TASARLAYARAK KASTEN İNSAN ÖLDÜRME SUÇU |
İnsan öldürme suçunda korunan hukuki yarar yaşam hakkı olup yaşam hakkı devletin teminatı altındadır. Devletin hem koruyucu hem de önleyici tedbirler alarak insanları eğitmek suretiyle suç ve cezaları konusunda farkındalık oluşturması gerekir.
Tasarlayarak insan öldürme suçunun cezası ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Bireyin; özgürlük, adalet ve hukuk güvenliğinin sağlandığı bir toplumda yaşama hakkının gereği olarak, kamu düzeni ve güvenliğinin korunması ile suç işlenmesinin önlenmesi, suç işlendiğinde ise etkin ve adil bir yargılama ile insan onuruna yakışır bir şekilde fail veya faillerin cezalandırılması ceza kanunun temel amaçları arasındadır. Cezanın sadece verilmesi değil cezanın ıslah edici ve caydırıcı fonksiyonlarına uygun bir şekilde infazı da toplumdaki adalet duygusunun temini ile kamu düzeninin ve güvenliğinin devamı açısından şarttır.
TCK’nın 82/1- (a) bendinde, kasten öldürme suçunun tasarlayarak işlenmesi, bir nitelikli hâl olarak kabul edilmiştir. Nitekim Yargıtay’ın tasarlamaya ilişkin bir kararında şöyle denilmektedir;” 30.10.2005 tarihinde saat 15:10 sıralarında B.. ilçesi, Cad. No:.. bulunan Yükseliş İletişim isimli telefon bayiine yapılan silahlı saldırı sonucunda maktuller S.. ve H..n' un öldürüldüğü, olay ile ilgili olarak dinlenen tanıkların eşkâl bilgisi vermekle birlikte şahısları net olarak görmemeleri nedeni ile teşhis yapamadıkları, sanık İkbal'in anlatımlarından maktul S.. ile arasında önceye dayalı kişisel bir husumet olduğunu, olay öncesinde maktul S.. ve arkadaşları tarafından kaçırılarak dövüldüğünü, sonrasında ölüm tehditleri aldığını belirttiğinin anlaşıldığı, tanıklar Ş.., M.., E.. ve N..'in beyanlarının sanığın savunmasını desteklediği, yapılan soruşturma kapsamında alınan S..' in beyanında özetle, Savaş'ın B..'daki cep telefonu dükkanında iki kişinin öldürülmesi talimatını kendisine verdiğini, bu olayı İ…ve H.. ile birlikte gerçekleştireceklerini ancak kendisi ve H..'un vazgeçtiklerini ifade ettiği, H..'un alınan beyanında S..'in ifadesini doğruladığı, yargılama aşamasında vefat eden sanık T..'ın savunmasında olay öncesi M.. ile buluştuklarını ardından H..tarafından verilen tabancalarla eylemi İ.., H.. ve kendisinin birlikte gerçekleştirdiğini ifade ederek ikrarda bulunduğu, sanıklar İ.. ve H..' in mahkemeye sundukları dilekçeler ile T..'ın beyanlarını doğruladıkları, eylemde 3 farklı silahın kullanıldığının anlaşıldığı, sanıkların ikrarlarının kriminal raporlar, olay yeri inceleme ve otopsi raporları ile desteklendiği, her ne kadar sanıklar savunmalarında maktul S.. ile konuşmak üzere gittiklerinde, kendilerine küfür etmesi üzerine eylemi gerçekleştirdiklerini, öldürme kararlarının olmadığını beyan etmişseler de, bu savunmaların suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu, sanıkların önceden hazırlık yaparak ve silahlanmak suretiyle olay yerine gitmelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu anlaşılmakla sanıkların eylemlerini doğrudan öldürmeye yönelik kast altında gerçekleştirdikleri, eylemin baştan itibaren, fikir ve eylem birliği içerisinde sanıklar H.. ve M.. ile temyiz dışı sanıklar H.., N.., İ.. ve T.. tarafından kişisel husumetlerle olay öncesinde keşif yaparak planlama ve iş bölümü yapmak suretiyle tasarlayarak gerçekleştirdiklerinin ikrara dayalı savunmalar, HTS ve baz istasyonu kayıtları, kriminal rapor ile anlaşılan olayda; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eksik incelemenin bulunmadığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, sanıklar T.., İ.., H...'in ikrara yönelik savunmaları, kriminal rapor ve HTS kayıtları karşısında eylemin sanıklar Hikmet ve Metin ile temyiz dışı sanıklar tarafından fail sıfatıyla gerçekleştirildiğinin saptandığı, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımlarının yasal bağlamda ve gerekçeleri gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından, sanıklar H.. ve M.. müdafilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır”[1].
