menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

AYM KARARI SONRASI KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMA DAVALARINDA BEDELİN BELİRLENECEĞİ TARİH VE GERÇEK KARŞILIK İLKESİ

18 0
22.06.2026

Kamulaştırmasız el atma davalarında bedelin hangi tarih esas alınarak belirleneceği meselesi uzun yıllardır yargı kararlarının ve kanuni düzenlemelerin konusu olmuştur. Türk hukukunda bu konuda benimsenen temel ilke, bedelin dava tarihi itibarıyla belirlenmesidir. Günümüzde tartışma, bu ilkenin kendisinden ziyade dava tarihinde belirlenen bedelin ödeme tarihine kadar gerçek değerini koruyup korumadığı noktasında yoğunlaşmaktadır.

Dava Tarihi İlkesinin Ortaya Çıkışı

Bu konudaki temel yaklaşım, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 16.05.1956 tarihli ve E.1956/1, K.1956/6 sayılı kararı ile ortaya konulmuştur. Anılan kararda, idarenin herhangi bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın taşınmaza fiilen el atması halinde malikin müdahalenin önlenmesini talep edebileceği, ancak dilerse taşınmaz bedelini isteyerek mülkiyet hakkının idareye geçmesine razı olabileceği kabul edilmiştir. İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, bu durumda talep edilebilecek bedelin;

"...mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel..."

olduğunu açıkça belirtmiştir.

Böylece kamulaştırmasız el atma hukukunun temel prensibi şekillenmiştir: Malik, taşınmaz bedelini talep etmekle mülkiyetin devrine rıza göstermekte; bu iradenin ortaya çıktığı tarih dava tarihi olduğundan, taşınmazın değeri de dava tarihindeki koşullara göre belirlenmektedir.

Aradan geçen altmış yılı aşkın süre boyunca Yargıtay uygulaması bu ilkeden ayrılmamıştır. Nitekim kanun koyucu da bu yerleşik içtihadı benimseyerek 21.12.2019 tarihinde kabul edilen ve 24.12.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7201 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na Ek 3. maddeyi eklemiştir. Söz konusu düzenlemede kamulaştırmasız el atma davalarında bedelin;

"...dava tarihi itibarıyla..."

tespit edileceği hüküm altına alınmıştır.

Bu düzenleme yeni bir ilke getirmemiş; yalnızca 1956 yılından beri uygulanan içtihadı kanun metnine taşımıştır.

Daha sonra Anayasa Mahkemesi'nin 04.05.2023 tarihli ve E.2019/93, K.2023/87 sayılı kararıyla Ek 3. maddede yer alan "...dava tarihi itibarıyla..." ibaresi iptal edilmiştir. Ancak bu iptal, dava tarihi ilkesinin terk edildiği anlamına gelmemiştir. Çünkü ilkenin gerçek kaynağı Ek 3. madde değil, 1956 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararıdır.

Nitekim Yargıtay 5. Hukuk........

© Hukuki Haber