BAKANLIĞIN KAMU DAVASINA KATILMASI ve VEKALET ÜCRETİ HUSUSU

Ceza yargılamasında; mağdur, suçtan zarar gören ve katılan kavramları oldukça önemlidir. Mağdur, suçtan doğrudan zarar gören bireyi ifade ederken suçtan zarar gören kavramı ise mağdurdan daha kapsamlı bir şekilde suçtan dolaylı olarak da zarar göreni ifade eder. Mağduru olmayan bir suç tipi olamayacağı gibi aynı zamanda mağdur gerçek kişi olmalıdır. Her ne kadar doktrinde tüzel kişilerin de mağdur olabileceğini söyleyen görüşler olsa da genel olarak tüzel kişiler suçun mağduru olamayacak dolayısıyla ancak suçtan zarar gören olabilecektir. Yine tüzel kişilerin yanında, gerçek kişiler de suçtan zarar gören olabilecektir. Örneğin kasten insan öldürme suçunda; mağdur öldürülen kişi, suçtan zarar gören ise öldürülen kişinin yakınlarıdır. Mağdur ile suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ilgili oldukları dosyaya kanunca verilen hak ve yetkilerle cumhuriyet savcısının yanında dosyada yer almak istemesi durumunda davaya katılma ya da müdahillik kavramı gündeme gelecektir. Her ne kadar ceza yargılamasında kamu davasını açmak ve süreci yürütmek iddia makamı olan cumhuriyet savcısına verilmişse de katılanların da kovuşturma aşamasında savcının yanında yer alma imkanı CMK ile tanınmıştır. CMK'nın kamu davasına katılma başlıklı 237. maddesinde 1. fıkrası ile de bu husus açıkça belirtilmiş yine kanunun 238. maddesinde de müdahillik usulünün nasıl olması gerektiği hususu düzenlenmiştir. Böylece katılma talebinde bulunan kişi katılan sıfatını alarak kamu davasına katılabilecektir.

