Goebels'ten Halep'e: Yalanın devriyesi

Günümüz savaşları, iletişim imkânlarının gelişmesi sayesinde artık neredeyse canlı yayın eşliğinde izleniyor. Dünyanın herhangi bir bölgesinde yaşanan bir çatışma, savaş muhabirlerine ihtiyaç olmaksızın sahadaki görüntülerine kadar anbean medyaya yansıyor.

Herkesin elinde bulunan cep telefonları ve kolaylıkla paylaşım sağlayan sosyal medya ağları, bilgiye ulaşmayı hiç olmadığı kadar kolaylaştırdı. Ancak bu durum, gerçeğin daha kolay anlaşılmasını sağladığı kadar, yalanın ve manipülasyonun da daha hızlı yayılmasına zemin hazırlıyor.

Gerçeklik ne olursa olsun, çarpıtma, abartma ve düpedüz yalan haber üretimi, ne yazık ki hâlâ karşılık bulabiliyor.

Bu duruma örnek olarak; Halep’te, Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde Suriye Ordusu ile PYD militanları arasında yaşanan çatışmalarda, toplam 56 kişinin hayatını kaybetti. Oysa Diyarbakır sokaklarında “Halep’te 16 bin Kürdün katledildiği, bunların büyük çoğunluğunun sivil olduğu” konuşuluyor.

Bu iddiayı dillendirenleri dünyadan, medyadan ya da teknolojiden bihaber sanmayın. Üniversite öğrencisinden öğretmene, ev hanımından akademisyenine kadar, ellerinden telefon düşmeyen geniş bir kitle bu abartılı rakamları sorgulamadan tekrarlıyor.

Tam da bu noktada, Nazi Almanyası’nın propaganda bakanı Goebbels’in çok bilinen sözü ister istemez akla geliyor: “Bir yalan, çok fazla tekrar edilirse gerçek olarak kabul edilir.”

Goebbels’e göre insanların büyük çoğunluğu rasyonel değil, duygusal tepkilerle hareket eder. Öfke ve mağduriyet duygusu sürekli beslenirse, gerçekler arka planda kalır.

Bugün aynı yöntemlerin hâlâ büyük bir ustalıkla uygulandığını görmek gerçekten çok........

© Haksöz