Yabancı dil öğretiminde sosyal-duygusal öğrenmenin yeri nedir?

“SEL, dil öğretiminde bilişsel sürecin yanında duyuşsal alanı da güçlendirir ve öğrencilerin iletişimsel yeterliğini sürdürülebilir biçimde destekler. Öğrencilerin kalbine dokunan öğretim, onların dilde ve hayatta daha güçlü adımlar atmasını sağlar.”

Prof. Dr. Esim Gürsoy ile yabancı dil öğretiminde sosyal duygusal öğrenmenin yerini konuştuk.

Sosyal duygusal öğrenme (SDÖ/SEL) nedir ve yabancı dil öğretimi açısından neden kritiktir

Duyguların öğretimdeki yeri aslında antik çağa ve o dönem filozoflarına kadar gider. Platona göre "Öğrenme duygusal bir davranıştır" ve "eğitim, yalnızca bilgi aktarımı değil, duygusal yönelimin sağlıklı biçimde şekillendirilmesidir."

Aristotle ise "Öğrenme, yalnızca bilişsel bir edinim değil, aynı zamanda doğru duygusal alışkanlıkların (hexeis) kazandırılmasıdır" tezini savunur.

Stoacılık felsefesinden Epictetus da öğrencinin zihinsel açıklığa ulaşması için önce duygularını yönetebilmesi gerektiğini söyler. Ancak değişen dünya, hızla gelişen teknoloji, bilgiye ulaşma hızındaki ilerleme, öğrenmeyi sadece bilişsel bir eylem olarak görme eğilimini oluşturmuştur. Covid 19 pandemisi sürecinde ve sonrasında yaşanan duygusal travmalar eğitimcilerin odağını tekrar ve de hızlı bir şekilde öğrenmede duyguların rolüne çevirdi.

Sosyal duygusal öğrenme (SEL), öğrencilerin öz-farkındalık, öz-yönetim, duygu düzenleme, sosyal farkındalık, ilişki kurma ve sorumlu karar verme becerilerini geliştirmeyi hedefleyen sistematik bir eğitim yaklaşımıdır. Öğrencinin duygularını tanıması, ifade etmesi, düzenlemesi; empati kurması; başkalarıyla yapıcı şekilde iletişim kurması; sosyal problem çözmesi ve öğrenme süreçlerini özerk biçimde yönetmesi SEL’in temelini oluşturur.

Dil öğretimi açısından SEL kritik öneme sahiptir, çünkü yabancı dil ediniminde duyusal filtre temel belirleyicidir. Kaygı, özgüven, risk alma isteği ve sosyal etkileşim ihtiyacı doğrudan dil üretimini etkiler. SEL, öğrencilerin öğrenmeye yönelik psikolojik güvenliğini artırır, konuşma kaygısını düşürür ve iletişimi destekler.

Sınıf içinde;

* Konuşma etkinliklerinde yüksek kaygı yaşayan öğrenciler, duygu düzenleme stratejileri sayesinde cümle başlatma, hata yapma toleransı ve akıcılık konusunda daha aktif olur.

* Öz-farkındalığı gelişmiş bir öğrenci, kendi dil öğrenme eğilimlerini fark ederek daha gerçekçi hedefler koyar.

* Sosyal farkındalığı yüksek öğrenciler, grup çalışmalarında daha iş birliği odaklı davranır; bu da iletişimsel görevlerin niteliğini artırır.

Sonuç olarak SEL, dil öğretiminde bilişsel sürecin yanında duyuşsal alanı da güçlendirir ve öğrencilerin iletişimsel yeterliğini sürdürülebilir biçimde destekler.

SEL yeterlikleri (öz-farkındalık, duygu düzenleme, sosyal farkındalık, ilişki kurma, sorumlu karar verme) dil sınıfında nasıl somutlaştırılabilir? Daha uygulanabilir örnekler verebilir misiniz?

SEL yeterlikleri, dil sınıfı pedagojisine mikro düzeyde entegre edilebilir. Her beceri için somutlaştırılmış uygulama örnekleri verecek olursam;

Öz-farkındalık

* Ders başında kısa “emotion check-in” uygulamaları: Öğrenciler “Today I feel…, because…” gibi kalıplarla duygu durumlarını ifade eder.

* Öğrenme profili farkındalığı: Öğrenciler hangi konuşma görevlerinde zorlandığını ve neden zorlandığını yazarak kendi öğrenme yollarını tanımlar.

Duygu düzenleme

* Zorlayıcı konuşma görevlerinden ya da sınavlardan önce iki dakikalık nefes çalışması.

* “Pause and reframe”........

© HalkTV