menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ölüler diyarında senfoni

25 0
31.08.2026

Ölüler Diyarına ilk girdiğinizde ölü olduklarını anlamazsınız. Zaten ölü değillerdir. Nefes alırlar, yürürler, çalışırlar, gülerler, çocuk büyütürler, sofralar kurarlar. Şehir oldukça canlıdır. Sabahları fırınlar açılır, kahvelerde çaylar demlenir, dükkânların kepenkleri kaldırılır. Memurlar işlerine gider, çocuklar okul yollarını doldurur, akşamları evlerin pencerelerinde sarı ışıklar yanar. Camilerde ezan okunur, kitapçılarda kitaplar satılır, insanlar birbirlerinin cenazelerine katılır. Dersler yapılır, vaazlar verilir, sempozyumlar düzenlenir. Din konuşulur, siyaset konuşulur, sosyoloji konuşulur, tarih konuşulur. Geçmiş uzun uzun tartışılır, gelecek hakkında sayısız senaryolar üretilir. Kitaplar yazılır, makaleler yayımlanır, paneller düzenlenir; herkesin söyleyecek bir sözü, anlatacak bir fikri vardır. Kısacası hayat bütün alışkanlıklarıyla devam eder ve şehir konuşmaktan hiç yorulmaz. Hatta bu şehirde herkes kendince hakikatin kürsüsünden konuşmaktadır.

Aslında hakikati bilmeyen de pek yoktur. Ölüler Diyarının sakinleri cahil değildir. Hatta bazıları hakikati, onu söyleyenlerden beklenmeyecek kadar iyi bilir. Tarihi, toplumu, adaleti, tevhidi, şirki, zulmü ve daha nice şeyi incelikle bilir ve tefsir ederler. Kimin haksızlık yaptığını, kimin sustuğunu, kimin korktuğunu da bilirler. Adaletin ne olduğunu bilirler. Özgürlüğün kıymetini bilirler. Haysiyetin ne olduğunu bilirler. Fakat bütün bu bildiklerini, hakikatin kendilerinden bir söz ve bir bedel istediği yerde sessizliğe gömerler.

Bu insanlar müteredditlerdir. Tereddütleri, hakikat ile korku arasında sürekli gidip gelmekten kaynaklanır. Ama onlar buna korku demezler; bunun adı tedbir ve maslahattır. Sabah hakikatten yana olurlar, öğle vakti biraz daha beklemeye karar verirler, akşam güvenliği düşünürler, gece ise vicdanlarını rahatlatacak birkaç cümle bulup uyurlar. Ertesi gün her şey yeniden başlar. Böylece........

© Haksöz