İnanç Meselesi...
“Dilek, ben inançsızım! Dört kitabı da okudum ama hiçbiri mantıklı gelmedi. Bir şeyler hep eksik kaldı ya da içime sinmedi, o yüzden ben inancı olmayan bir adamım.” demişti yıllar önce tanıdığım bir ağabey...
Ben manzara fotoğrafları çekmeyi ve manzara fotoğraflarına bakmayı çok severim. Onu da o yüzden takip ediyordum. İnanılmaz bir bakış açısı, inanılmaz bir gözü vardı; manzarayı en doğal hâliyle yansıtma konusunda uzmandı diyebilirim.
O zamanlar hayatımda ilk defa birebir inancı olmayan biriyle karşılaştığım için ne diyeceğimi bilememiştim, sadece dinledim.
Ben elinden geldiğince dini vazifelerini yerine getirmeye çalışan biriydim.
Doğanın içinde bulunduğum, ona dokunduğum, hissettiğim, kokladığım ve en güzel hâliyle fotoğraflamaya çalıştığım her an Yaratıcıya olan inancım, aşkım, defalarca şükretme isteğim yükseliyordu.
Doğayı benden çok daha fazla iyi yansıtan o ağabeyi de öyle sanmıştım, başka ihtimalleri düşünmemiştim. Ama ben inançlıyım, karşımdaki de “İnançsızım.” dedi diye saldırgan bir tavra bürünmedim tabii ki.
Ne gerek vardı ve zaten çok saçma olurdu bu.
Herkes hayata aynı bakmak, aynı yorumlamak, aynı histe olmak zorunda değildi elbette.
Saygı duydum.
Tüm bunları neden andım, neden anlattım? Hemen anlatayım...
Yaklaşık bir hafta önceydi. Sosyal medyada adeta halkı kin ve nefrete, kendi düşüncelerinde zorbalığa iten bir paylaşım gördüm.
Bir sayfa çam ağacı görseli paylaşıp........© Hedef Halk
