Abdullah Çatlı Filmi Üzerine!
Konuya girmeden önce Rahmetli Abdullah Çatlı ve yaşadığı dönem ile ilgili kısa bir girizgah yapalım.
Bugünden bakıp geçmişi yargılamayı doğru ve adil bulmuyoruz. Sınanmadığın bir konuda ahkam kesmek kolay ama her dönemin ayrı koşulları ve ayrı bir algısı oluyor. Yapılan bir eylemin ya da bir hareketin sonuçları istendiği gibi olamayabiliyor fakat bunu denemeden tecrübe etmek mümkün mü?
1980 öncesi iki idealist grubun çeşitli mahviller tarafından kullanıldığı daha sonra ortaya çıkmıştı. Bizim yaşımız müsait değil, o dönemi yaşamadık fakat birileri tarafından kullanıldıklarını daha sonra çözenler, “Biz maalesef kullanılmışız!” diye itirafta bulundular.
Abdullah Çatlı’yı seven kadar karşı olan da vardır çünkü 12 Eylül öncesi birileri tarafından ülkemiz, “sağ ve sol!” diye sistematik bir şekilde kutuplaştırılmış ve iki cephe oluşturulmuştu. O günlerde iki cephenin birbirine kurşun sıkması bir şekilde sağlanmıştı.
Dolayısıyla her cephenin bir zıddı olduğu için karşı cephenin insanına sıcak bakılmasını beklemek saflık olur. Hele de bu isim Ülkücüler arasında simgeleşmiş Abdullah Çatlı gibi gizemli bir isimse bu karşıtlık normal değil midir?
Abdullah Çatlı Susurluk’ta bir trafik kazası sonucu ölmüştü. Çatlı’nın ölümü ile ilgili çeşitli iddialar söylendi. “Mafya-Devlet-Siyaset.” üçgeni diye eleştiriler de yapıldı. Çatlı’yı, sevenleri yüceltti sevmeyenleri ise yaptıklarından dolayı ona eleştirilerini sıraladı.
Bize göre bu bir kaza değil, bir devri kapatmak için yapılmış planlı bir suikastti. Neden mi böyle düşünüyoruz? O günün........
