İhtiyati Tedbirde Teminatın Belirlenmesi ve Uygulanmasına İlişkin Güncel BAM Yaklaşımları

İhtiyati tedbir, dava sonunda verilecek hükmün infazını sağlamak amacıyla dava sonuçlanmadan önceki aşamada verilen geçici bir hukuki koruma tedbiridir. İhtiyati tedbir kararıyla davanın sonucunda haklı çıkması muhtemel tarafın hakkı korunurken, diğer tarafın hakları kısıtlanır. İşte bu nedenle kanun koyucu, ihtiyati tedbir talep eden taraftan teminat göstermesini kural haline getirmiştir. Teminat, haksız bir tedbir nedeniyle karşı tarafın veya üçüncü kişilerin uğrayabileceği zararları güvence altına almayı amaçlar. Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.392/1 uyarınca tedbir isteyen, haksız çıktığı takdirde doğabilecek muhtemel zararlar için teminat göstermek zorundadır. Teminatın yatırılmaması halinde tedbir kararı icra edilemez ve belirlenen süre içinde teminat yatırılmazsa tedbir kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. Aşağıda, ihtiyati tedbirde teminatın hukuki rejimi ve Bölge Adliye Mahkemeleri’nin (BAM) uygulamada benimsediği ilkeler başlıklar altında incelenmiştir.

Teminatın Zorunluluğu

HMK m.392/1, ihtiyati tedbir isteyenin teminat göstermesini kural olarak zorunlu tutmuştur. Bu zorunluluk, yargılama sonunda tedbir talep edenin haksız çıkması ihtimaline karşı, diğer tarafın korunması amacına dayanmaktadır. Teminat, tedbir kararının verilmesi için değil, uygulanabilmesi için bir şarttır. Mahkemece uygun teminat yatırılmadıkça tedbir kararı uygulanamaz ve hüküm ifade etmez. BAM kararlarında da teminatın zorunluluk esası vurgulanmakta; teminatsız tedbir kararı verilecekse bunun gerekçesinin açıkça gösterilmesi gerektiği belirtilmektedir. Nitekim Diyarbakır BAM 6. Hukuk Dairesi 2025/1436 E., 2025/1262 K. sayılı kararında teminatın; haksız çıkma ihtimaline karşı bir güvence olduğu, mahkeme teminat almamışsa bunun gerekçesini somut olarak ortaya koymak zorunda olduğu ifade edilmiştir[1]. Benzer şekilde Konya BAM 6. Hukuk Dairesi 2022/979 E., 2022/1358 K. sayılı kararında da, gerekçesiz şekilde teminatsız tedbir verilmesini doğru bulmayarak tedbir kararının kaldırılıp teminat karşılığında yeniden tedbir konulması gerektiğine hükmedilmiştir[2].

Mahkemelerin teminat konusundaki takdir yetkisi sınırsız değildir. Hak ve menfaat dengesi ile muhtemel zarar riski, teminat zorunluluğunun değerlendirilmesinde merkezi rol oynar. BAM içtihatları, mahkemelerin bu dengeyi gözetmeden teminat almaktan vazgeçmemesi gerektiğine işaret etmektedir. Zira teminat, geçici koruma ile yaratılan denge bozulduğunda haksızlığa uğrayabilecek taraf için bir güvencedir.

Teminatsız Tedbirin İstisnai Halleri

Kanun, bazı istisnai durumlarda teminat almadan da tedbir kararı verilebileceğini öngörmüştür. HMK m.392/1 hükmüne göre hakim, açıkça gerekçesini göstermek koşuluyla şu hallerde teminat alınmamasına karar verebilir:

- Talebin resmî bir belgeye dayanması: Örneğin noter onaylı sözleşme, tapu kaydı gibi resmi belgeler, hakkın varlığını güçlü şekilde gösteriyorsa teminat aranmayabilir.

- Talebin kesin bir delile dayanması: Hakkın varlığını tartışmasız ortaya koyan yemin, ikrar, kesin hüküm gibi kesin deliller mevcutsa teminat şartı kaldırılabilir.

- Durum ve koşulların teminat alınmasını gereksiz kılması: Somut olayda karşı tarafın zarar görme ihtimali hiç yoksa veya çok düşükse, hakimin takdiriyle teminat aranmayabilir. (Örneğin, tedbirin niteliği gereği karşı tarafa bir zarar riski doğmuyorsa.)

- Adli yardımdan yararlanan tarafın talebi: Adli yardım kararıyla harç ve masraflardan muaf tutulan bir tarafın tedbir taleplerinde mahkemenin teminat istemesi ile ilgili kararlar kaldırılır. Zira aynı maddenin son cümlesinde adli yardımdan faydalanan kişinin teminat göstermesinin gerekmeyeceği emredici şekilde düzenlenmiştir.

Bu istisnai hallerde dahi hakim, teminat almama gerekçesini kararında açıkça belirtmelidir. Aksi halde genelgeçer ifadelerle teminatsız tedbir verilmesi, yargısal denetimde hukuka aykırı bulunabilir ve hakimin sorumluluğunu gündeme getirebilir.

