We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Bir Devrin Anatomisi ve Mağrur Bir Adamın Hazin Hikâyesi

4 1 6
27.12.2018

Zararı yok, hayal kırıklığı en dizginleyici tedavi benim için.

Virginia Woolf

Adım Adım Hayal Kırıklığına Doğru

Savaş sonrasında Türkiye Cumhuriyeti’nin ilanını müteakip teşekkül ettirilen ordu, bürokrasi, meclis ve diğer kamu kurumlarının tarihi, bir yönüyle bir tasfiye hareketi tarihidir.

Osmanlının çok unsurlu halk kitleleri hep birlikte bir varlık yokluk savaşı vererek varlıklarını Anadolu denen topraklarda koruyacak bir güvenli adaya kavuştuklarını düşünüyorlardı. Kopan her bir memleket, bir uzvun kopması gibi acı veriyordu ama gel gör ki elden gelen bir şey yoktu. Artık Yemen’in kahve kokusu çok uzaktı. Halep’in çarşılarına el uzanmıyor, Kırım bir puslu hayal olarak kalıyor, Kerkük türkülerinin sesi kısılıyor, Mağrip gittikçe uzaklaşıyor, Bingazi’nin, Misrata’nın gözleri yaş doluyor, Drina köprüsü kan ağlıyor, Saray-Bosna sebillerinden su akmıyordu. Bir hüzün sağanağı basmış, bir ayrılık fırtınası esmişti. Elde avuçta kalan ise bir küçük Anadolu olmuştu koca Osmanlı memalikinden!

Ayakları çıplak, sırtı açık, elleri nasırlı, gözleri yaşlı, elinde avucunda bir şey olmayan bu halk, bu ihtiyar emmiler, koca kadınlar, ulu hocalar, beyler, paşalar gün geldi süpürge tohumlarından ekmek yapıp yedi, yeter ki dinimiz, namusumuz, vatanımız çiğnenmesin, halife efendimize bir keder gelmesin, gavur potini topraklarımızı çiğnemesin, ehl-i salib galip gelmesin yeter ki; biz can vermeye razıyız, dedi.

23 Nisan 1920’de Meclis’in açılması ve 29 Ekim 1923’te de cumhuriyetin ilanı ile birlikte Osmanlı’nın hayatı nihayete eriyor ve onun külleri üzerinde yeni bir rejim kuruluyordu. Yeni cumhuriyete İstiklal Marşı yazmak da bizim Hoca Tahir Efendi’nin mahdumu Akif’e nasip oluyordu. Kendisinin sahabeden sonra en hakiki mümin saydığı Babanzâde Ahmed Naim’in ‘bu devletin marşını sen mi yazacaktın’ diye sitem ettiği Akif!

Yeni rejimin ilk siyasi partisi Cumhuriyet Halk Fırkası oldu. 9 Eylül 1923’te ‘önce insan, önce birlik, önce Türkiye’ sloganları ile kurulan, ideoloji olarak zaman içerisinde Atatürkçülüğü, Sosyal Demokrasiyi ve Demokratik solu benimseyecek ve kendisini merkez sol olarak tanımlayacak bugünlerin Cumhuriyet Halk Partisi’dir bu. 1923’ten 1950’ye kadar tek başına aralıksız iktidarda kalan parti, Mustafa Kemal tarafından Halk Fırkası adıyla kurulmuş ve isminin başına 1924’te ‘Cumhuriyet’ sözcüğü eklenmiştir. 1935’te yapılan dördüncü kurultayda ise adını ‘Cumhuriyet Halk Partisi’ olarak değiştirmiştir. Cumhuriyetin ilanının 10. yıl dönümünde okunan nutuk sırasında Mustafa Kemal kürsüde hem Cumhurbaşkanı ve hem de CHP Genel Başkanı olarak bulunuyordu. Hem parti başkanı hem cumhurbaşkanı olarak ülkenin tek adamıydı. Kökleri 1920’li yılların başlarına dayanan meclisteki vekillerin iki gruba ayrılması hareketi, Türkiye siyasetindeki derin çatlağın özünü oluşturur. Birinci grup CHP’yi kuran ekiptir. Bunlar Refik Saydam, Celal Bayar, Sabir Sağıroğlu, Münir Hüsrev Göle, Cemil Uybadın, Kazım Hüsnü, Saffet Erıkan ve Zülfü Bey’dir. Partinin ilk genel sekreteri de Recep Peker olmuştur.

İkinci grup ise, başta halifeliğin kaldırılması olmak üzere, çeşitli meselelerde itiraz eden, ikinci mecliste muhalif milletvekillerinin sayısının azaltılmasını kabullenmeyen ve hemen hepsi geçmişte Mustafa Kemal’in yakın silah arkadaşlarından olan Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Adnan Adıvar, Ali Fuat Cebesoy, Hüseyin Avni, Cafer Tayyar Eğilmez, Refet Bele gibi isimlerden oluşur. Bu ikinci grup daha sonra yeni cumhuriyetin ilk muhalefet partisi olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın (TCF) kurucuları olacaktır.

