We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Tanıdığım kadarıyla Robert De Niro ve Nobu Matsuhisa

73 3 0
01.07.2022

Kapakta sadece “De Niro (Çünkü Tanrı müsait değildi)” yazıyor, Robert De Niro’nun adeta alelacele çekilmiş bir portresine eşlik ediyor. 1997 yılından bir Esquire kapağı bu. 10 sayfaya yakın yazıda De Niro’yla toplam 10-12 dakika konuşulmuş, kalanı yazarın hayal gücü. “Sormamı istediğin bir şey var mı?” sorusuna “Hayır, zannetmiyorum,” gibi kısa yanıtlar veriyor. “Ne konuşalım?” dendiğindeyse “Bilmem, aklıma bir şey gelmiyor.”

Ama o 10 sayfa boş lafla dolmadı. Yazar De Niro’nun yaşadığı Tribeca’yı dolaşıyor, evinin etrafındaki esnafa uğruyor, hatta bir ara köşedeki pizzacıda aktörün bir dilim yiyip yemediğini hayal ediyor. Esquire’ın tarihinde edebiyat var; şöhretlerle yaptıkları söyleşiler, portreler de kısa öykü tadındaydı eskiden. Mike Sager’ın De Niro röportajı da böyleydi. İnsana yazar olması için ilham veren cinsten.

Söyleşinin yapıldğı sıralarda Robert De Niro münzeviye yakın bir hayat yaşıyordu. Özel hayatı hakkında çok az konuşuyor, hemen hemen hiç söyleşi vermiyordu. Söyleşi vermeye ihtiyacı yoktu, çünkü bir ürüne adını vermesi başlı başına tanıtımdı, kalite tesciliydi.

MÜTEVAZI YAŞLI BİR AMCA

View this post on Instagram

2015 yılında New York’ta bir otel odasında Robert De Niro’ya şu anda bir grup gazeteciyle bulunmaktan nefret edip etmediğini sordum. Dünyanın farklı köşelerinden gazeteciler bir yuvarlak masada “The Intern” adlı berbat filmi hakkında konuşmak için toplanmıştık. Odaya girer girmez huşu uyandıran bir hali vardı, ama bu daha çok ekrandaki efsanenin yansımasıydı. Karşımızdaki daha çok mütevazı, babacan bir yaşlı adamdı. Sorum üzerine hafifçe gülümsedi, “Yoo, filmin tanıtımı için ben de elimden geleni yapmaya çalışıyorum,” dedi.

Bütün sorulara yanıt verdi, hiç kızmadı, çok sabırlıydı. Sıkılıyorsa belli etmedi, ne de olsa dünyanın en iyi oyuncusu sayılır. Ama özel olarak ağzından alıntılanmaya değer bir cümle de çıkmadı. Sınırlı süre olmasına rağmen De Niro’yla konuşacak konu kalmadı. Ben bir ara “Marty’le yeniden çalışacak mısınız?” dedim. “Bir şeyler konuşuyoruz, bakalım,” dedi. “The Irishman” dört sene sonra vizyona girdi. Sohbet o kadar sıradanlaştı ki gazetecilerden biri “Boks yapıyor musunuz­­­ hala?” diye saçma bir soru sordu, o da epeydir yapmadığını söyledi. Birkaç kelimelik kısa cümleler, ama hep kibar ve saygılı.

TAM BİR TÜCCAR

De Niro’nun “The Irishman”e kadar oynadığı son büyük film “Wag the Dog” olmalı. Arada yan rollerde oynadığı bir-iki tane iyi yapım var ama çoğunluk sadece para için alelacele yapılmış, ne gelirse evet denmiş filmlere benziyor. “Analyze This” ile başlayan bu süreçte De Niro tam bir tüccar aktör oldu. Aktörlüğünü dışında iş adamlığını da daha fazla ön plana çıkmaya başladı. 1994’te ortak olduğu Nobu zincirlerinden sonra başka lokanta ve otel işletmelerine de girdi. Dünyayı gezip gezip yeni Nobu şubelerini tanıtıyor. İstanbul’da ona film çekip çekmeyeceğini........

© Habertürk


Get it on Google Play