Bölge adliye mahkemeleri de teminatsız tedbirin ancak istisnai şartlar gerçekleştiğinde uygulanabileceğini vurgulamaktadır. Örneğin, İstanbul BAM 7. Hukuk Dairesi’nin 2024/2239 E., 2024/1309 K. ve 2023/2776 E., 2023/2298 K. sayılı kararlarında, ihtiyati tedbir talebi noter onaylı taşınmaz satış vaadi sözleşmesine ve ödeme dekontlarına dayandığı için resmî belgeye ve güçlü delillere dayalı yaklaşık ispatın sağlandığı kabul edilmiş; bu nedenle teminat alınmaksızın tedbir verilmesinin yerinde olduğuna karar verilmiştir[3][4]. Yine benzer bir yaklaşımla Ankara BAM 23. Hukuk Dairesi 2024/503 E., 2024/495 K. sayılı kararında, adil yargılanma hakkı ve hak arama özgürlüğü gereğince teminat şartı aranmadan verilen tedbirin sürdürülmesinde hukuka aykırılık görülmemiştir[5]. Bu kararlar, özellikle hakkın açıkça güçlü delillerle ortaya konulduğu hallerde teminat aramamanın, hakka erişimi kolaylaştıran bir istisna olarak uygulandığını göstermektedir.

Teminat Miktarının Belirlenmesi

Teminatın miktarını ve türünü belirleme yetkisi, HMK m.392/1 ve m.87 hükümleri uyarınca hakime aittir. Kanun, somut olaya göre teminatın miktarını takdir etme konusunda hakime geniş bir alan tanımıştır. Bu takdir kullanılırken ölçülülük ilkesine uygun davranılması gerekir. Uygulamada BAM kararları, teminat miktarı belirlenirken sabit bir oran yerine somut olayın özelliklerine dayalı kriterlerin gözetilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. BAM içtihatlarında teminat miktarının tayininde dikkate alınması gereken başlıca ölçütler şunlardır:

- Muhtemel Zarar Riski: İhtiyati tedbir sonunda tedbir talep eden haksız çıkarsa, karşı tarafın uğrayacağı zarar ne kadar büyükse teminat miktarı o oranda yüksek tutulmalıdır. Zarar riski düşükse daha düşük teminat yeterli görülebilir.

- Yaklaşık İspat Düzeyi: Tedbir talep edenin haklı olduğuna dair kanaat ne kadar güçlüyse (örneğin iddiasını destekleyen kuvvetli deliller varsa) teminat tutarı o kadar düşük tutulabilir. Deliller zayıfsa veya hakkın varlığı ancak yargılama sonunda tam olarak anlaşılacaksa yüksek teminat istenir.

- Menfaat Dengesi: Teminat tutarı belirlenirken, tedbir isteyenin adalete erişimini engellemeyecek kadar makul, diğer yandan karşı tarafın uğrayabileceği zararı karşılayacak kadar da yeterli bir düzey hedeflenmelidir. Aşırı yüksek teminat, hak aramayı imkânsız kılabileceği gibi, çok düşük teminat da tedbirin kötüye kullanımına yol açabilir.

Hakimin takdir hakkı bu ölçütlerle çerçevelenirken, bazı ilk derece mahkemelerinde kategorik oran uygulaması görülebilmektedir. Örneğin, her olayda dava değerinin ’u veya ’i oranında teminat belirlenmesi, somut durumun yeterince dikkate alınmadığı eleştirilerine yol açmaktadır. Nitekim BAM kararları, her dosyada aynı oranın uygulanmasını isabetsiz bularak, somut olayın gereklerine uygun gerekçe oluşturulmasını aramaktadır.

Uygulamadan örnekler incelendiğinde, teminat miktarının tespitinde farklı yaklaşımların benimsendiği görülmektedir. Dava değeri genellikle bir başlangıç noktası olsa da, bazı hallerde dava konusu malın gerçek değeri veya risk unsurları göz önüne alınarak miktar revize edilmektedir. Örneğin İstanbul BAM 14. Hukuk Dairesi 2025/765 E., 2025/821 K. sayılı kararında, tedbire konu taşınmazın değerinin, dava dilekçesindeki harca esas bedel yerine tapudaki güncel satış değeri üzerinden hesaplanması gerektiği belirtilmiş ve bu doğrultuda teminat tutarı önemli ölçüde artırılarak 45.367.600 TL’ye çıkarılmıştır[6]. Burada mahkeme, dava değerinin gerçeği yansıtmadığı durumlarda, karşı tarafın uğrayabileceği gerçek zararı gözetmek adına teminatı yükseltmiştir.

Benzer şekilde Antalya BAM 7. Hukuk Dairesi 2025/739 E., 2025/993 K. sayılı kararında ilk derece mahkemesinin 350.000 TL olarak belirlediği teminatın, taşınmazların gerçek piyasa değeri ve muhtemel zarar karşısında yetersiz kalacağı gerekçesiyle artırılmasına karar verilmiştir. Mahkeme, her bir bağımsız bölüm için ayrı hesaplama yaparak toplam teminatı 2.550.000 TL’ye çıkarmıştır[7]. Bu karar, zarar riskinin yüksek olduğu durumlarda teminatın da orantılı şekilde artırılması gerektiğine işaret etmektedir.

Öte yandan, yaklaşık ispat düzeyi güçlü olan durumlarda teminatın daha makul tutulduğu da........

© Hukuki Haber