Bir yanılsama hikâyesi: Rojava devrimi |
Suriye devrimi gerçekleştikten sonra bütün gözler PYD ile Suriye hükümeti arasındaki muhtemel gelişmelere, mevcut çelişki ve ihtilafların seyrine çevrilmişti. Fakat mamafih uzunca bir süredir devam eden mutabakat arayışı yerini sıcak çatışmalara bıraktı.
Suriye hükümetiyle PYD arasında Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde başlayan çatışma; bu söz konusu iki mahalle dâhil PYD’nin Rakka ve Deyrezzur’dan çıkarılmasıyla neticelendi. Hâlihazırda çatışmalar Haseke sınırlarına dayanmış durumda.
Aslında bu sonucun gelmekte olduğunu görmek için kâhin olmaya gerek yoktu. Sahici bir toplumsal zemine değil; konjonktürel ittifaklara, dış desteğe ve ideolojik hamasete yaslanan her yapı gibi PYD’nin inşa ettiği güç de bir balondu ve balonlar eninde sonunda patlar. Bugün Halep’ten Haseke sınırlarına uzanan gelişmeler, bir askeri yenilgiden çok, bir yanılsamanın hikâyesidir.
Bölgedeki gelişmeleri yakından takip edenler açısından bu sonuç sürpriz değildi. PYD, devrim sürecine pek bir katkı yapmadan kurduğu bazı ittifak ilişkileri neticesinde kendi fiziki güç ve kapasitesinin çok üzerinde bir alanı tahakkümü altına almış, bunun verdiği özgüvenle maksimalist taleplerinden ödün vermiyordu.
Suriye devriminin ardından PYD ile Şam yönetimi arasındaki ilişki; PYD kanadında açık bir düşmanlık, Şam yönetimi kanadında da sabır ve ertelenmiş bir hesaplaşma üzerine kuruluydu. PYD, devrim sürecine belirleyici bir katkı sunmadan; ABD öncülüğündeki ittifak, IŞİD’le mücadele gerekçesi ve bölgesel kaosun sunduğu fırsatlar sayesinde kendi kapasitesinin çok ötesinde bir alanı kontrol etmenin sağladığı avantajlara bel bağlayarak sahadaki gerçek karşılığının çok üstünde taleplerde bulunuyordu.
PYD açısından Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahalleleri yalnızca askeri mevziler değil; “adem-i merkeziyet” adı altında dayatılan parçalı Suriye tasavvurunun en uç direniş noktalarıydı. Nüfusunun ezici çoğunluğu Arap olan Rakka ve Deyrezzor’u, bu bölgelerdeki enerji kaynaklarıyla birlikte elinde tutmanın verdiği özgüvenle, merkezî devlet yapısının fiilen........