Oyunda kalmak

Son günlerde siyasi belirsizlikler, piyasalar şirketleri dolayısı ile çalışanları da etkiliyor. Sık sık işinden ayrılmak zorunda kalan veya çalıştığı yeri değiştiren arkadaşların haberlerini alıyoruz. “Hayırlısı olsun”, “Bir kapı kapanır, başkası açılır” gibi sözlerle, yeni işinin veya önündeki işsizlik döneminin belirsizliklerine karşı destek olmaya çalışıyoruz. Gidenler için üzülüyoruz ama yolumuza devam ediyoruz. Yol uzun… Ne kadar destek vermeye çalışırsak çalışalım; bazıları yola devam edemiyor. İş dünyasının değişen düzenine alışamıyor… Kırılıyor… Kendisini değersiz ve işe yaramaz hissediyor.

İş yapamaz damgası vuruluyor resmen bizlere…

Kullan kullan at çöpe!

Oysa son dönemde en çok beğendiğim reklamlardan birinde şöyle söyleniyor:

“Yapılması gereken sadece tek bir şey var; o da OYUNDA KALMAK. Unutmayalım; oyunda kalan kazanır, oyunu terk eden değil.”

Oyunda kalmak? Bir yol haritası var mı?

Oyunda kalmak için ne olursa olsun geçmişe saplanmamak gerek. Önümüze bakalım. Unutmayalım ki alfabede 29 harf var. Geçmişin başarıları, şaşaalı günleri, mevkiler, maaş paketleri o dönemin koşullarının sonucuydu. O günler mazide kaldı. Yeni dönem, belki de her zamankinden daha zorlayıcı olacak. Ancak insanı konfor alanından çıkarması bakımından, içinde pek çok fırsatı da barındıracak. O fırsatları kaçırmamanın yolu, yepyeni gözlerle bakmaktan, o anın değerini bilmekten geçiyor.

FARKINDALIK... FARKIMIZIN FARKINDA MIYIZ?

Zihinlerimiz anlam yaratmaya meyillidir. Bir süre sonra gerçeklerden uzaklaşırız, algıladığımız şekilde oluşturduğumuz hikâyelere inanmaya başlarız. “Ne olduysa, olan odur.”

Gerçeklere inanalım, kendimizi doğru yargılayalım. Geleceğimizi sanal algılar üstüne kurmayalım. “Yeterli değilim“, “Artık yaşım geçti“, “Kadınları yükseltmiyorlar” demeye başladıysanız, kendinize şu soruları sorun lütfen: Gerçekten mi? Yüzde 100 doğru mu? Bu koşullarda olup, farklı sonuçlar elde eden bir kişi bile yok mu? Neye göre geç? Niyetim yok desenize şuna.

Artık bir çalışanın kariyeri, şirketlerin ortalama ömründen daha uzun. Y kuşağı ve sonrası için iş değişiklikleri yaşamın bir parçası. Buna karşılık 40 yaş ve üstü çalışanların çalıştıkları kurumlara bağlılıkları daha fazla. X kuşağı bir yerde çalışırken başka bir iş aramıyor. Risk almak........

© HTHayat