menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

"Özgürlüğün tadını bilen birini asla evcilleştiremezsin…"

14 0
05.01.2026

Özgürlük, üzerine çok düşündüğümüz, çok konuştuğumuz bir mesele. Yanlış tanımların ardına sığınıp özgür olduğumuzu sanabilir ya da özgürlüğün zaten imkânsız olduğunu düşünebiliriz.

Annelik ise, özgürlüğün en çok sınırlandığını düşündüğümüz yerlerden biri olsa da, aynı zamanda özgürlüğün anlamını en derinden kavradığımız yerdir. Benim için de öyle oldu. Bir çocuğun doğayla baş başa, iç sesiyle bağını koparmadan, hiçbir otoriteye bağlı kalmaksızın özgür bırakıldığında nasıl bir insana dönüşebileceğini tahayyül ederim hep. Belki de bu yüzden bu kitabı çok seviyorum.

Özgür; bana umut ve güç veriyor. Yalnız olmadığımı hissettiriyor. Aynı anda hem gülümsetip hem hüzünlendiriyor. Her okuyuşumda, içinde yaşadığımız çağda-tıpkı yetişkinler gibi- yavaş yavaş zehirlenen çocukları düşünüyor, bir yandan da umutla doluyorum.

Ormanda, doğal hayatın içinde büyüyen küçük bir kız çocuğu vardır kitapta: Özgür. Her şeyi ormandaki hayvanlardan öğrenir. En önemlisi, kendisini olduğu haliyle kabul eder; mutlu ve bütün hisseder.

Bir gün insanlar ormana gelir ve Özgür’ü alıp götürürler. Onu da kendileri gibi evcilleştirmek isterler. Özgür onlara ne kadar tuhaf gelirse, insanlar da Özgür’e o denli tuhaf gelir. Yanlış konuşan, yanlış yemek yiyen, yanlış oyun oynayan bu insanların dünyasına Özgür uzun süre dayanamaz; kaçar ve ormandaki özgür, mutlu yaşamına geri döner.

Çocuklar problem değildir. Problem; yetişkinlerin kendilerine yaratmış oldukları dünyadır. Kendileri de bir zamanlar uyum sağlamak için törpülenmiş, içlerinde hiç mutlu hissetmedikleri halde sisteme........

© HTHayat