Eğitim sistemimiz ne durumda? |
"Türkiye’de de eğitim fakülteleri alanda tezli yüksek lisans yaptıran kurumlar olarak yeniden yapılandırılmalıdır. Ayrıca mevcut öğretmenlerin de alanda yüksek lisans yapmaları için Bakanlık bir teşvik programı hazırlamalıdır."
MEF Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Özcan ile eğitim sistemimizi konuştuk.
Hocam sizinle ilk defa program yapıyoruz. Sohbetimize başlamadan önce kendinizi kısaca tanıtır mısınız?
Mesleğe ilkokul öğretmeni olarak başladım. Dört yıl ilkokul öğretmenliği yaptıktan sonra eğitimime devam ettim. Daha sonraki yıllarda Anadolu’nun değişik illerinde öğretmen okulu öğretmeni, eğitim enstitüsü öğretmeni, rehberlik merkezi eğitim uzmanı ve milli eğitim müdür yardımcısı olarak görev yaptım. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nde araştırma görevlisi ve doktora öğrencisi iken Amerika’ya gittim. Doktoramı Amerika’da eğitim sosyolojisi alanında yaptım ve orada öğretim üyesi oldum. Amerika’da 26 yıl kaldıktan sonra 2014’te Türkiye’ye döndüm. Meslekte 58. yılım.
Hocam, eğitim sistemimiz hakkında ne düşünüyorsunuz? Ne durumdayız? Genel bir değerlendirme yapar mısınız?
İyi durumda olduğumuzu söylemek zor. Sorunlarımız var. Tabii ki eğitim sorunsuz olmaz. Okullarda milyonlarca çocuk ve gence eğitim vermeye çalışıyoruz. Müsaade ederseniz sorunlara geçmeden önce eğitimin anlamı ve gücü hakkında birkaç cümle söylemek istiyorum. Toplum olarak eğitimin gücünü ve önemini tam olarak anlamadığımızı düşünüyorum. Eğitimin özü öğrenmedir ve insan öğrendiği kadardır. Şu anda biz ne isek ve her kim isek bu aldığımız eğitimin sonucudur. İlerde ne olacaksak onu da alacağımız eğitimin niteliği belirleyecektir. İnsan henüz tamamlanmamış biyolojik bir varlık olarak doğar. Doğduğu zaman bu dünyada varlığını sürdürecek yetkinliğe sahip değildir. Her şeyi öğrenmek zorundadır. Zamanla öğrenerek yani eğitimle sosyal ve kültürel bir varlık olur. İnsan olur, vatandaş olur, bir işe yaramayı öğrenir, işçi olur, aşçı olur, öğretmen, doktor, mühendis olur. İnsan aldığı eğitim kadardır; aldığı eğitimin ürünüdür. Kaliteli bir eğitim alırsa doğuştan getirdiği potansiyeli geliştirir, bilgili, becerili ve erdemli bir insan olur; ulusuna ve insanlığa katkı sağlar. Eğitimin gücünün farkında olmalı ve eğitime çok önem vermeliyiz.
Peki Hocam biz ne durumdayız? Çocuklarımız alması gereken eğitimi alabiliyor mu?
Çocuklarımızın bir kısmı iyi bir eğitim alıyor ama bu yetmez. Bütün çocukların çok iyi bir eğitim alması gerekir. Çünkü her çocuk engin bir potansiyelle doğar. Her çocuk, bilginin, sevginin, sanatın, sporun, yaratıcılığın, ulusa ve insanlığa hizmetin kaynağıdır. Irkı, rengi, dili, dini, cinsiyeti ve ekonomik gücü ne olursa olsun bütün çocuklar çok değerlidir. Siyah beyaz, zengin fakir fark etmez, onlar bizim en değerli varlığımızdır. Ne gerekiyorsa yapmalı, bütün çocuklar için eğitimde fırsat eşitliğini ve sosyal adaleti sağlamalıyız. Onlar bizim geleceğimizdir. Eğitimden tasarruf olmaz. Çocuklarımız dünya ile yarışacak kadar, dünyayı daha iyi yapacak kadar donanımlı ama aynı zamanda dünyanın örnek alacağı kadar erdemli olmalı. Onları böyle yetiştirirsek dünyayı daha iyi yapanlar bizim çocuklarımız olabilir.
Hocam bunu nasıl yapacağız? Eğitimde fırsat eşitliği ve sosyal adalet nasıl sağlanır? Bu mümkün mü? O kadar çok sorunumuz var ki işe nereden başlamalı?
Elbette mümkün. Biz bunu yapabiliriz. Ancak önce toplum olarak sadece kendi çocuklarımızı değil bütün çocukları en iyi şekilde eğitmemiz gerektiğini idrak........