Kural olarak her türlü suça ilişkin kamu davasına katılma talebi mümkündür. Yine ilk derece mahkemesince hüküm verilinceye kadar yargılamanın her aşamasında katılma talep edilebilecektir. Bu bakımdan bazı suç tiplerine ilişkin olarak yukarıda açıklamaya çalıştığımız suçun mağduru ve suçtan zarar görenleri katılma talebi ile dosyalara katılan olarak katılabilecek olup katılma talebini değerlendirecek olan mahkemedir. Ancak bazı özel durumlarda katılma hususu doğrudan kanun tarafından tayin etmekte ve bu hususta mahkemece ayrıca bir değerlendirme yapması mümkün olamamaktadır. Dolayısıyla CMK'nın 237. maddesinde mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanların, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikayetçi olduklarını bildirerek davaya katılabilecekleri hüküm altına alınmış, ancak kanun yolu muhakemesinde bu hakkın kullanılamayacağı esası benimsenmiştir. Bununla birlikte, istisnai olarak ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma isteklerinin, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmesi halinde inceleme merciince incelenip karara bağlanacağı kabul edilmiştir. Bir tüzel kişinin kamu davasına katılabilmesi için ise, CMK’nın davaya katılmayı düzenleyen genel kural niteliğindeki 237. maddesinde belirtilen şartın gerçekleşmesi, başka bir deyişle suçtan doğrudan zarar görmüş olması veya herhangi bir kanunda, belirli bir tüzel kişinin bazı suçlardan açılan kamu davalarına katılmasını özel olarak düzenleyen bir hükmün bulunması gerekir. Dolayısıyla bir tüzel kişinin kamu davasına katılabilmesi için CMK’nın davaya katılmayı düzenleyen genel kural niteliğindeki 237. maddesinde belirtilen "suçtan zarar görme" şartının gerçekleşmesi gerekmektedir. Bazı özel kanunlarla suçtan zarar görülen durumlar belirlenerek, bu kapsamdaki davalara katılma hususu düzenlenmiştir. Örneğin, 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun davaya katılmayı düzenleyen 18. maddesi uyarınca Gümrük İdaresinin, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanununun 18. maddesi uyarınca Maliye Bakanlığının, 5411 sayılı Bankacılık Kanununun 162. maddesi uyarınca Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun usulüne uygun başvuruda bulunmaları hâlinde kamu davasına katılacakları açıkça hükme bağlanmıştır.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının katılma hakkına ilişkin özel mevzuata gelince; 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunun "Tanımlar" başlıklı 2. maddesi "(1) Bu Kanunda yer alan; a) Bakanlık: Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığını, ... d) Şiddet: Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı, e) Şiddet mağduru: Bu Kanunda şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışlara doğrudan ya da dolaylı olarak maruz kalan veya kalma tehlikesi bulunan kişiyi ve şiddetten etkilenen veya etkilenme tehlikesi bulunan kişileri, ... g) Şiddet uygulayan: Bu Kanunda şiddet olarak tanımlanan tutum ve davranışları uygulayan veya uygulama tehlikesi bulunan kişileri, ... ifade eder.”, "İhbar" başlıklı 7. maddesi "Şiddet veya şiddet uygulanma tehlikesinin varlığı hâlinde herkes bu durumu resmi makam veya mercilere ihbar edebilir. İhbarı alan kamu görevlileri bu Kanun kapsamındaki görevlerini gecikmeksizin yerine getirmek ve uygulanması gereken diğer tedbirlere ilişkin olarak yetkilileri haberdar etmekle yükümlüdür." ve "Harçlar ve masraflardan, vergilerden muafiyet ve davaya katılma" başlıklı 20. maddesinin 2. fıkrası "(2) Bakanlık, gerekli görmesi hâlinde kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi dolayısıyla açılan idarî, cezaî, hukukî her tür davaya ve çekişmesiz yargıya katılabilir." şeklinde düzenlenmiştir. 18.01.2013 tarih ve 28532 sayılı 6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliği'nin "İhbar ve şikâyet" başlıklı 4. maddesinde "Kişinin, şiddete uğraması veya şiddete uğrama tehlikesi altında bulunması halinde herkes durumu yazılı, sözlü veya başka bir suretle ilgili makam ve mercilere ihbar edebilir. Şiddet veya şiddete uğrama tehlikesinden haberdar olan kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ise durumu derhal, şikâyet mercilerine bildirmek zorundadır. Şiddet mağduru, şiddet veya şiddete uğrama tehlikesine maruz kalması halinde durumu şikâyet mercilerine yazılı, sözlü veya başka bir şekilde bildirebilir. Şikâyet mercileri Kanun kapsamındaki görevlerini gecikmeksizin yerine getirmekle yükümlüdür. Müdürlük veya ŞÖNİM’e yapılan şikâyet ve ihbarlar, bunlar tarafından olayın özelliğine göre, kolluğa, mülki amire, Cumhuriyet başsavcılığına veya hâkime gecikmeksizin bildirilir. Sözlü yapılan şikâyet ve ihbarlar derhal tutanağa geçirilir.", "Yapılacak işlemler" başlıklı 5. maddesinde "Kolluk, kendisine yapılan ihbar veya şikâyet üzerine genel hükümler doğrultusunda gerekli işlemleri yapar. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Kanun kapsamında almış olduğu koruyucu ve önleyici tedbirleri onaylanmak üzere tedbirin niteliğine göre mülki amire veya hâkime sunar. Kolluk, kendisine intikal eden her olay hakkında gecikmeksizin en seri vasıtalarla ŞÖNİM’e bilgi verir. Cumhuriyet başsavcılığı, yapılan ihbar ve şikâyet üzerine evrakın bir örneğini ivedilikle olayın niteliğine göre uygulanabilecek olan koruyucu veya önleyici tedbir hakkında karar verilmek üzere hâkime veya mülki amire gönderir. Mülki amire yapılan ihbar veya şikâyet üzerine Kanunun 3 üncü maddesinde belirtilen koruyucu tedbirlerden birine, birkaçına veya uygun görülecek benzer tedbirlere karar verilebilir. Ayrıca mülki amir olayın niteliğine göre şikâyet veya ihbarı, kolluğa veya Cumhuriyet başsavcılığına bildirir. Hâkim veya mülki amir tarafından verilen kararlar ivedilikle ŞÖNİM’e bildirilir.", "Rehberlik ve danışmanlık hizmeti" başlıklı 9. maddesinde "1) Korunan kişiye, kişinin psikolojik ve sosyo-ekonomik durumu değerlendirilerek, hakları, destek alabileceği kurumlar, meslek edindirme kurslarına katılmasına yönelik faaliyetlerde bulunmayı da kapsayacak şekilde iş bulma ve benzeri konularda gelişmesi ve uyum sağlaması, gerekli olan seçimleri, yorumları, planları yapması ve kararları vermesine yarayacak bilgi ve becerileri kazandırmak ve psikolojik destek sağlamak üzere ilgili........

© Hukuki Haber