Mesleki ve Teknik Ortaöğretimin Çöküşü ve MESEM Vakası 24 Eylül 2026
“MESEM’ler kapatılmalı ve toplumun dezavantajlı kesimlerinden gelen çocuklara sosyal ve hukuk devletinin gerektirdiği eğitim hakkı, fırsat ve olanak eşitliği sağlanarak yeteneklerine göre bir eğitim verilmelidir.”
Adıyaman Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan ÖZCAN ile farklı yönleriyle mesleki ve teknik eğitimi konuştuk.
Hocam genel olarak mesleki ve teknik eğitim ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan hemen sonra Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde geliştirilen mesleki ve teknik okullar, ülkemizin ihtiyaç duyduğu nitelikli teknik iş gücünü yetiştirerek ekonomik ve toplumsal kalkınmaya katkı sağlamıştır. Özel yasalarla ve ek finansman sağlanarak orta ve yükseköğretim kademesinde kurulan bu okul türleri zaman içinde ülke sathına yayınlaştırılmıştır. Mesleki ve teknik okul mezunları eğitim, üretim ve hizmet sektörlerinde verimlilik ve kalitenin artırılmasına önemli katkı sağlamış ve aynı zamanda ülkemizde milli sanayinin gelişmesine öncülük ederek ilkleri başarmışlardır. Buna karşın özellikle 2000’li yılların başından mesleki ve teknik liselerin toplumsal tabanının, imam hatip okul türüne kaydırılması amacıyla, bu okulun toplumsal imajı “katsayı” meselesi üzerinden agnotolojik yöntemlerle zarar verilmiştir. 2009 yılında meslek okulu türlerine öğretmen yetiştiren 28 fakültenin tamamı kapatılmış, 2016 yılında dünyada benzeri olmayan ve çocuk işçiliğini mesleki eğitim kılıfı ile kurumsallaştıran MESEM icat edilerek, mesleki ve teknik liseler işlevsiz hale getirmiştir. Son 24 yılda ortaöğretimden yükseköğretime mesleki ve teknik eğitimin bütün kademeleri sistematik olarak yok edilmiştir.
Anadolu’da Mesleki ve Teknik Eğitim nasıl ve hangi modellere göre gelişmiştir?
Anadolu’da Mesleki ve Teknik Eğitimin gelişimi iki modele dayanır. Birincisi, Selçuklular döneminde usta çırak ilişkisine dayanan Ahilik sistemidir. Bu gelenek varlığını yüzyıllar boyunca sürdürmüştür. Bu topraklarda bin yıl önce başlayan çıraklık eğitimi çağın koşullarına göre evrilerek gelişmiştir. Cumhuriyetin kurulmasıyla geleneksel çıraklık modeli süreç içinde geliştirilerek; çıraklara haftanın belli günlerinde kuramsal eğitim verilmesi, ders kitapları hazırlanmış, ücret ödenmesi, çalışma saatlerinin düzenlenmesi, işletmelerin denetlenmesi, becerilerin belgelendirilmesi ve buna bağlı işletme açma ve lise diploması alma hakları tanınmıştır (ÇEM, 1977, 2089 sayılı kanun ve RG: 15987). Ancak temel eğitim çağında ve örgün eğitimin dışında kalan ve işletmelerde çocuk yaşta çırak olarak çalışan dezavantajlı kişilerin sayısının sekiz yıllık kesintisiz eğitim yasası ile örgün eğitime entegre edilmesi amacıyla çaba harcanmıştır.
İkinci model, Cumhuriyetin kurulmasından sonra yapılan reformlar sonucu ortaöğretim kademesinde, okul merkezli Mesleki ve Teknik Liselerin (MTL) açılmasıdır. Özellikle Mehmet Şükrü Uzel’in 1937’de Genel Müdürlüğü ve 1941’de Müsteşarlığı döneminden 1950 yılına kadar özel yasaların çıkarılması, ek finansman sağlanması ve etkin planlama ile MTL’ler 1960’a kadar Türk sanayisinin gelişmesine öncülük etmiş ve ilkleri başarmıştır. 1961-1980 arası planlı kalkınma dönemlerinde, okullaşma hedeflerine toplumsal kaos, ekonomik ve siyasal krizler ve imam hatip dayatmaları nedeniyle pek ulaşılamamıştır. 1980’li yıllarda başlayan küreselleşme ile birlikte, okul merkezli eğitimden, okul sanayi işbirliği (2 3 dual sistem) modeline geçilmiş, stajyer öğrencilere sağlık sigortası yapılması, okul sanayi işbirliği ve sosyal diyalog güçlendirilmiş, işletmelerde çalışan ustalara iş pedagojisi eğitimleri verilerek stajyer öğrencilerin becerileri artırılmıştır.
Yükseköğretime geçişte katsayı uygulamasının mesleki ve teknik eğitime etkileri nelerdir?
1997’de ekonomik ve beşerî kaynakların etkin kullanılması, üniversitelerin önündeki yığılmaların azaltılması, sanayi ve hizmet sektörünün gereksinim duyduğu teknik işgücünün yetiştirilmesi ve öğrencilerin alanlarında bir yükseköğretim programına yerleşmelerinin teşvik edilmesi amacıyla “katsayı” uygulaması getirilmiştir. Ancak uygulama imam hatiplerin önü kapatılıyor bahanesiyle siyasallaştırılarak, medyada politik tartışmaların konusu yapılmış, mesleki ve teknik eğitimin toplumsal imajı zedelemiş ve öğrenci akışını olumsuz etkilemiştir. Aslında doğru olan bir uygulama, politik tartışmalara kurban edilmiş ve kamuoyunu yanılmak amacıyla bazı kesimler tarafından agnotolojik (bir kesimin çıkarı için bilimsel gerçekleri karartma, kafa karışıklığı yaratma veya yanlış bilgi yayma stratejileri ile toplumun gerçek bilgiye ulaşmasını önleme) yöntemler geliştirilmiştir.........
