We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Teopolitik bakışla ALLAH’TAN ÇOK ALLAHCI olan TANRI DEVLET

9 2 53
16.04.2022

“Kendisine karşı laf edeni affetmeyen ama insanların birbirine karşı işlediği suçu affeden" devlet. Yani kendince Allah'tan rol çalan devlet! Oysa Allah “kendisine karşı suç işleyeni affediyorken insanların birbirine karşı işlediği suçu affetmiyor.” (Nisa- 31 ve 153) İşte Allah’tan çok Allahcı devlet bu. Hep deriz ya devlet kavramı iyi tanımlanmalı diye.

Devletlerin tarihçesi Sümerlerden bu yana 6000 yıla yakındır. Bu süreçte meşruiyeti, yöneticilerinin hırs ve ihtiraslarına yenik düşmüştür, maalesef. Şöyle ki; ilkel yaşam, tarım, sanayi ve aydınlanma evrelerinde “Suhufa yani Tevrat, Zebur, İncil ve Kur'an “kölenin, öksüzün, miskinin, yolda kalmışın, ezilenlerin, yalın ayakların” çığlığı ve evrensel hükümlerle Allah’ın peş peşe gönderdiği” dinler ve peygamberlere rağmen tüm devletlerde bu sapkın nizam değişmemiştir. Yeryüzünün en büyük davası adalet ve eşitlik üzerinedir. Zulüm hep “ezen ile ezilen ve zalim ile mazlum arasında” devam etmiştir. İnsana dair ve evrensel olan dinler; tarihi sürecinde kurumsallaşarak tapınak dinine evrilmiş ve birer devlet dinine dönüşmüş, ne acı ki insan malzeme olmuştur. Kime mi? Devletleri idare eden yeryüzü allahlarına! Böylece devletlerin allahlaşması da mukadder olmuştur tabi.

Aslında bütün dinler “iyi insan projesi” olarak barış amaçlı ve peygamberler de en büyük devrimci olarak gelmiş. Fakat ne yazık; “hiçbir din yok ki kendisine vesile olan peygamberini hükümsüz kılıp süreçte, savaşın kutsal nedeni olmamış olsun”. Sonuçta “insan zalimdir” ayeti, insanlığa galebe olmuş. Diğer devrimler de hakeza. Bu manada tüm devrimler akrabadır. Her birinin burcunda akıl, irade, özgürlük ve isyan vardır. Lakin Cemalettin Efgâni’nin dediği gibi “Hiçbir peygamber yoktur ki getirdiği din kendisinden sonra ters yüz edilmemiş olsun”. Ve tabi hiçbir devrim yoktur ki süreçte tahrip edilerek sapmalar da arkasından gelmemiş olsun. Teolojiler ve teolojinin jeopolitiği birbirine benzer. Tarihsel olarak tanrı isimleri aslında sınıf- kabile- aşiret isimleridir. O sınıfların sembolleridir. (İbrahim Kıssası başta olmak üzere Kuran’da, eski dinlerden son dine kadar kutsal hiyerarşi sorgulanıyor. Araştırmaya değer.) Muhammet İKBAL (son dini kastederek) “din eski dünya ile modern dünya arasındaki geçişin ifadesidir” der. Bakın son Muhammedî İslam peygamberliğin son olmasının haberini vermiştir zaten. Bu bahis anlaşılmazsa aydınlanma çağı ve Tanrı’nın sosyolojik anlamda karşılığı anlaşılamaz. Bu bir teoloji zannedilmiş. Oysa bu bir teoloji değil ekonomi- politiktir. Tanrı ekonomik, politik ve sosyolojik bir kavramdır. Yani bu şu demek; isyanlar Allah diyerek yapılır. Tüm dinler isyan ederek “köle, yoksul ve ezilenlerin isyanı” olarak başlamıştır. Allah onların çığlığının adıdır. (Allahu Ekber) Ne var ki tüm isyanlar yine Allah ile bastırılmıştır. Ali Şeriati’nin tabiri ile “dine karşı din” ile bastırılmıştır. Bu iki din “ezilenlerin ve ezenlerin dini / ezilenlerin Allah’ı ve ezenlerin Allah’ı” olarak ikili bir anlam taşıyor! AFYON ve ÇIĞLIK / İSYAN olan iki din. Hulasa insanlık var olalı ve Tanrı arayışlarının başladığı ilk günden beri bu ikisi yani “ezenlerin ve ezilenlerin Allah’ı” çarpışmıştır.

- Bu gerçek görülmediği zaman dinlerin hepsi AFYON dinidir. (Din, egemenleri korumak için kabul edilmiş ve dünyayı tanımamış olmanın ifadesidir. Coğrafyadaki Müslümanların anladığı gibi.) - Bu gerçek görüldüğü zaman dinler ÇIĞLIK ve İSYAN dinidir. Ne acı ki bu iki dinin süreçteki galibi afyon dinidir. Bireysel muhatapları din adamları, kurumsal muhatapları ise devletler ve devletleri ayakta tutan “örümcek ağı” yapılardır. Evet ilahi ve beşeri tüm devrimler, karşı devrimlerle hışma uğramış, öncü devrimcilerini devirerek, insanların zihninde kurşuna dizilmiştir. En büyük bela ise dinlerle gelen devrimlerle kalıcılığını sürdürmüştür. Bu illet; Batıda aklın komutasında halledilmiş olmasına rağmen Müslüman coğrafyada ve günümüzde devletlerin patronajında Allah’a din öğretmekle görevli ruhban silsilesi ile devam etmekte… Musevi ve İseviliği tahrif eden Allah’tan çok Allahcı takımdır. Muhammedilikte de geri kalmamıştır. Oysa Hz. Muhammed’e son peygamber........

© HBRMA


Get it on Google Play