Köklerden ufuklara: Aileyi yaşatan ilkeler
Celalettin Vatandaş'ın sosyolojik ve insani boyutlarıyla aile kurumunu ele aldığı dörtleme çalışmasının dördüncü ve son halkası olan “Aile Değeri: Köklerden Ufuklara: Aileyi Yaşatan İlkeler”, modern çağın aile yapısı üzerinde yarattığı tahribata karşı köklü ve ilkesel duruşlar sunmaktadır. Serinin “Aile Durumu” ve “Aile Yorgunluğu” başlıklı ilk iki çalışmasında modern zamanların aile kurumu üzerindeki yapısal ve işlevsel etkileri incelenmiş; “Aile Umudu” ve bu dördüncü eser olan “Aile Değeri” ile de yaşanan değişim ve dönüşümlere karşı alınabilecek tedbirler ve çözüm önerileri gündeme taşınmıştır.
Eserin giriş bölümünde ifade edildiği üzere aile; yalnızca biyolojik bağlarla birbirine bağlı bireylerin oluşturduğu bir yapı değil, sevgi, merhamet, dayanışma, sadakat, güven, aidiyet, mahremiyet, sorumluluk ve fedakârlık gibi insana özgü en köklü değerlerin doğduğu ve korunduğu temel bir sosyal ekosistemdir. Tarih boyunca bütün medeniyetler aileyi toplumun varlık şartı ve toplumsal düzenin ana dayağı olarak görmüş, ancak modernleşme, küreselleşme, sekülerleşme ve dijitalleşme ile birlikte bu yapı derin bir dönüşüm ve gerilim alanına sürüklenmiştir.
Bu dönüşümün sosyo-kültürel boyutunu mercek altına alan "Değerlerden Kopuş: Aile Kurumunun Sosyo-Kültürel Erozyonu" başlıklı birinci bölümde yazar, modern çağın hızlı rüzgârlarının aile sofrasındaki sevgiyi ve sadakati dağıttığına dikkat çekmektedir.
"Bir milletin hafızası, çoğu zaman bir ailenin sofrasında, bir annenin duasında, bir babanın emeğinde saklıdır. Ancak modern çağın hızlı, köksüz ve bireyci rüzgârı, bu sofradaki sevgiyi, sadakati ve dayanışmayı dağıtıyor."
Değer kavramı eserde; bireylerin ya da toplumların iyi ile kötü, doğru ile yanlış, adil ile adaletsiz arasında yaptığı tercihleri belirleyen temel ilke ve kabuller olarak tanımlanmaktadır. Bireysel ve toplumsal boyutuyla çift yönlü bir işleve sahip olan değerler; ahlaki, dini/manevi, kültürel, evrensel, ekonomik, siyasi ve aile değerleri olmak üzere yedi ana kategoride ele alınmaktadır. Bu değer alanlarının bütüncül bir etkileşim içinde olduğu, ahlaki ve manevi değerlerin zayıfladığı bir yapıda ekonomik ve siyasi istikrarın korunamayacağı, aile değerlerindeki aşınmanın ise tüm toplumsal değer ağında çözülmeye yol açacağı vurgulanmaktadır.
Eserde, aile değerlerinin yozlaşmasıyla birlikte nesiller arası değer aktarımının kesintiye uğradığı ve toplumda Durkheim'ın kavramlaştırdığı "anomi" (normsuzluk) durumunun ortaya çıktığı ifade edilmektedir. Normsuzluk krizi; bireysel yalnızlaşmayı, suç oranlarındaki artışı ve toplumsal güvenin erozyona uğramasını beraberinde getirmektedir. Tarihsel süreçte avcı-toplayıcı toplum biçimlerinden Sanayi Devrimi'ne uzanan dönüşümü inceleyen çalışma, günümüz ailesinin iki yönlü çelişkili bir baskı altında bulunduğunu tespit etmektedir: Bir yandan küreselleşme ve bireyselleşme ile geleneksel bağlar çözülürken, diğer yandan yaşanan krizler karşısında ailenin hâlâ sığınılacak yegâne güvenli liman olması beklenmektedir. Buna karşın eser, karamsar bir tablo çizmek yerine ailenin köklerinden beslenen dinamik yapısıyla kendisini yenileme ve geleceğe güvenle uzanma potansiyeline sahip olduğunu hatırlatmaktadır.
