We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

MHP Genel Başkanı Dr. Sayın Devlet Bahçeli’ye Açık Mektup -28-

3 1 1
30.06.2022

Sayın Genel Başkan;

Yüksek malumlarınız olduğu üzere; Türkiye, 1876 yılından beri, 146 yıldır değişik tarihlerde 6 defa anayasa yapmış, her defasında büyük ümitler bağlanan bu anayasa değişiklikleri esnasında ülkemiz ciddi meselelerle karşı karşıya kalıp darboğazlardan geçmiştir.


Öteden beri Türkiye’de idari ve siyasi yapıdan kaynaklanan meselelerin “anayasa yaparak” veya “sistem değiştirerek” çözülebileceği yolunda güçlü bir anlayış oluşmuştur.


19. yüzyıl ortalarından itibaren “Kanuni Esasî”nin bütün meseleleri halledecek bir “gümüş kurşun” olduğunu düşünen, daha sonra, yaklaşık bir buçuk asırda 6 anayasa yapmakla kalmayarak bunları sürekli biçimde tadil eden, bu çerçevede “yasama-yürütme-yargı dengesi”nde sonu gelmeyen ayarlamalar yapan bir toplumun “anayasa ve siyasi sistemi kutsallaştırdığını” görmekteyiz.

Tarihi tecrübelerimiz, “anayasa ve sistem” değişikliklerinin idari ve siyasi yapıdan kaynaklanan meselelerin çözülmesinde sınırlı bir tesir icra ettiğini ortaya koymaktadır.

Bir buçuk asırdır, siyasi tartışmalarımızın “Anayasa” ve “sistem” değişimine odaklanması, fetişleştirmenin yanı sıra, bunların bir “amaç” haline getirilmesine, “Anayasa” ve “sistem”in demokrasinin araçları olduğunun göz ardı edilmesine sebep olmaktadır.”

Nitekim, 31 Mayıs 2007 tarihinde yapılan Anayasa değişikliği ile Cumhurbaşkanı’nın halk tarafından seçilmesi esasa bağlanmışsa da 10 Ağustos 2014 tarihinde doğrudan halk tarafından cumhurbaşkanlığına seçildikten sonra bu defa da Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Anayasa’nın sınırları içinde kalıp kalmadığı tartışmaları giderek artmıştır.

Bu konuda da “en yüksek sesle yapılan itirazları”, MHP Genel Başkanı olarak zât-ı aliniz dile getirmekteydiniz.

Türkiye olarak 2010‘lara gelindiğinde ülkenin ve dünyanın içinde bulunduğu sosyal, siyasi ve ekonomik şartlara, toplumun ihtiyaçlarına cevap veren, parlamenter demokratik düzenin oluşumunu ve aksamadan işleyişini sağlayan hak ve hürriyetleri teminat altına alan mükemmel bir anayasaya sahip olmamız hususunda sosyal bir mutabakat oluşmuş görünüyordu.

Anayasa değişiklik tasarısı için geniş bir mutabakat ile (AKP, CHP, MHP) altmış küsur madde üzerinde anlaşma sağlamış olmalarına rağmen; Sayın Cumhurbaşkanı’nın -büyük bir ihtirasla- vazgeçilmez bir tutku haline getirdiği “Başkanlık Sevdası” ve iktidar partisinin genel başkanlarını “Ebedi Şef” mertebesine çıkarma konusundaki ısrarı sebebi ile bir neticeye varılamamıştı.

Millet olarak özlediğimiz cumhurbaşkanını fikri ahlakından toplumun her kesiminin emin olduğu, merhum Sezai Karakoç:

“Kökünü tarihimizin derinliklerinde bulan, kişilikli, yetkin, güçlü, sorumlu ama zorbalığa, diktatörlüğe, totaliterizme kapalı, hakikat, adaleti fazilet esasına dayanan sistemi başkanlık sistemini getirmek lazımdır. Başkanlık sistemi büyük medeniyet sistemimiz içinde yer alırsa, diktaya dönüşmez.” sözleriyle tarif etmekteydi.

Üstad merhum Sezai Karakoç’un özlemini duyduğu -bizimde büyük ölçüde katıldığımız- başkanlık sisteminin diktaya dönüşmemesi ancak “kuvvetler ayrılığı”nın sert bir şekilde uygulanması ile yani yürütmenin, kanun yapma (Yasama) gücünün (TBMM) ve yargının birbirinden bağımsız olması ve aralarında denge denetim mekanizmalarının kurulmasıyla mümkün olabilirdi.

Sayın Genel Başkan;

Ülkemizde ilk anayasanın ilan tarihi olan 1876’dan beri bu konuda yaşadığımız tecrübeler gösteriyor ki; yeni anayasa arzusunun her seferinde fetiş (kutsallaştırma) haline getirilmesi, bununla bütün meselelerimizin çözüleceğinin düşünülmesinin son derece yanlış olduğu yaşanan zaman içerisinde görülmüştür.

“Teklif edilen anayasa değişikliklerinin sosyal, kültürel ve tarihi karşılıkları bulunmuyorsa değişikliğin ruhunu ve zihniyetini toplum benimseyip kabullenmiyorsa kağıt üzerinde yazılanların uygulanma kabiliyeti sınırlı kalır, sonuçta yeni anayasa beklentileri sürüp gider.”

Sayın Genel Başkan;

Hatırlarsanız, 12 Eylül 2010’da yapılan anayasa değişikliği halk oylaması esnasında AKP cenahının en önemli gerekçeleri, 12 Eylül........

© HBRMA


Get it on Google Play