We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Tarihsel olarak yüceltme ve efendiciliğin insanlığa maliyeti

4 1 24
16.05.2022

“Efsaneler, Tanrı’nın yarattığı dünyaya karşı insanların yarattığı dünyadır. Tanrı’nın öldürdüklerini diri tutma çabası, insanı yaşayan bir ölü haline getirir” (Ali Şeriati). Ölü toplumların sefaletine vesile olan da bu manidar olgudur.

İnsanlık tarihi bilindiği kadarıyla “güneş, ateş, hayvan, insan ve ev” çağı olmak üzere 5 aşamadan oluşmaktadır. Süreçte eklemlenen dinler ile insanlığın sosyolojik ve antropolojik gelişimine paralel olarak tanrı fikri veren kültler; Orta Asya Şamanizminin temelini oluşturan Gök Tanrı, güneş, yer, su, atalar ve din adamları (papaz, haham, rahip, keşiş, pir, hoca, dede vs.), veli, bilgeler; han, hakan, kral, şah, padişah ve peygamberler bu zincirin halkalarıdır.

Evrim sürecine baktığımızda istatistiklere göre 60.000 yıl öncesinde insan fiziken bugünkü haliyle aynı olmasına rağmen düşünsel olarak metafizik olgusu yoktu. Öleni gömme, arkasından ağlama vs. yoktu. Daha çok hayvanımsı bir hayat tarzı mevcuttu… 60.000 yıl sonra insan soyut düşünmeye başlıyor; yaşayan ve ölen noktasında ilgisi artıyor, merakı uyanıyor (İlkel- tarım- sanayi ve modern toplum süreci.) Fakat insanlık yüceltme saplantısından kurtulamıyor.

* Eski Türklerde şamanlar...

* MECUSİLİKTE mollalar… (Kutsal Kitabı AVESTA olan zerdüştlük)

* YAHUDİLERDE hahamlar …

* HRİSTİYANLIKTA papazlar…

* HİNDUİZİMDE brahmanlar...

Bunların hepsi ruhban sınıfıdır!..

* MÜSLÜMANLIKTA şeyh, mürşit, gavs, seyit ve efendiler...

İşte bunlar da Muhammedî İslam’ın ruhbanlarıdır. Yani Yahudilikteki seçilmişlik, Hristiyanlıktaki kurtulmuşluk inançlarına benzer olarak, Muhammedî İslam’da da temsilcilik inancı vardır. Hem de Hz. Peygamber'in tüm hiyerarşileri ortadan kaldırma amaçlı “Hanginiz Muhammed?” dedirten düsturuna rağmen. Adeta başa dönülmüş.

Bir anlamda kam, bakşı, şaman, dede gibi yüce kişilik makamları efendi kavramlarıyla modern kültürün içinde vücut bulmuştur.

Konuyu, Türk Müslümanlığında ele alırsak, temellendirme açısından Merhum Kazım Karabekir’in hatıratına kaydettiği ibretlik olay manidardır: “Paşanın askerleri Müslüman olmuş bir Rus casusunu yakalar ve sorgulamak için kolordu karargahına götürür. Ancak casusun yakalandığı mahallenin sakinleri kolordu karargahının önüne toplanarak ‘Müslüman kardeşlerinin’ serbest bırakılması için eylem yaparlar”. Bu olay üzerine Kazım Karabekir hatıratına “Ey Türk seni herkes kandırdı. Erdim diyen kandırdı, döndüm diyen kandırdı. Herkes senin ateş çemberini aştı.” diye yazar.

Bu sınırsız yüceltme duygusu ile aldanmak bize kader olmuş adeta. Hz. Peygamber’in “vahiy farkı ile ben de sizin gibi insanım ve arkadaş peygamberim” sözüne rağmen... Onu anarken “mefhar-i mevcudat, fahri alem, seyyidi kâinat, sallallahu aleyhi vesselam efendimiz” diyerek söze başlayanlardan, “kamu uğruna kudret kullananlara” kadar kimse, ifrat ve tefrit salıncağında yalama olarak yarattığı ruhban sınıfının farkında bile değildir. Ali Şeriatı’nın “Bizim........

© HBRMA


Get it on Google Play