Türk sinemasında başrol oynayan 12 araba 26 Temmuz 2026
Batı sinemasında sırf otomobiller üzerine kurulu Transformers’tan Geleceğe Dönüş’e kadar onlarca film var. Bizde otomobiller sinemanın merkezinde bu kadar yer almasa da bazı modeller filmlerle özdeşleşerek hafızalara kazınmış durumda. Yeşilçam devrinde otomobillerin yanı sıra kamyon ve otobüs gibi araçlar bile kullanıldı. Yakın dönemdeyse nostaljik arabalar öne çıktı. Batıyla bir farkımız daha var: Onlarda otomobiller daha çok aksiyon filmlerinin figürü. Türkiye’deyse ağırlıklı olarak komedi ve dram sinemasında yer buluyorlar.
Bu hafta biraz farklı bir pazar günü olması umuduyla Türk filmlerinde kültleşen arabaları derledim. Listeyi uzatmak elbette mümkün, fakat en akılda kalanlarını tercih ettim. Sıralamaysa geçmişten günümüze. Belki o filmleri bu gözle tekrar izlemek istersiniz…
ŞOFÖR NEBAHAT / DESOTO
Sinemamızın en önemli kadın karakterlerinden olan Şoför Nebahat’in filmi ilk kez 1960’ta yapıldı. Attila İlhan’ın mahlas isimle yazdığı öyküden uyarlanan ilk filmde yönetmen Metin Erksan iken, Sezer Sezin başroldeydi. Daha sonra aynı temel öykü farklı oyuncular ve küçük değişikliklerle yeniden çekildi, ana temaysa her versiyonda aynıydı: Erkek egemen bir meslekte ayakta kalmaya çalışan güçlü bir kadın. Belleklerde en çok 1970 yapımı Fatma Girik’in oynadığı versiyon kaldı.
Kalp krizi sonucu ölen babanın ardında sefalet içinde yaşlı eşi, oğlu ve kızı Nebahat kalır. 1952 model Desoto marka dolmuşun taksitleri de sürmektedir. Nişanlısı Nebahat’in çalışmasını istemez. O ise deri ceketini ve kasketini takarak direksiyona geçer. Başlangıçta alay edilir, tehdit ve hakarete uğrar. Ancak “kadından şoför olmaz” anlayışına boyun eğmez ve azimle yoluna devam eder. Çalışan kadının toplumdaki yerine dair bu film, dönemi için ilerici bir bakış sunuyordu.
Kült filmin efsane bir kadrosu vardı: Emel Sayın, Tarık Akan, Kemal Sunal, Zeki Alasya, Metin Akpınar, Münir Özkul, Halit Akçatepe ve tabi ki Adile Naşit. 1974 yapımı filmde kullanılan 1937 model Buick Special modeliyse filmin adı gibi maviydi. Dikey krom ön panjur, büyük ve ayrık çamurluklar, uzun motor kaputu, yuvarlak farları ve Amerikan otomobillerine özgü geniş ve gösterişli gövdesi ayırt edici özellikleriydi. Film boyunca sık sık arızalanırdı. Gitmesi gerektiğinde gitmez, durması gerektiğinde duramazdı bazen. Kaymakam lakabıyla Kemal Sunal direksiyonda, Kâmil Usta ismiyle Zeki Alasya sürekli tamirindeydi. Filmin komedi unsuruna katkı sağlamasının yanında, Emel Sayın’ı halının içinde kaçırmayı da başarmıştı.
SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM / BMC KAMYON
Öncelikle yakın zamanda yitirdiğimiz Kadir İnanır’ı yad edelim. Türk sinemasının baş yapıtlarından olan filmde, İlyas’ın kullandığı kırmızı BMC TM 140 model kamyon aslında karakterlerden biriydi. Kamyonu İlyas’ın sadece ekmek teknesi değil; özgürlüğünü de temsil ediyordu. Film boyunca aşk ve yol teması bu araç üzerinden işlenirken, filmlerde yalnızca otomobillerin oynayacağı tabusunu da yıkmıştı. Sinemamızın en sembolik ticari araçlarından biri kabul edilen kamyonun tepesinde Türkan Şoray’ın hayat verdiği al yazmalı Asya’nın lakabı nakşedilmişti. “Sevgi neydi? Sevgi emekti” sözlerine atfen belki de İlyas kamyonuna gösterdiği emeği Asya’dan esirgemese, film bu hazin sonla bitmezdi.
ÇİÇEK ABBAS / FORD TRANSİT
1982 yapımı Çiçek Abbas, darbe sonrası Türkiye’sinin en yaratıcı komedilerinden biriydi. Muavinlikten borç harç içinde kendi minibüsü 1981 model Ford Transit MK2’yi alan İlyas Salman’ın oynadığı Abbas, zalim eski patronu Şakir’in (Şener Şen) türlü hainliklerine karşı mücadeleden hiç vazgeçmedi. Çalıştı, didindi ve en sonunda hem dolmuşuna hem de sevdiği kadına kavuşmayı başardı. Onun kırmızı minibüsü de sinemanın başrol arabaları arasında yerini aldı.
FİKRİMİN İNCE GÜLÜ / MERCEDES-BENZ 350 SE
Uluslararası adı Sarı Mercedes olan Fikrimin İnce Gülü, Adalet Ağaoğlu’nun aynı adlı romanından uyarlandı. Başrolünde İlyas Salman’ın oynadığı eser, araba odaklı kült filmlerin başında geliyor. 1992’de vizyona giren filmde, Almanya’da yıllarca işçilik yaptıktan sonra biriktirdiği parayla bal rengi bir Mercedes satın alan Bayram’ın Türkiye’ye dönüş yolculuğu anlatılıyor. Bayram, arabasına “Balkız” adını vermiştir ve onu hayatının en büyük başarısı olarak görür. Küçük yaşta yetim kalmış, yoksulluk içinde büyümüş ve insanların lüks otomobili olanlara büyük saygı gösterdiğini düşünür. Bu saplantıyla dostlukları ve gerçek sevgiyi zamanla ikinci plana........
