We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Türkiye’nin görünmez eli

114 4 0
24.06.2019

Kapitalizmin atası Adam Smith serbest piyasanın adeta bir “görünmez el” tarafından yönetilerek kendi dengesini bulduğunu iddia eder “Milletlerin Zenginliği” eserinde. Eğer müdahale edilmezse arz ve talep bir süre sonra birbirini dengelemeye başlar, sonunda da arzu edilen karşıt güçlerin birbirini dengelediği ‘equilibrium’a ulaşılır. Ancak kapitalizmin işleyişinde çoğu zaman devletler görevi bu görünmez ele bırakmaz, müdahale etmek zorunda kalır.

Siyasete böyle bir görünmez el mi müdahale ediyor zaman zaman?

Müdahale edilmese 31 Mart seçimlerinde muhalefetle iktidar güçleri kendi dengesini bulmuş, Türkiye vakit kaybetmeden önündeki sorunları çözmeye odaklanmış olacaktı. Az bir farkla da olsa sandık kararını vermişti ve önümüze bakmalıydık. Ama bir şey oldu. Tam ne olduğunu belki çok sonra anlayacağız.

SONUÇ BELLİYDİ

Bir kere seçimlerin yenilenmesinin ters tepeceği, Türkiye seçmeninin mağdura sempati duyduğunu öngörmek için uzman olmaya gerek yoktu. Hele hele yenilenme kararının altının doldurulamaması da iktidarın aleyhine işleyecekti. Bu açıdan Ekrem İmamoğlu’nun farklı zaferi sürpriz olmadı, ama bu sefer hakikaten de “zafer” sözcüğünü hak ederek zaten kazandığı makama bir kez daha geldi.

Aslında devletin en tepesi daha ilk geceden bu mağlubiyeti kabul etmişti. Verilen ilanlarda ve Cumhurbaşkanı’nın yaptığı konuşmada büyük şehirlerin kaybedildiği vurgulanmıştı. Saray’ın bu tekrara içten içe pek gönüllü olmadığı bile kolaylıkla söylenebilirdi.

Bir kere önümüzdeki dört sene boyunca muhalefetin İstanbul’u kıl payı kazandığı gibi altın kaplı bir propaganda malzemesinden oldular seçimin yenilenmesini sağlayarak. 13 bin oyla alınan seçimin meşruiyetini her fırsatta dile getirebilirlerdi oysa. Şimdi 777 bin oy farkından bir malzeme çıkmaz, ama yıl başında adını hiç kimsenin bilmediği Ekrem İmamoğlu’ndan bir kahraman doğar. Siyasette de yıldızlar böyle bir gecede, bazen kimsenin, hatta kendisinin bile beklemediği şartların oluşmasıyla doğar.

İmamoğlu’nun bu zaferinde “görünmez el” etkisi mi var? Öyle anlaşılıyor ki sınırlı demokrasiye yatkın, tepkisini sadece sandıkta göstermeye meyilli Türk seçmen iktidarı uyarmak, dengelemek istedi. Kutuplaşan ve neredeyse gerginlikten dolayı patlamak üzere olan, her önüne gelenin alenen sokakta görüşünden dolayı adam dövmeye başladığı Türkiye’de beklenen makul denge bulundu.

***

ÇOK ÇEKİCİ BİR KOMPLO TEORİSİ

Komplo teorisi meraklıları bu görünmez ele isim ve vücut da vermeye meyilli olacaktır. İtiraf edeyim ki Devlet Bahçeli’den böylesi bir mitolojik kahraman yaratmanın çekici bir tarafı da yok değil.

Erdoğan’dan daha çok bu seçimin olmasında ısrar eden Devlet Bahçeli’ydi. Hiçbirimizin adımlarını önceden kestiremediği, geçmişte aldığı kritik kararlardan dolayı çoğu kişinin öfkesini toplayan, küçücük partisiyle iktidara yön veren bu siyasi ‘enigma’ bu sefer ne yapmak istedi? Bile bile iktidarın böylesi bir sandık dersi almasını istemez. Sonucu öngöremedi diyene de gülerim; her şeyin hepimizden daha iyi farkında o.

Üzerinden uzun bir süre geçtikten sonra bakınca Bahçeli’nin kimi inatlarının olumlu sonuçlar verdiğini de düşünmüyor değilim. Mesela, 2002’de koalisyonu bozacağım diye tutturmasaydı........

© Habertürk