Dede Korkut Hikâyeleri Neden Okunmalı? |
Dede Korkut Hikâyeleri “Korkut Ata Mirası: Kültürü, Efsaneleri ve Müziği” adı altında Türkiye, Azerbaycan ve Kazakistan'ın ortak başvurusu sonucu 28 Kasım 2018 tarihinde UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası (SOKÜM) Temsili Listesi'ne kaydedilmiştir. Bu durum, Türk dünyasına ait bir değerin hem dünyada tanınması hem de Türk devletlerinin kültürel birlikteliğine katkı sağlaması açısından oldukça önemlidir.
Dede Korkut Hikâyeleri yaklaşık beş yüz yıl önce yazıya geçirilmesine rağmen hikâyelerin oluşumu en az bin beş yüz yıl öncesine dayanmaktadır. Dursun Yıldırım hikâyelerin 9-14. asırlar arasında Uygur harfleriyle yazılı bir nüshasının daha olması gerektiğiniiddia etmiştir. Fuad Köprülü eser hakkında “Türk Edebiyatını terazinin bir kefesine, Dede Korkut’u diğer kefesine koysanız, Dede Korkut ağır basar” demektedir. Muharrem Ergin ise eseri “Türk Dilinin ve Kültürünün en güzel eserlerinden biri, belki de birincisi” olarak nitelendirmektedir. Dede Korkut Kitabı’nın üç temel nüshası maalesef yurt dışında bulunmaktadır. Biri Almanya’da (Dresten’de), diğeri Vatikan’da, bir diğeri ise İran’ın Günbet şehrindedir. Dördüncü bir temel nüsha ise Bursa’dadır. Bursa nüshasıAlmanya’daki nüshanın bir benzeri olup bu nüshadan temel farkı ise harekeli oluşudur. Bu dört temel nüshada toplam 13 boy (hikâye) mevcuttur. Bu hikâyelerden en bilinenleri “Deli Dumrul”, “Boğaç Han”, “Basat’ınTepegöz’ü Öldürmesi” “BamsıBeyrek” ve “Kanturalı” hikâyeleridir.
Dede Korkut Kitabında yer alan hikâyeler bize Oğuzların 1000 yıl önceki sosyal hayatları, fetihleri, düşmana karşı........