MEB’de Filozoflar(!) Dönemi

Bakan, bürokrat ya da mevzuat değişikliği sonucu asla değiştirmez, sonuç ancak ve ancak anlayış değişikliği ile mümkündür. Bu anlayış değişikliğinin de iktidar değişikliği ile mümkün olabileceğini söyleyebiliriz. Aksi halde aynı deneyi defalarca yapıp farklı sonuçlar beklemekten öteye gidemeyiz.”

Bugün Öğretmen Yazar Maksut BALMUK ile MEB’deki son dönemi konuşacağız.

Sayın BALMUK, MEB’deki son dönemi nasıl tanımlıyorsunuz?

Sayın AYBEK MEB’deki son dönemi yani son 25 yılın özellikle de son dönemini trınak içinde filozoflar dönemi olarak tanımlıyorum. Siz felsefecisiniz çok iyi bilirsiniz ki Platon yaklaşık 2500 yıl önce devleti filozofların/bilge insanların yönetmesi gerektiğini savunmuştu. Öğrencisi Aristo ise hukukun üstünlüğünü savunur, yöneticilerin bile yasaların üstünde olmadığını söyler.

Bugün geldiğimiz noktada 103 yıldır cumhuriyet ile yönetilen Türkiye Cumhuriyetinin anayasasında Türkiye Cumhuriyeti “ …laik, sosyal hukuk devletidir” amir hükmü bulunmasına rağmen uygulamada hep tırnak içinde bilge(!) insanlar karşımıza çıkıyor. Yani Aristo’ya dahi erişemedik maalesef.

Neden böyle düşünüyorsunuz?

Bugün 2017 yılındaki referandumla karşımıza çıkan Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi zaten tek elden yönetimi hakim kılmaktadır. Bunun yansımasını bir çok alanda olduğu gibi MEB’de de görüyoruz.

Çok basit bir örnekle hareket edecek olursam: MEB yeni bir yönetmelik çıkardı ve bu yönetmelikte yer alan hükümlere rağmen uygulamada farklılıklarla karşılaşıyoruz. Olmalı/olmamalı tartışmasından uzak bir şekilde örnek verecek olursak; örneğin yönetmelikte 12 yılını dolduran öğretmenlere rotasyon uygulanacağı var ama iş uygulamaya gelince 2026’da uygulanmayacağını görüyoruz. Oysa ki yönetmelik rotasyonu düzenlemiş ve “yapılabilir” dememiş “yapılır” demiş. Madem düzenlediğiniz mevzuat böyle o zaman uygulayacaksınız. Ya da yönetmeliğe bu maddeyi “yapılır değil yapılabilir” şeklinde koyacaksınız. Ya da vazgeçtiyseniz uygulamadan öyle lafla değil elinizde olan imkanı kullanıp mevzuatı değiştirerek yapacaksınız.

Ya da başka bir örnek: il/ilçe milli eğitim müdürlükleri kadrosunda olan öğretmenler norm fazlası ilan edilmişler. Bunlar içerisinde engelli öğretmenlerimiz var. Mevzuatta engelli öğretmenin görev yeri ersen değiştirilemez dediği halde resen atamaya tabi tutmak istediler. Tepki gelince hukuka açıkça aykırı bu uygulamadan vaz geçtiler.

Hukuk devleti isek hukuk kurallarına bağlı kalacaksınız. Yıllardır kendi koyduğu kurallara dahi uymayan bir anlayışla yönetiliyoruz.

Peki bunun sonuçları........

© HalkTV