Yeni bir ‘ömür kredisi' daha kazananlar
*Önce, muhterem okuyuculara dün sabah için kısa bir rapor sunayım:
Çarşamba günkü yazımın girişinde, özellikle İstanbul'daki okuyucular için yazdığım kısa notta, dün sabah için, Eminönü'nde, Galata Köprüsü üzerinde ve çevresinde, -tıpkı 1 Ocak 2025 sabahında olduğu gibi-, yüzbinlerin, büyük kitlelerin Filistin üzerinde oynanmak istenen Siyonist-emperyal entrikalarını protesto ve Filistin dâvasına sahip çıkmak bâbında yapacakları gösteriden söz etmiş ve toplumum küçümsenmeyecek bir kesiminin 'yılbaşı gecesi' adına yaptıkları çılgınlıklar sonunda daldıkları uykuları içindeyken; 'rûşendil'/ kalp ve gönül gözleri açık olan büyük kitlelerin, Siyonist- emperyal güç odaklarının, özellikle de Filistin-Gazze konusundaki entrikalarını protesto etmek üzere, 1 Ocak 2026 -Perşembe sabahı, yine Galata Köprüsü ve çevresinde yapacakları gösteriyi hatırlatmıştım.
Dün sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yollara dökülen dudakları dualı yüzbinleri, Edirnekapı'dan Eminönü'ne kadar seyrettim.. Kimileri otobüsle, kimileri yaya olarak, pek çok aile de 10 yaşın altındaki çocuklarıyla birlikte yollardaydılar..
Hava sıcaklığı, sıfırın altında, 'eksi 2-3' derecede, oldukça soğuktu.. 'Tekbîr' sadâlarıyla birlikte sakin akan bir sel gibi ilerleyen on binler arasında, 7-8 yaşındaki çocukların, bazen, 'Anne.. Baba.. Çok üşüdüm..' sözlerini ve anne-babalarından da 'Bak yavrum, Gazzeli çocukların sığınacak evleri bile kalmadı..' cevaplarını duyuyordum..
Sabahın o erken saatinde, o soğukta, niceleri sıcak evlerinden, hatta o tatil sabahında sıcak yataklarından bile çıkmaya üşenirken, sel gibi akan ve genel olarak, orta ve alt gelir gruplarından oluştuklarının resmini yansıtan bu insanlar, uzak coğrafyalardaki Müslümanların ve diğer mazlum halkların yaşadıkları acıları bu yöntemle yüreklerinin derinliklerinde de bizzat hissediyor gibiydiler.. Kendilerinden önce başkalarının acılarını da hatırlayan ve unutmayan kalp ve gönül gözleri açık bu gibi insanları olan bir toplumun mensubu olmanın hazzını duymamak kabil değildi.
Anlaşılıyordu ki, o anne-babalar, yavrularını, o soğukta, evleri-barkları, Siyonist İsrail rejiminin bombardımanları altında yıkılan Gazzeli çocukların halini, fiîlen kendi üzerlerinde de denemek suretiyle anlamaları için getirmişlerdi. Yüzbinlerin yarısına yakın kısmı da -elbette, hepsi de tesettürlü- hanımlardı ve elleri bayraklı, dilleri 'tekbîr'li..
Özellikle İbrahim Beşinci ve N. Bilâl Erdoğan tarafından yapılan konuşmalar, okunan şiirler ve marşlar dikkatle........
