Okunacak büyük kitap!
Yunus’tan bu yana halk şiiri zincirinin en önemli halkalarından biri olan Sivas, Şarkışlalı Aşık Veysel Şatıroğlu, yerelden evrensele saçtığı ışıkta billurlaştı. Anadolu’nun kadim irfanında pişmiş halk şiirimizin bu güçlü ozanı yarım yüzyılı aşkın bir süre yazdıklarıyla, çalıp söyledikleriyle gönüllere taht kurup oturdu.
"Beni hor görme gardaşım
Sen altınsın ben tunç muyum?
Aynı vardan var olmuşuz
Sen gümüşsün ben sac mıyım?"
Dizelerindeki derin anlamlar insanlığa kılavuz niteliğindedir. Gönül gözüyle dünyayı aydınlatan, Hakk’ı halkta gören Veysel, "Beni hor görme gardaşım" derken sadece bir sitemde bulunmaz; aslında Batıni felsefenin en temel sorusunu sorar: İnsan, insandan üstün müdür?
Veysel sınıfsal ve bireysel ayrımları reddeden bir felsefi bakışla, Yaradılan tüm bedenlerin üryan gelip üryan olarak Hakk’a döndüklerini vurgular. Alevi oluşu onun şiirlerinde doğrudan dini motiflerle (Kerbela gibi olaylarla) karşımıza çıkmaz. Din O’nda bir kurallar manzumesi olmaktan çok insanı merkeze alan bir anlayış olarak yaşar. Bu yüzden Veysel için inanç, insanı insana yaklaştıran, dünyayı daha katlanılır kılan bir yol gibidir.
Veysel, bu dörtlükte doğrudan ontolojik bir eşitlik vurgusu yapar. Toplumun insana biçtiği değerleri (altın, gümüş gibi değerli madenler) ile daha alçakgönüllü görülenleri (tunç, sac) karşılaştırır. Ancak buradaki can alıcı nokta "Aynı vardan var olmuşuz"dizesidir. Yaratılış kaynağı tek (Vahdet) ise, birinin diğerinden üstün olması mümkün değildir. O dış görünüşe veya sosyal statüye bakarak birini "hor görmenin" aslında aynı kaynağa hakaret olduğunu hatırlatır. İnsanı dış sıfatlarına göre ayırmak, yaratılışın özündeki tekliği (Vahdet’i) idrak etmemektir. Oysa ‘Öz’de hepimiz aynı cevherin farklı suretlerde belirmesi olduğu gerçeği tüm çıplaklığıyla ortada….
***
"Ne var ise sende bende
Aynı varlık her bedende
Yarın mezara girende
Sen toksun da ben aç mıyım?"
Batıni anlayışta insan, evrenin özü yani 18 bin alemin vücut bulduğu halidir. İnsan, evrenin yansıtıldığı "küçük bir dünyadır." Tanrısal sıfatların aynasıdır. Veysel’in "Aynı varlık her bedende" vurgusu, Hakk'ın insanda zuhur etmesine, görünmesine atıftır. Bu felsefede "öteki" yoktur. Birine yapılan hor görülme, aslında o kişinin içindeki "Hakk" zerresine yapılmıştır.
Bu dörtlükte "Ene’l-Hakk" anlayışının izlerini görüyoruz. Bedenler birer "kafestir" ve içindeki ruh (öz) aynı tanrısal kaynaktandır. Ölüm zahiri rütbelerin, makamların, zenginliğin ve bedensel ihtiyaçların son bulduğu noktadır. Toprağa dönüşle birlikte mülk, sahibine döner ve tüm ikilik ortadan kalkar.
Veysel’in mezar metaforu bu eşitliğin en yalın kanıtıdır. Madde dünyasının getirdiği zenginlikler, etiketler ve mevkiler toprağın altında hükmünü yitirir. "Sen toksun da ben aç........© HalkTV
