We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Eski Defterleri Karıştırdım

7 3 1
20.09.2021

Öğrencilik yıllarımda, hem deneme hem de şiirler yazardım. Mezun olduğumuz sene mezuniyet yıllığına namzet bir şiir aranırken, benim yazdığım “İlâhiyat Marşı” seçilmiş ve yıllığa girmişti. Bir kaç öğrenci dergisinde de şiirlerim yayınlanmıştı.

İlk öğretmenlik yıllarımda da yazmaya devam ettim. Hepsi de şu an elimin altında. Çoğunluğunu hiç bir yerde yayınlamadım. Şimdi bakıyorum da o zaman kalemim biraz daha keskinmiş. Bu hafta o yıllardan kalma birbirini tamamlayan iki yazımı sizlerle paylaşacağım. Haydi hep birlikte 1998 yılına gidelim.

Herkesin ne düşündüğü beni hiç ilgilendirmiyor. Gökyüzüne Ahmet mavi demiş, Mehmet yeşil demiş, Ali açık mavi demiş umurumda değil. Beni rahatsız eden olay, bunların birbirlerini anlamaya çalışmamaları. Hoşgörüye sebep olacak, insanların ufkunu açacak farklı düşünceleri kavga sebebi yapmaları.

Atalarımız, “İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa” diye ne güzel ifade etmişler insanlar arasındaki ilişkiyi. Galiba biz insanlar koklaşmakla meşgulüz, konuşmakla değil. Yani hayvanlar arasındaki diyalog aracıyla. Tabii bunun sonucu belli.

İnsan bu kadar ölülerin kölesi olamaz, olmamalı da. Olay şu: Ölüler hiç kimseyi köle edinmezler. Ancak aklını kiraya vermiş bulunan, sonradan gelenler, tek akıllı olarak ölmüşleri gördüklerinden, cebren onlara köle oluyorlar. Efendileri farklı olan insan cemaatleri, hep birbirlerine düşman olmuşlar. Birbirlerinin kuyularını kazıyorlar. Kardeşlerini kuyuya düşmüş görünce, sevinç naraları atıyorlar.

Peşisıra kendileri de başka bir kuyuyu boyluyorlar. Bu insanlar acaba el ele olmaktan ne zarar görüyorlar?

Kalplerin bir........

© HBRMA


Get it on Google Play