Tasarlamanın olup olmadığının somut olayın özelliklerine göre değerlendirilmesi gerekir[2]. “Sanığın boşanmış olduğu L.. ve ailesine karşı beslediği husumeti dolayısıyla tasarladığı plan çerçevesinde sanık N…e ait Instagram hesabını kullanarak 29 Temmuz 2018 tarihinden başlayıp 10 Eylül 2018 tarihine kadar maktulle görüştüğü, maktulle yaptığı duygusal konuşmaları ve sanık N..'i kullanarak yaptığı telefon görüşmeleriyle sigara bırakma ilacını kullanma konusunda ikna ettiği, iş bulma vaadi ve yaptığı maddi yardımlar sayesinde kendisine inanan sanık S.. vasıtasıyla hazırlamış olduğu şişe içerisinde bulunan karışım ve ilaçları maktule ulaştırdığı, maktulün sanığın hazırladığı karışımı ve ilaçları kullandığı ve saat 01:30 da hayatını kaybettiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 04.02.2019 tarihli raporuna göre maktulün ölümünün uyuşturucu madde zehirlenmesi sebebiyle meydana gelmiş olduğunun belirtildiği anlaşılmıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, dosyada mevcut delillerin isabetli şekilde değerlendirildiği, eylemin sanık H.. tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, dosya kapsamında eksik incelemenin söz konusu olmadığı, suç vasfının nitelendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ölüm ile sanığın eylemi arasında illiyet bağının olduğu, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanıklar N.. ve S..'nın üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından şüphe sanıklar lehine değerlendirilerek atılı suçtan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır”[3].
Tasarlama, önceden düşünülerek alınan, ortaya çıkan dış bulgulara göre karışıklığa yol açmayacak biçimde belli bir suçu işlemeye yöneldiği anlaşılan, failin tehlikeliliğini ve kastın yoğunluğunu vurgulayan, mutlaka kınanabilir bir güdüye dayanmayan planlı hazırlıktır. Bu nedenle de mağdurun savunmasını zorlaştırılan bir suç işleme kararıyla; bu kararı yerine getirme arasında algılanabilecek ve hukuken değerlendirilebilecek biçimde en çok bir zaman dilimi ve bu yüzden de ruhsal, zaman dizinsel ve düşünsel bir yapısı bulunan son çözümlemede kesintiye uğramamış, inatçı, dönülmez ve değişmez nitelikteki iradi sürece verilen addır[4]. Diğer bir ifadeyle, bir suça karar verilmesiyle, icrası arasında zaman farkı varsa düşünce kast vardır[5]. Örneğin, (A) düşmanı olan (B)’yi öldürmeye karar verse ve bu amaçla bir plan hazırlayıp silah satın alıp (B)’yi en savunmasız olduğu bir sırada pusuya düşürüp ateş ederek öldürürse, düşünce(tasarlama) kastı söz konusu olur. Nitekim Yargıtay 1. CD’nin 2011/3246 esas ve 2012/318 karar sayılı kararından da anlaşılacağı üzere Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre tasarlama; ani kast türünün dışında kalmakta, düşünce kastına girmektedir. Tasarlamadan bahsedilebilmesi için: 1-Failin bir kimsenin yaşam hakkı veya vücut bütünlüğüne karşı eylemde bulunmaya sebatla ve koşulsuz olarak karar vermesi, 2- Failin düşünüp planladığı suçu işlemeden önce makul bir süre geçmesine ve ulaştığı ruhi sükûnete rağmen bu kararından vazgeçmeyip sebat ve ısrarla fiilini icraya başlaması, 3- Failin gerçekleştirmeyi planladığı fiili, belirlenmiş kurgu dâhilinde icra etmesi gerekmektedir. Bir başka ifadeyle “tasarlama" halinin kabulü için öldürme kararının şarta bağlı olmadan alınması, ruhsal dinginliğe ulaşıldığını kabule elverişli makul bir süre geçmesine karşın eylem kararlılığından dönülmemesi ve belli bir hazırlık yapılarak sebat ve ısrarla bir plan dâhilinde öldürme fiilinin gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Tasarlama halinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında sükûnetle düşünebilmeye yetecek kadar bir süre geçmektedir. Fail, bu süre içerisinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte ve suçu işlemekten vazgeçmemektedir[6].
Tasarlama, kastın yoğunlaşmış halini oluşturur. Bu nedenle tasarlamaya, düşünce kastı da denir. Türk Ceza Kanunu'nda, tasarlamanın tarifi yapılmamıştır. Tasarlamaya suç tanımında suçun kurucu unsuru olarak yer verilmiş olabileceği gibi suçu nitelikli hale getiren bir unsur olarak da yer verilebilir. Bu halde tasarlama, suçun oluşmasına veya suçu nitelikli hale getirerek cezanın arttırılmasına neden olur. Örneğin tasarlama, insan öldürme suçunu nitelikli hale getiren bir hal özelliği gösterir (TCK m.82/1-a). Diğer bir söyleyişle tasarlama, insan öldürme suçunun cezasının artmasına neden olur. Tasarlamaya suç tanımında ne kurucu unsur olarak ne de nitelikli hal olarak yer verilmiş olabilir. Ancak somut olayda fail neticeyi tasarlayarak meydana getirmiş olabilir. Bu durum sadece suçun temel cezasının belirlenmesi aşamasında dikkate alınabilir. Zira kasta dayalı kusurun ağırlığı, temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınması gereken bir haldir[7].
Tasarlamada, failin plan kurarak suçun işlenmesini tesadüfe bırakmaması ve suçtan sonra kolayca kaçma hazırlıkları yapmış olmasının gösterdiği yasalara aykırı davranmaktaki ısrarı dolayısıyla, ani surette harekete geçen kişiye kıyasla çok daha........