunulmazlığı vardır. Hiçbir şekilde tutuklanamaz veya gözaltına alınamaz. Kabul eden Devlet diplomatik ajana gereken saygıyı gösterecek ve şahsına, özgürlüğüne ve onuruna yönelik herhangi bir saldırıyı önlemek için uygun tüm önlemleri alacaktır” denilmektedir. Aynı Sözleşme m.31’de “Diplomatik ajan, kabul eden Devletin cezai yargısından bağışıktır” denilmektedir. Bununla birlikte Sözleşme m.41’e göre “Ayrıcalıklarına ve bağışıklıklarına hâlel gelmeksizin, bu gibi ayrıcalıklardan ve bağışıklıklardan yararlanan bütün şahıslar kabul eden Devletin kanunlarına ve nizamlarına riayet etmekle yükümlüdür. Anılan Devletin iç işlerine karışmamakla da bu şahıslar keza yükümlüdür”.
Bu yazının amacı, DSS görevlilerine yönelik zor kullanma kuralları örneğinde diplomatik güvenlik görevlilerinin zor (silah) kullanma yetkisini incelemektir. “Zor kullanma” yerine........
