Kentsel Dönüşümün Gizli Kahramanları: Kiracılar ve Sınırlı Ayni Hak Sahiplerinin Hukuki Durumu

Kentsel dönüşüm süreci genellikle "mülk sahibi" (kat maliki) ile "müteahhit/idare" arasındaki bir ilişki olarak algılanır. Oysa bu sürecin tam merkezinde, alınan kararlarda söz hakkı bulunmayan ancak sürecin sonuçlarından (tahliye ve yıkım) doğrudan etkilenen iki önemli grup daha vardır: Kiracılar ve Sınırlı Ayni Hak Sahipleri (İntifa, sükna vb. hakkı olanlar).

6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun, can güvenliğini öncelediği için genel hukuk kurallarından (Türk Borçlar Kanunu) ayrılan özel hükümler içerir. Bu yazımızda, riskli yapı ilan edilen binalarda kiracıların ve ayni hak sahiplerinin haklarını, güncel mevzuat ışığında mercek altına alacağız.

1. Riskli Yapı Tespitinin Kira Sözleşmesine Etkisi: "Hukuki İmkansızlık"

Normal şartlarda Türk Borçlar Kanunu (TBK), kiracıyı koruyan güçlü hükümler içerir. Ancak söz konusu "Riskli Yapı" olduğunda, 6306 sayılı Kanun hükümleri TBK’nın önüne geçer (Lex specialis derogat legi generali).

Riskli yapı tespiti kesinleşip, idare tarafından tahliye süresi verildiğinde; kira sözleşmesi kendiliğinden (infisah yoluyla) sona erme aşamasına girer. Çünkü kiralanan şeyin "yıkılacak olması", sözleşmenin konusunu ifa etmeyi imkansız kılar.

Kiracı, "Kira sözleşmemin süresi daha bitmedi" veya "Konut dokunulmazlığım var" diyerek tahliyeye direnemez. Riskli yapının yıkımı "kamu düzeni" ile ilgilidir. Dolayısıyla, binanın yıkılacak olması, kiracıya herhangi bir tazminat hakkı doğurmaksızın tahliye yükümlülüğü getirir.

2. Kiracılara Tebligat ve Tahliye........

© Hukuki Haber