‘Biz haram yemezüz' diyenler, ‘haram elinize geçmediğinden'dir..

Yazının başlında kullandığım çarpıcı söz, 800 yıl öncelerden olup, (merhûm) Yûnus Emre'ye nisbet edilir. Onun şiirleri veya nefesleri arasında böyle bir sözü var mı, bilmiyorum.. Mevcut 'divan'larda da bulamadım. Ama, Yûnus'a yabancı olmayan bir söz ve anlatım kıvraklığı onu tedaî ettiriyor; çağrıştırıyor.

Bu konuya bu kadarca değindikten sonra, 'itirafçı' olmak isteyenlerin haftalardır, gazetelerde yayınlanan bazı yolsuzluk dosyalarına değinmek gerekiyor.

Hele, son birkaç yıldır uygulanan ve 'itirafçı olmak' isteyen 'sanık'ların gazetelerde yayınlanan çarşaf-çarşaf beyanları.. Bu 'itiraf'ların ne kadar gerçek olduğu ayrı bir konu.. Onu mahkemeler değerlendirecek.. Esasen, mahkemelerce, 'itirafçı olmak' isteyen her sanığa, hemen 'Buyur!' denilmiyor.

Hemen ekleyelim, her sanığın, 'itirafçı olmak' hakkı vardır, ama, mahkeme bu hakkı tanırken, bu istekte bulunanların sözkonusu yargılamalarda etkili olacağına dayanmaktadır. Yani, 'itirafçı' olmak isteyen her sanığın talebi mahkemelerce hemen kabul edilmeyip, o 'itiraf'ların, karmaşık konuların anlaşılmasına yardım edeceği kanaati etkili olmaktadır..

Bu gibi itirafçıların beyanlarına daha bir etraflıca bakıp, kamuoyuna mal olan ve üzerindeki örtüler kaldırılamamış nice dâva dosyalarının yarınlarda, neler getireceğini kestirmek mümkün değildir.

Son haftalar boyunca yapılan 'itiraf'lardan, hattâ kendisini kurtarmak için, geçmişte birlikte hareket ettikleri nice eylem ortaklarını ele verenlerin, karanlık dünyalarından belki yüzde biri bile bulmayan hikayelerini okudukça, karşımıza çıkan nice müstekreh simaların öğrettikleri ibret vericidir..

Sadece İstanbul BŞ Belediyesi'nde döndürülen dolaplar etrafında ortaya saçılan kurnazlıklar bile insanı şaşırtıyor. Ve ülke çapında da, başka belediyelerde de benzer uygulamalar yaygınlaştıkça, o cenahtan en fazla dillendirilen itiraz, 'Niye hep muhalefet? İktidar partisinde bu gibi kanunsuzluklar hiç mi yok?' diyorlar.. Bu da, yapılan nice yolsuzluk iddialarının sulandırılması ve sosyal bünyenin her tarafına yayılan bir çürümenin daha bir derinleşmesi olmaktadır.

İnsan ilişkilerinde 'beraet-i zimmet asıldır', (yani, kişileri suçlamak için ciddî ve delilli iddialar yoksa, herkesin suçsuz olduğunu........

© Haksöz