TAŞINMAZ SATIŞ VAADİ SÖZLEŞMELERİNDE GİZLİ RİSKLER

“EV ALDIĞINIZI SANIRKEN SADECE BİR UMUT SATIN ALIYOR OLABİLİRSİNİZ”

Taşınmaz edinimi, birçok kişi açısından hayatın en önemli yatırımlarından biridir. Özellikle konut fiyatlarının yükseldiği ve projeden satışların yaygınlaştığı günümüzde, vatandaşlar çoğu zaman henüz tapu devri gerçekleşmeden çeşitli sözleşmelerle ödeme yapmaya başlamaktadır.

Bu süreçte en sık karşılaşılan hukuki işlemlerden biri de taşınmaz satış vaadi sözleşmeleridir.

Uygulamada çoğu kişi noterde imzalanan bir satış vaadi sözleşmesini doğrudan tapu devri ile eşdeğer görmekte; hatta taşınmazın artık tamamen kendisine ait olduğunu düşünmektedir. Oysa taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, doğru kurulmadığında veya gerekli hukuki koruma mekanizmaları işletilmediğinde ciddi mağduriyetlere yol açabilmektedir.

Çünkü bazı durumlarda kişi fiilen bir ev satın aldığını düşünürken, gerçekte yalnızca ileride yapılması vaat edilen bir satış hakkına sahip olmaktadır.

1. Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi Nedir?

Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi; taraflardan birinin ileride belirli bir taşınmazı satmayı, diğer tarafın ise satın almayı taahhüt ettiği bir ön sözleşmedir.

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 29. maddesi kapsamında ön sözleşmeler hukuken mümkündür. Taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri ise uygulamada özellikle projeden konut satışlarında, kat karşılığı inşaat süreçlerinde, henüz tapu devri yapılamayan işlemlerde ve finansman sürecinin tamamlanmadığı durumlarda yaygın şekilde kullanılmaktadır.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus şudur: “Taşınmaz satış vaadi sözleşmesi, tek başına mülkiyeti devretmez.”

Türk Medeni Kanunu’nun 705. maddesine göre taşınmaz mülkiyeti kural olarak tapu siciline tescille kazanılır.

Bu nedenle noter huzurunda düzenlenmiş bir satış vaadi sözleşmesi bulunsa dahi tapu devri gerçekleşmeden taşınmazın ayni hakkı alıcıya geçmez. Satış vaadi sözleşmesi alıcıya ayni hak değil, kişisel hak sağlar.

2. Noterde Yapılmış Olması........

© Hukuki Haber