Eserin "Kurucu/Koruyucu Aile Değerleri" başlıklı ikinci bölümü, aileyi sarsıntılara karşı ayakta tutacak 15 temel kurucu kavramı derinlemesine bir tahlile tabi tutmaktadır. Yazar, aileyi insanın yeryüzündeki varlık serüveninin ilk ve en derin kökü olarak tanımlarken; onu yalnızca biyolojik bir birliktelik değil, kişiliğin şekillendiği, sorumluluğun, sadakatin ve merhametin öğrenildiği kutsal bir aidiyet alanı olarak sunar. Bu bölümde ele alınan 15 kavramlık değer dizisinin ilk ve en hayati halkasını ise özgürlük düşüncesi oluşturmaktadır.
"Aile, insanın yeryüzündeki varlık serüveninin ilk ve en derin köküdür. Bu kurum yalnızca biyolojik bir birlikteliğin ötesinde; kişiliğin şekillendiği, değerlerin aktarıldığı, sorumluluğun, sadakatin ve merhametin öğrenildiği bir anlam ve aidiyet alanıdır."
Günümüz 21. yüzyıl kültürel paradigmasında özgürlük kavramı, tarihsel, ahlaki ve metafizik bağlarından koparılarak bireyin sınırsız arzularını meşrulaştıran bir "serbestlik" ve kuralsızlık anlayışına dönüştürülmüştür. Eserde, Antik Yunan ve Roma'daki kural koyma mücadelelerinden Orta Çağ'daki ilahi otorite-halk egemenliği gerilimlerine, Aydınlanma, hümanizm ve sekülerleşme süreçlerinden günümüz felsefi akımlarına uzanan tarihsel çizgi etraflıca incelenmektedir. Bu tarihsel dönüşüm neticesinde modern seküler akıl, insanı her şeyin ölçüsü kılarak kural koyma yetkisini tamamen beşeri iradeye devretmiş; bu durum ise evlilik ve aile kurumunu ilahi ve ahlaki bağlarından kopararak geçici bir "ortak yaşam projesi" seviyesine indirgemiştir.
Celalettin Vatandaş, modern seküler özgürlük anlayışı ile İslami özgürlük tasavvurunu karşılaştırmalı bir analizle ortaya koymaktadır. Modern seküler yaklaşımda özgürlük, bireyin kendi hazzını ve kişisel tatminini merkeze alan, sorumlulukları "kısıtlayıcı zincirler" olarak gören bireyci bir anlayışken; İslami özgürlük anlayışında özgürlük, "La ilahe illallah" ilkesinde ifadesini bulan, insanın her türlü beşeri ve nefsani tahakkümden kurtularak yalnızca Allah'a kulluk etmesi halidir. Bu perspektifte hakiki özgürlük; kuralsızlık veya keyfilik değil, Allah'ın koyduğu adalet, haya, mahremiyet ve fıtrat ölçülerine uyarak hem kendi nefsinin hem de başkalarının heveslerine esir olmamaktır.
"İslam'da özgürlük, insanın her türlü beşeri ve nefsani tahakkümden kurtularak yalnızca Allah'ın otoritesine bağlanmasını ifade eder... Bu anlayışta özgürlük, hem bireyin iradesini ilahi ölçüler doğrultusunda bilinçli şekilde kullanması hem de başkalarının haklarını ihlal etmeyecek sınırlar içinde yaşamasıdır."
Ailenin yeniden ihyasında özgürlük kavramının doğru konumlandırılması gerektiğini vurgulayan yazar, aile içinde gerçek özgürlüğün ancak kulluk bilinci, adalet, merhamet ve sorumluluk dengesiyle mümkün olacağını belirtmektedir. Haz ve tüketim odaklı seküler anlayışın aileyi kırılganlaştırdığı bir çağda; iffet, sadakat, emniyet, şükür ve kanaat gibi fıtri ilkelerle bezenmiş bir........
