We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

İyinin ve Kötünün Ötesinde Bir Film: Torino Atı

5 2 1
21.09.2021

Nietzsche, anlık ilhamın tadı ve güzelliği olmasaydı yaşama nasıl dayanırım bilmiyorum diyordu. Nasıl dayanırdık sahi?

Modern düşüncenin beslediği ve ona gebe olanı bir kıyamete sürükleyen sonsuz çölün tam ortasında kalmış, ne çağında ne de şimdi anlaşılamamış yapayalnız bir adam olan Nietzsche, çölün sonsuzluğunun bütün tiksintisine rağmen yaşamalıyız diye ekliyordu. Yaşamalıydık; adeta Dionysos coşkusuyla yaşamalıydık…

Bu sözlerini on bir yıl sürecek derin suskunluktan önce söylemişti o. Nietzsche’nin on bir yıl boyunca sustuğu o sınır tecrübesi anının hakiki felsefesini tartışan ne yazık ki olmadı. O suskunluğun ardında delilik yoktu. Çölün büyüklüğünü tasvir eden ama çölden kurtuluşu imkânsız gördüğü ve bir çıkışı olmadığı için deliren bir adam değildi Nietzsche; çıldırmak onun için bir merhamete sığınmak, bulmak ve bulduğu noktada susmaktı. Bèla Tarr, o suskunluğu anlamıştı..

Suskunluğun öncesinde ise meşhur at meselesi vardır. Torino’da bir atın kırbaçlandığını gören Nietzsche, ata sarılır ve ağlayarak yere kapaklanır. Bu olaydan sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Bela Tarr, Torino Atı filminde “Ata ne oldu?” sorusu ile gözlerden uzak bir kulübede onun varlığında tüm insanlık değerlerinin aşağılanmasına tanık olduğu “o” atla birlikte, kötürüm bir baba ve suskun kızının tekdüze hayatlarının metafizik şiddetinin izini sürmeye koyulur filminde. Her şeye rağmen, “zorla da olsa” yaşamak ne demektir? Ayaklar altına alınan değerleri yeniden mümkün kılmaksızın kendimizi yaşamamaya devam ettiğimize inandırmaya çalışmak mümkün müdür?

Nietzsche "Böyle Buyurdu Zerdüşt" eserinde "aynı olanın ebedî tekrarı" fikrini bir çobanın boğazına girmiş bir........

© HBRMA


Get it on Google Play