We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

TAYYİP ERDOĞAN’IN ÜMMETÇİLİK AŞKI VE KANLI İSLAM TARİHİ

2 1 0
20.07.2019

Geçen günlerde Tayyip Erdoğan’ı Ali Babacan’ın yeni bir parti kurma girişimi ile ilgili olarak ‘’Ümmeti bölmeye hakları yok…’’ mealinde bir beyanı olmuştu.

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM


Tayyip Erdoğan’n siyasal propaganda olarak ‘’ümmet’’ kavramını seçmene yönelik olarak ifade ettiğini bilmekle beraber bu ifadenin dinsel sosyolojik boyutunu açıklamak istiyorum.


Erdoğan ‘’ümmetçi’’ bir inanç ve görüşe bağlı olmakla beraber kendisi kendisi ‘’MilliGörüş’’ün lideri Necmettin Erbakan ve il başkanlığı ile İBB yaptığı Refah Partisi’nden ayrılırken ümmeti bölmek hadisesi hiç aklına gelmemiştir.


Çünkü Erdoğan en uç noktada makyavelist, pragmatist ve opurtünist bir politikacıdır.


Ama yukarıda da değindiğimiz gibi katıksız bir ‘’ümmetçi’’dir.


Gelin önce ‘’ümmet’’ kavramının dinsel boyutunu açıklayalım ve kurnaz Arap paradigması tarafından saf Türk halkının beynine şırınga edilerek İslam ve Müslümanlık adına tarih boyunca ne büyük felaketlere uğradıklarını açıklayalım.
Şunu da ifade edelim ki, Yüce Atatürk’ün Türkiye’sinde artık ‘’ümmet’’ kavramına sarılanlar genellikle aslı Türk olmayanlarla, kendisini Türk hissetmeyenler sarılmaktadır.


Çünkü Türklerin çoğunluk olarak egemen olduğu bu ülkede böyleleri kompleksleri nedeniyle ya ‘’Osmanlıyım’’ ya da ‘’ümmetçiyim’’ diyebilmektedir.


Ümmet saf Arapça olarak ‘’ulus, halk’’ anlamına gelmektedir ve o dilde ‘’umme’’ olarak telaffuz edilmekle beraber Türkçe’ye bu şekilde geçmiştir.


Ama şunu ifade edelim ki, ‘’ümmet’’ sözcüğü tarihin seyri içinde dinsel anlamıyla kullanılmıştır ve tüm Müslüman ulusları içine almıştır.


Yani kısaca ‘’ümmet’’ denildiği zaman dünya yüzünde yaşayan tüm Müslümanlar anlaşılmaktadır.


‘’Ümmet’’ kavramı Arapça ‘’ulus’’ kavramından sıyrılarak neden tarihsel süreç içinde dinsel anlamı öne geçmiştir?


Çünkü Hz.Muhammet hangi ulustan olursa olsun kendi bağlılarını ‘’ümmet’’ ve ‘’ümmetim’’ kavramlarıyla ifade edip nitelemiştir ve bu nedenle gerek dünya gerekse ahiret yaşamı ile ilgili söylediği binlerce ‘’hadis’’te bu kavram yer almaktadır.


Prototip bir örnek verirsek ‘’Kıyamet günü ümmetime şefaat edeceğim’’ ve dünya yaşamı ile ilgili olarak ‘’Bu ümmetin efendisi, ümmete hizmet edendir’’ hadisleri örnek gösterilebilir.


İşte bu şekilde ‘’ümmet’’ sözcüğünün dinsel kavramı 1400 yıldır asıl anlamından sıyrılarak öne geçmiştir.


Şimdi gelelim meselenin bamteline!


‘’Ümmet’’ kavramının dinsel boyutu öne geçmekle beraber Araplar buna inanmış ve uymuşlar mıdır’’


Maalesef bin yıldır Müslüman olan saf Türkler’den başka bu kavrama ne Araplar ne de başka uluslardan Müslümanlar uymuştur.


Saftrik Türkler ise ‘’ümmet’’ adına bin sene kurnaz Araplar uğrunda oluk oluk kanlarını akıtmışlar, mallarını mülklerini başta Mekke ve Medine olmak üzere Arap ülkelerine göndermişler ve Anadolu’da başta araziler olmak üzere çeşitli taşınmazları buralara vakfetmişlerdir.


Buna karşın Arapların’da nankörlük genleri nedeniyle Türkleri fırsat buldukça sırtından kurnazca hançerlediğini biraz tarih bilgisi olan herkes bilmektedir.


Çünkü Arapların sosyolojik, kültürel ve biyolojik genleri dolayısıyla kendi aralarında bile İslam’n vazettiği ‘’ümmet’’ kavramının gereklerini hiçbir zaman yerine getirmemiştir ve kanlı çatışmalara girişmişlerdir.


Çünkü Hz.Muhammet’ten sonra Araplar münafık toplum oluşturmuş ve İslam’ın gereklerine inanmamakla birlikte inanmış görünerek aralarında kanlı savaşlara başladılar.


‘’Ümmet’’ kavramı Arap toplulukları için birbirlerine karşı kullandıkları bir slogandan ibaretti.


İslam’a inansalardı kendi aralarında yüz yıllarca sürecek kanlı savaşlar yaparlar mıydı?


Ancak saf Türkler Müslüman olduktan sonra ‘’ümmet’’ kavramına imanın........

© Halkın Habercisi