menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İFLAS İÇİ KONKORDATO

21 0
12.05.2026

İflas içi konkordatoda, adi konkordatonun tasdiki için öngörülen şartlar, niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu konkordato türü bakımından da uygulanabilir. Bu kapsamda mahkemece; konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimali, borçlunun alacaklıları zarara uğratma kastıyla hareket edip etmediği, iflas aşamasında bazı alacaklıların alacaklarını ekonomik veya şahsi bağ içerisinde bulundukları kişi, şirket ya da finans kuruluşlarına temlik edip etmedikleri, borçlunun bazı alacaklılara diğerlerinden farklı ve ek menfaatler sağlayıp sağlamadığı (İİK m.308/d) ile konkordato sürecinin kötü niyetli işlemlerle sakatlanıp sakatlanmadığı (İİK m.308/f) hususları resen araştırılmalıdır.

Konkordato müessesesi, özünde borçların yeniden yapılandırılması suretiyle, alacaklıların borçlunun iflası halinde elde edebilecekleri miktardan daha yüksek oranda tatmin edilmelerini amaçlayan bir hukuki kurumdur. Bu yönüyle konkordato, yalnızca borçlunun korunmasına değil, aynı zamanda alacaklı menfaatlerinin dengeli şekilde gözetilmesine hizmet etmektedir.

Yargılama sürecinde mahkeme tarafından; konkordato talep eden şirketin mali durumunun tamamen ortadan kalkıp kalkmadığı, faaliyetlerini sürdürebilme kapasitesinin bulunup bulunmadığı, borçların yeniden yapılandırılmasının tüm alacaklılar bakımından iflas tasfiyesine nazaran daha avantajlı sonuç doğurup doğurmayacağı ve konkordatonun alacakların tahsili bakımından son çare niteliği taşıyıp taşımadığı değerlendirilmelidir.

Ayrıca, konkordato projesinin uygulanabilmesi için gerekli kanuni çoğunlukların sağlanması ve projenin ekonomik olarak sürdürülebilir olduğunun ortaya konulması halinde, müflise iflas içi konkordato imkânının tanınmasının; şirketin iflas tasfiyesinden kurtularak yeniden sağlıklı bir mali yapıya kavuşmasına, ticari faaliyetlerini sürdürmesine ve ekonomik anlamda katma değer üretmeye devam etmesine katkı sağlayıp sağlamayacağı hususları hep birlikte göz önünde bulundurulmalıdır.

I. İflas İçi Konkordatonun Hukuki Niteliği ve Uygulanacak Hükümler

İcra ve İflas Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, iflasına karar verilmiş bir borçlunun konkordato talep etmesi veya alacaklılardan birinin bu yönde girişimde bulunması hâlinde, konkordato süreci iflas tasfiyesi içinde yürütülür. Bu durumda, 302 ilâ 307 ile 308/a–308/g maddeleri kıyasen uygulanır ve komiserin görevleri iflas idaresi tarafından yerine getirilir.

Konkordatonun alacaklılarca kabul edildiği tarihten tasdik kararına kadar geçen sürede müflisin mallarının paraya çevrilmesi durur; tasdik kararının kesinleşmesi üzerine ise iflas idaresi, iflasa hükmeden mahkemeden iflasın kaldırılmasını talep eder. İflas içi konkordato, iflas tasfiyesi içerisinde yalnızca bir kez talep edilebilir.

Bu çerçevede, iflas içi konkordatonun temel fonksiyonu, konkordatonun tasdiki ile iflasın kaldırılması sonucunu doğurmasıdır (İİK m. 182). Tasdik kararının kesinleşmesiyle birlikte borçlu müflis sıfatını kaybeder ve malvarlığı üzerinde yeniden tasarruf yetkisi kazanır.

II. Alacak Kaydı, Süreler ve “Geç Kalan Müracaat” Kurumu

İİK m. 299 uyarınca, alacaklılar ilân tarihinden itibaren onbeş gün içinde alacaklarını bildirmeye davet olunur; bu süre içerisinde başvuruda bulunmayan alacaklılar, bilançoda kayıtlı olmadıkları takdirde konkordato müzakerelerine kabul edilmezler.

Bununla birlikte, iflas hukukuna özgü olarak İİK m. 236’da düzenlenen “geç kalan müracaat” kurumu uyarınca, alacakların iflasın kapanmasına kadar kaydettirilmesi mümkündür. Ancak bu durumda:

- Gecikmeden doğan masraflar alacaklıya aittir,

- Daha önce kararlaştırılmış paylaştırmalara katılım mümkün değildir,

- Alacağın kabulü hâlinde sıra cetveli düzeltilerek ilan olunur.

Dikkat edilmesi gereken bir önemli durum ise iflas içi konkordatonun tasdik edilerek iflasın kaldırılmış olması karşısında, klasik anlamda iflas tasfiyesi sürecine ilişkin bu hükümlerin uygulama alanı daralmaktadır.

III. İflasın Açılmasının Takiplere Etkisi ve Hacizlerin Durumu

İİK m. 193 hükmü gereğince, iflasın açılmasıyla birlikte rehinin paraya çevrilmesi yolu hariç olmak üzere borçlu aleyhine yürütülen tüm takipler durur; iflas kararının kesinleşmesiyle birlikte ise bu takipler düşer ve hükümsüz hâle gelir. Bu düzenleme kamu düzenine ilişkindir.

Ayrıca, İİK m. 186 uyarınca, iflasın açıldığı anda paraya çevrilmemiş bulunan hacizli mallar da dahil olmak üzere borçlunun tüm malvarlığı iflas masasına dahil olur. Bu nedenle, iflas öncesinde haciz koydurmuş alacaklıların, söz konusu mallar üzerinde herhangi bir öncelik veya imtiyaz hakkı bulunmamaktadır.

Bu durum, iflasın küllî icra niteliğinin bir gereği olup, alacaklılar arasında eşitlik ilkesinin bir yansımasıdır.

IV. Konkordato Sürecinde Dürüstlük İlkesi ve Yargısal Denetim

Konkordato, borçlunun borçlarını ödeme amacına yönelik bir yeniden yapılandırma kurumu olup, dürüstlük kuralı (TMK m. 2) çerçevesinde yürütülmelidir.

Borçlunun, alacaklıları zarara uğratacak nitelikte işlemler tesis etmesi, malvarlığını eksiltici veya alacaklıların tatminini güçleştirici davranışlarda bulunması hâlinde, bu durum konkordato sürecinin kötüye kullanılması olarak değerlendirilebilir.

- Alacaklılar, konkordato sürecindeki usulsüzlükleri mahkemeye bildirebilir,

- Komiser veya alacaklılar kurulu tarafından borçlunun dürüst davranmadığının tespiti hâlinde mahkeme, konkordato talebinin reddine veya iflasa karar verebilir,

- Konkordatonun kötü niyetle sakatlanmış olması hâlinde ise İİK m. 308/f uyarınca konkordatonun feshi talep edilebilir.

Özellikle, borçlunun mali kayıtlarında (bilançoda) mevcut bir borcun yer almaması (banka, finansal kiralama, faktoring alacağı vb.), somut olayın özelliklerine göre dürüstlük kuralı ile........

© Hukuki Haber