menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Aile Bakanlığı, beş çocuğu ölen anneye hapis cezası istemiş

170 1
30.01.2026

“Aile Bakanlığı’nın kusurlu olduğu bir davaya katılma talebini hakkaniyete uygun görmüyorum. Ailenin yaşadığı evi gördükleri halde çocukları daha iyi bir yere almamış, sadece maaş bağlamışlardır. Bu davaya suçtan zarar gören sıfatıyla katılma hakları yoktur. Suçtan ne maddi ne manevi zarar olarak görmüşlerdir. Katılma ehliyetleri yoktur, bu duruma itiraz ediyorum.”

Avukat Cengiz Serttaş, beş çocuğunun yangında can vermesinden sorumlu tutulan hurdacı Sinem Melisa Akcan’ın yargılandığı davada, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatının gözlerine bakarak, işte bu sözleri söyledi.

Serttaş’a göre çocukları koruma altına almayan bakanlık, üstüne bir de şikayetçi olup annenin cezalandırılmasını istedi. Neyse ki mahkeme, bakanlık kadar merhametsiz değildi.

Yardım kesildi

Sinem Melisa Akcan, Hakan’la evlendiğinde henüz 20 yaşındaydı.

İzmir Selçuk’ta şeftali bahçesi içerisindeki barakaya gelin gitti.

Birer yıl arayla beş çocukları dünyaya geldi.

Fadime Nefes beş, Funda Peri dört, Aslan Miraç üç, Masal Işık iki, Aras Bulut ise bir yaşındaydı.

Hakan, hayvancılık yaparak geçimini sağlıyordu.

Sonradan düzeni bozuldu.

Hurdacılığa başladı.

Hırsızlıktan içeri düştü.

Çocukların yükü Sinem Melisa’nın omuzlarına bindi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Tire Sosyal Hizmetler Müdürlüğü’nden sosyal yardım parası aldı. Aylık 8 bin TL olan yardım birkaç ay sonra 4 bin TL’ye düşürüldü. Zamanla o da verilmez oldu.

Çaresiz, hurdacılık işini üstlendi.

Her gece çocukları uyutup yatırıyor, evden çıkıp hurda topluyordu. Eve dönüp çocukları kontrol ediyor, yeniden hurda arabasını gece karanlığına sürüyordu. Bazen üç dört dolaşıyordu. Kazandığı parayla çocuklarına ve Torbalı Açık Cezaevi’nde kalan eşi Hakan’a bakıyordu.

Isıtıcı devrildi

En son 10 Kasım 2024 gecesi hurdaya çıktı.

Topladığı hurdaları evde biriktirdi.

Ertesi gün hava kararırken çocuklarını uyutup yer yatağına yan yana yatırdı. Hava soğuk olduğu için elektrikli ısıtıcıyı açtı.

Kapıyı çekip hurdaları yüklediği el arabası ile 700 metre uzaklıktaki Selçuk Sanayi Sitesi’ne gitti. Topladıklarını hurdacıya boşalttı. 400 TL’yi alıp kalanın hesabına gönderilmesini istedi.

Hızla eve döndü.

Saat 19’du.

Geldiğinde, çocuklarının uyuduğu oda duman içerisindeydi.

Isıtıcı devrilmiş, halıyı, ahşap parkeyi ve oyuncakları tutuşturmuştu.

Hareketsiz yatan çocukların bedenlerinde yanıklar ve is vardı.

Akcan, çocuklarını avluya çıkardı.

Komşusuna “Yetişin, çocuklarım ölüyor” diye bağırdı.

Ne var ki geç kalmışlardı.

‘Üşümesinler diye…’

Akcan’a taksirle ölüme ve yaralanmaya sebep olmaktan Torbalı Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı.

İlk duruşma 21 Ekim 2025’te görüldü.

Akcan, şöyle dedi:

“Çocuklar hastaydı, üşütsünler istemedim. Evden çıkmasaydım yiyecek getiremeyecektim. En küçüğün tam uyumadığını düşünüyorum. Sobayı o devirmiş olabilir. Çocuklarım çok yaramazdı, birbirleriyle oynarken bir şeyleri devirirlerdi.”

Isıtıcının emniyeti yoktu.

Devrildiğinde otomatik olarak sönmüyordu.

Akcan, parası olmadığı için duvara asılı ısıtıcı alamamıştı.

Zaten eldekini de hurdacıda bulmuştu.

Bakanlık ceza vermedi

Avukatı Cengiz Serttaş, duruşmada Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nı eleştirdi. Bakanlık görevlilerinin barakayı gördükleri halde çocukları koruma altına almayıp yalnızca maaş bağladığını söyledi.

Bakanlık avukatı ise anneyi suçladı.

Eve birçok kez denetime gidildiğini, anneye “Çocuklara bakabiliriz” denildiğini savunarak, şöyle dedi:

“Çocukların bakımını talep ettik, anne bakabileceğini söylediği için almadık. Velilerden birisi dahi olsa çocuk bakımını daha iyi yerine getirebilir kanaati hakimdir. Bakanlığın ihmali yoktur.”

Bakanlıkta idari tahkikat yapıldığını kaydederek, “Herhangi bir ceza verilmedi” diye bilgi verdi.

Serttaş, itiraz etti.

“4-5 ay önce ödenekleri........

© HalkTV