GARANTİ SÖZLEŞMESİ İLE KEFALET ARASINDAKİ FARKLAR VE UYGULAMADAKİ HUKUKİ RİSKLER |
Ticari yaşamda alacakların güvence altına alınması amacıyla farklı kişisel teminat mekanizmalarına başvurulmaktadır. Bu kapsamda uygulamada en sık karşılaşılan hukuki kurumların başında kefalet ve garanti sözleşmeleri gelmektedir.
Ancak uygulamada bu iki kavram çoğu zaman birbirine karıştırılmakta; özellikle banka ve ticari sözleşmelerde kullanılan ifadeler nedeniyle ciddi hukuki uyuşmazlıklar ortaya çıkabilmektedir.
Oysa garanti sözleşmesi ile kefalet arasında; sorumluluğun niteliği, asıl borca bağlılık, şekil şartları ve teminat kapsamı bakımından önemli farklar bulunmaktadır.
Bu farkların doğru tespit edilmesi, özellikle alacaklılar ve teminat veren kişiler bakımından büyük önem taşımaktadır.
1. Kefalet Sözleşmesinin Hukuki Niteliği
Türk Borçlar Kanunu kapsamında düzenlenen kefalet sözleşmesi, kural olarak fer’i nitelikte bir teminat ilişkisidir.
Başka bir ifadeyle kefilin sorumluluğu, asıl borcun varlığına ve geçerliliğine bağlıdır.
Bu nedenle asıl borcun sona ermesi, geçersiz hale gelmesi veya kapsamının değişmesi gibi durumlar kefalet ilişkisini de doğrudan etkileyebilmektedir.
Türk Borçlar Kanunu m.583 kapsamında kefalet sözleşmesinin yazılı yapılması, kefilin sorumlu olacağı azami miktarın belirtilmesi ve kefalet tarihinin gösterilmesi gerekmektedir.
Bunun yanında bazı durumlarda eş rızası da gündeme gelebilmektedir.
2. Garanti Sözleşmesinin Özellikleri
Garanti sözleşmesi ise uygulamada çoğu zaman daha bağımsız bir teminat........