17 Kasım 1924’te kurulan TCF, 5 Haziran 1925’te Şeyh Said’in kıyam hareketi ile bağlantılı sayılarak kapatılmıştır. Hareket sonrası çıkarılan Takrir-i Sükun Kanunu marifetiyle önde gelen birçok ismin idam veya siyasetten tard edilmesi ile CHP 1946 yılına kadar tekeline aldığı siyasette istediği boruyu öttürmekten geri durmayacaktır.

Terakkiperver Parti, tüzüğünde cumhuriyet ilkesini, liberalizmi ve demokrasiyi benimsediğini belirtmiş, aynı zamanda ‘dini inançlara da saygılı’ olduğunu açıklamıştır. Mustafa Kemal Nutuk’ta bu durumu "dini siyasi çıkarlara alet etmek" olarak yorumlamıştır. Rauf Orbay'ın parti kurulmadan önce cumhuriyet ile ilgili eleştirilerinden ve parti kurulduktan kısa bir süre sonra bazı rejim muhaliflerinin parti etrafında toplanmasından endişe edilmiş, Şeyh Said hareketi sonucunda parti kapatılmıştır. Amasya Tamimi ile Kurtuluş Savaşı’nı başlatan beş veya yedi kişilik kadronun Mustafa Kemal ve İsmet İnönü hariç tüm üyeleri, Terakkiperver Fırka'nın kurucu ve liderleri arasında yer almıştır. Mustafa Kemal, Nutuk’ta Terakkiperver Fırka kurucularını ‘cumhuriyet düşmanlığı, saltanatçılık, halifecilik, İngiliz yandaşlığı, isyan kışkırtıcılığı ve vatan hainliği’ ile suçlamıştır.

Bu arada Sebilürreşad dergisini çıkaran Mehmet Akif’in birçok yakın dostu ve yol arkadaşı da kurulan İstiklal Mahkemelerinde yargılanmış, hatta Ankara İstiklal Mahkemesinde yargılanması ile kendi istedikleri manada yeterli bir sonuca ulaşamadıkları düşünülerek ikinci kez de Diyarbakır İstiklal Mahkemesinde yargılanmıştır. Bu yıllarda Akif ise artık çoktan Mısır’a göçmüştür.

Mehmet Akif Birinci Meclis’te Burdur vekili olarak bulunmuştu ancak İkinci Meclis’e girememişti. Mehmet Akif daha sonra bir cinayetle ortadan kaldırılan Trabzon mebusu Ali Şükrü Bey ile birlikte Ankara’ya gitmiş ve Birinci Meclis’e girmişti. Ali Şükrü Bey’le bir dostluğu vardı.

Ali Şükrü Bey meclisin en sert ve direngen muhaliflerinden birisidir o tarihte. Özellikle halifeliğin kaldırılmasına sert muhalefet eder. Balkan Savaşları’na, Pontus Ayaklanması’nın bastırılmasına ve Koçgiri İsyanları çatışmalarına katılmış, bizzat Mustafa Kemal’i koruyan muhafız kıtasının komutanı Milis Yarbay Topal Osman’a, Ali Şükrü Bey’i ortadan kaldırma emri verilir. Bu emri yerine getiren Topal Osman da akabinde derin devletin zinde güçleri tarafından ortadan kaldırılarak cinayetlerin üstü kapatılır.

Aynı dönemde Hüseyin Avni Bey de önemli muhaliflerden biridir. Hüseyin Avni Bey ikinci grubu örgütleyen en önemli kişidir. Bu grubun desteğiyle mecliste ikinci başkanlığa bile seçilebilmiştir. İzmir Suikasti davasında yargılanmıştır. 1948’de İstanbul’da vefat eden Hüseyin Avni Bey’in kızı Fethiye Hanım Anadolu Sosyalizmi fikrinin mimarı, Türkçü düşünce adamı Nurettin Topçu (asıl adı Osman Nuri) ile evlenmiştir.

Bu hengamede Mehmet Akif ve arkadaşlarının çıkardığı Sebillürreşad dergisi kapatılmıştır. -Çünkü Şeyh Said’in zaman zaman Sebillürreşad dergisi okuduğu tespit edilmiştir (!)- Akif’in yakın dostu Ali Şükrü Bey cinayetle ortadan kaldırılmıştır. Halifelik ilga edilmiş ve halk ile birlikte mebusların önemli bir kısmı buna karşı öfke ile dolmuştur. Akif’in emekli maaşı kesilmiş ve gittiği her yerde kendisini takip eden bir gizli polis ekibi peşine takılmıştır. Daha fazla dayanamayan Akif, ‘Ben ölsem Akif benim gibi adamı çok bulur ama Akif ölse........

© Haksöz