menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tanıdığım kadarıyla Kanye

100 0
04.06.2026

Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü. Visvim mokasenlerin, Riccardo Tisci’nin Givenchy marka rottweiler baskılı t-shirt’lerinin, evde turşu yapmanın, sakal uzatmanın, oduncu gömleklerinin, organik tarımın, ‘sous vide’ pişirme tekniğinin, Brooklyn’e taşınmanın, erkekler için “Entourage” kızlar için “Girls” dizilerinin, hafta sonu Miami seyahatlerinin, hayatın her alanındaki “collab” modasının başlangıcının, CD’lerin yavaş yavaş yok oluşunun, iPod’dan iPhone’a geçişin, Fairfax Caddesi’nin, Paris Moda Haftası’nın sektör içi bir etkinlikten şöhretler balosuna dönüşmesinin, Balmain jean pantolonların, Wall Street’i işgal hareketinin, Kardashian ailesinin, ilk siyah başkanın, seks kasetlerinin, Facebook’ta statü paylaşmanın, Yelp ve Foursquare’in yorumlarının, Hedi Slimane’ın dar kesimlerinin, poké kaselerinin yıllarıydı. Galiba hepimizin son mutlu olduğu dönemlerdi.

Birkaç sene içinde hip-hop kültürü ana akıma tamamen hakim olacak, rock müziğini sollayarak dünyanın en çok dinlenen müzik türü olacaktı. Kanye West böyle bir dönemde, 2000’lerin ortasında ilk albümüyle ortaya çıktı ve dünyanın büyük bir değişimden geçtiği bir dönemde, en az 15 yıl, belki de daha fazla dünyanın zirvesindeydi. İstanbul’daki konserde görüldüğü üzere yeni turnesinde “Akira”dan esinlenen yer kürenin üzerindeki set düzeni sadece bir metafor değil, yakın zamana kadar gerçekten de yerküredeki etkisinin adeta özetiydi.

“Ben bir yaratıcı dâhiyim,” onun belki de en fazla bilinen ve sık sık tekrarlayarak beynimize kanıtladığı cümlesi. Einstein, Walt Disney ve Steve Jobs’la eşit bir seviyede görüyordu kendisini ve haksız mıydı; emin değilim. Dünyanın akışını değiştiren bu dâhiler gibi Kanye’nin de müzik, moda ve gündelik hayata etkisi tartışılmaz. Kanye’nin de en mutlu olduğu yıllardı.

Şöyle bir etkiden bahsediyorum: Kanye şortunun altına uzun tayt giydiğinde ertesi gün Brooklyn’de bütün gençler aynı şekilde spor yapıyordu. Bazı şarkı sözleri alıntılandığında referansı açıklamaya gerek kalmıyordu. En sevdiklerimden biri: “Nobu’ya çıplak ayakla girdi.”

Müzik dünyasında ilk kez rap yıldızlarının sadece otomobiller, kıyafetler ve kadınlar (“cars, clothes and hoes”) dışındaki konular hakkında da müzik yapabileceğini kanıtladı. Toplumun sürekli sert görünme baskısı altında tuttuğu adam duygularını, yenilgilerini, kalp kırıklıklarını, annesini kaybetmenin acısını filtre olmaksızın haykırıyordu. Onun açtığı yoldan Drake’ler geçti sonradan.

Ferzan Özpetek’in “Hamam” filminden sonra sıcak mermerlerin üzerinde sadece yıkanıldığını iddia eden hamamcılar derneklerinin açıklamaları misali çeşitli kurum ve kuruluşları da kendilerini sürekli Kanye’ye laf yetiştirmek zorunda hissediyordu. “Fransız lokantasındayım, croissaint’ımı çabuk getirin,” lafına karşı croissant’ın uzun emek harcayan bir hamur işi olduğu, aceleye getirilemeyeceğini........

© Habertürk